VEMA ERSELNAKE

 

VEMA ERSELNAKE

 

Peygamber Efendimizin rahmetinin herkese olması nasıldır?

Ayeti Kerimede ne deniliyor (Vema erselnake illa rahmeten lilalemin) "Biz seni alemlere rahmet olarak gönderdik." Madem ki,bütün alemlere rahmet idi,neden kafirlere de bu rahmet olmasın.Eğer,böyle olmamış olsaydı (Vema erselnake illa rahmetenlil müslimin) veya (Lil mü'minin) demesi lazım gelirdi.

Nasıl güneş umuma şamil ise,ısısını,ışığını hiç bir şeyden esirgemiyorsa,Resulullah Efendimizin rahmeti de bütün alemleredir.Mü'mine,kafire,yere,toprağa,bitkiye ve bütün alemlere. Bu rahmet,Cenabı Hakk'ın sıfatlarıyladır.Allah'ın sıfatlarından faydalanmayan hiç bir canlı yoktur.Bu sıfatların başında,hayat sıfatı gelir.Hayatını hiç bir şeyden esirgiyor mu? Bu hayvandır,bu bitkidir,bu kafirdir,bu mü'mindir diye ayırmıyor,aynı hayat hepsinde var. İlim, duyma,görme her canlıda var.İşte,dünyada böyle,bütün canlılara rahmet ettiği gibi, ahirette de bütün canlılara,bütün alemlere rahmet edecektir.

Ahirette de bütün insanlara ve canlılara rahmet ettiğine göre cehennemliklerinde cehennemden kurtulmaları lazım gelmez mi? Dünyada iken Resulullah Efendimiz,bütün alemlere rahmet etmişti.Bu durumda,kafirler,neden kötü olarak kaldılar? Onlar neden bu rahmete mazhar olmadılar? Aslında onlar bu rahmete mazhar oldular ama,onların mazhar oldukları rahmet onları kafirlikten kurtarmak için değil,dünyalarının mamur olması içindir ve Hazreti Muhammedin Rahmeti,bereketi iledir.Eğer onlara,Hz.Muhammedin rahmeti erişmeseydi, dünyaları tenvir olmazdı.Demek ki,onların dünyalarının tenvir edilmesi Hz.Peygamberimizin rahmeti ile olmuştur.Onun için alemi ahirette ehli cehenneme rahmeti rahman isabet ettiği zaman,onların cehennemden kurtulmaları icabetmez.Yalnız cehennemdeki azaplarının hafiflemesi söz konusudur.Cehennem azabına alışkanlıkları,onlar için bir rahmet olacaktır.Bu hal,dünyada da böyledir.

Bir insan, yeni bir işe teşebbüs ettiği zaman o iş ona ağır gelir.Fakat,işine alıştıkça hafifler. Cehennemliklerin,cehennem azabına olan alışkanlıkları,onlara Hz.Peygamberin bir rahmeti olacaktır. İşte bu itibarla "Vema erselnake illa rahmetenlilalemin" denilmiştir.Yani "Biz seni alemlere rahmet olarak gönderdik." Bütün alemler denmesindeki sebeble on sekiz bin alemi kastediyor. Türkçe manada rahmet: Allah'ın insanlara bağışladığı iyiliklerdir. Peygamber Efendimiz,bu alemdeki yaratıkların ilkidir.Cenabı Allah,hiç bir şeyi halketmeden önce gizlilikte idi.Bu gizlilikten zuhura gelmesi,Nuri Muhammedi ile olmuştur.Neden evvela Nuri Muhammedi deniliyor? Eğer Nuri Muhammedi halk olunmasa idi,bütün alemler karanlıkta kalırdı.Dünyamızı aydınlatan güneş bile,ışığını Resulullah Efendimizin nurundan almaktadır.

Resulullah Efendimizin Nurunun ilk halk olunmasının hikmeti,karanlıkları gidermek içindir. Bu alem sonradan olma değildir,hep var idi,fakat görünmüyordu,bu alemin görünmesi Nuri Muhammedi iledir.

Bu sebepten dolayıdır Resulullah Efendimiz hadisi şeriflerinde (Evvelü ma halakallahü nuri) "Allah evvela benim nurumu halk etti" buyuruyor.Bu nurun halk olunması, karanlıklardaki her şeyin görünmesine sebep olmuştur.

Diğer bir hadisi şeriflerinde (Evvelü ma halakallahü ruhi) "Allah evvela benim ruhumu halketti" buyuruyorlar.Ruh ise,karanlıklarda bulunan cisimleri harekete geçirir. Çünkü ruhun isbatı hayattır.Hayatın isbatı ise harekettir.Bir yerde dirilik,canlılık olduğunun bilinmesi neyle anlaşılır? Hareket ile anlaşılır.Karşıdan gördüğün bir cisme baktığın zaman, eğer hareketi yoksa o cisim ölü demektir.Eğer hareketi var ise orada bir hayat,canlılık olduğu anlaşılır.

Bundan sonra da bu cisimleri birbirinden ayırt etmek için (Evvelü ma halakallahü ilmi) " Allah evvela benim ilmimi yarattı" diyor.Şayet ilim olmasaydı,bir hayvanla bir insanı birbirinden nasıl ayırt edebilirdik? Bu ayırım ancak ilimle mümkün olur.İlmi olmayan kimse, aynı bir hayvan gibidir,onun hayvandan farkı yoktur.Çünkü,bu ilim,hayvanda olmadığı için, hayvan, hayvan olarak kalmıştır.Eğer,hayvanlarda da ilim olsaydı,insanlar gibi ayırım yaparlardı. İlimleri olmadığı için şu şöyle,bu böyle diye tefrikadan acizlerdir.

Bundan sonra ada Resulullah Efendimiz (Evvelü ma halakallahü kalem) "Allah evvela kalemi halketti" buyuruyorlar.Kalemde bu kadar kelimeler gizlenmiştir.Bu kalem için Seyyid Nizamoğlu Hazretlerinin bir muamması vardır.

 

Bir acep oğlan yaratmış ol ilah

Padişahlar eli olmuş bahtigah

Beş babası var eli,anası bir

Bu acep tir yetmişiki dil bilir

 

İki dili var ağzı başı yok

Cihan halkına onun nefhi çok

Söylese mürdeler canlar bulur

Söylemese tabuta girer ölür

 

Bir kaleme ne kadar muamma vermiş,buradaki acep oğlandan murat kalemdir.Padişahlar eli oldu bahtigah. Bu kalem bütün padişahların ellerinde dolaşıyor.İki dili var,iki çatal.Eski mürekkep kalemleri iki çatal olup ağzı yok,başı yok.Fakat,cihan halkına faydası çok oluyor. Seyyid Nizamoğlu da bunu anlatmak istiyor.Bu kalemin yazdıklarını alıp okursan,hepsi canlanır. Ama kitaptan alıp okumazsan,bu yazılar tabuta girer.Çünkü,yazı kitapta durduğu vaziyettedir. O kitabı açıp okursan,bu kelimelerin hepsi canlanmış olur.İşte,bu da ruhtur.Bu kainat, birer harften ibarettir.Ruh olmasa hiç biri okunmaz.Böylece,dördüncü kalem halk olundu dedikten sonra,Peygamber Efendimiz buyuruyor: (Evvelü ma halakallahü arş) "Allah evvela arşı yarattı."

İşte,buraya kadar anlatılanların tümü nerede zuhura gelecek? Bir hava boşluğunda ki, bu hava boşluğuna da arş deniliyor.Yerler gökler olmasaydı,yerlerdeki ve göklerdeki varlılar kendilerini nerede göstereceklerdi?

Arş,sonsuz bir alem,bir boşluk demektir.Her şey kendini bu boşlukta zahir ediyor. İşte, biz bunların hepsini Nuri Muhammedi ile idrak edebildik.Bu itibarla "Vema erselnake illa rahmeten lilalemin"  "Biz seni alemlere rahmet olarak gönderdik." Onun için,bütün kainat onun varlığıyla var olmuştur.

Biraz önce,Muhammedin hakikati,yani Hakikatı Muhammediye nedir deik? Eğer,biz bu varlıkları arap yarımadasında zuhur etmiş bir peygamberin şahsına bağlarsak o,bu alemden gitti,fakat varlıklar kaldı.Onun için Hakikati Muhammediye Allahu Teala Hazretlerinin sübut olan sıfatlarıdır.Bundan dolayı,Hak Teala Hazretler,kendisini Muhammed aynasında gösteriyor.

 

Aynadır bu alem

Her şey Hak ila kaim

Mir'atı Muhammedden

Allah görünür daim

 

Bu sıfatlar olmasaydı, biz o zatı ilahiye yi nerde müşahede edebilecektik? Böylece Resulullah Efendimiz dünyada bütün alemlere rahmet ettiği gibi,alemi ahirette de aynı şekilde rahmet edecektir.

Muhiddini Arabi Hazretleri Futuhatı-Mekiyesinde; öyle bir gün gelecek ki o güne Yevmiddin deniliyor.Fatihayı şerifte okuduğumuz o günün yegane sahibi,maliki Allah olacak. O gün Cenabı Allah (Limenil mülkül yevm) Mülk kimindir? buyurduğunda: O gün hiç bir canlı yok ki cevap versin,yine kendisi diyecek (Lillahil vahidül kahhar) "Kahhar ola Allah'ındır." İşte o zaman Cenabı Allah herkesi toplayacak,herkese yaptıklarından soracak.Ey kulum ben sana el verdim,bu ellerle ne yaptın? Ayak verdim,onlarla nereye gittin? Göz kulak verdim, gözün nereye baktı,neyi gördü? Kulakların ne işitti? Sana dil verdim,neler konuştun? Bunları bana anlat.

Fakat,o öyle dehşetli bir gün olacak ki,herkes nefsi nefsine.Baba oğulu,oğul babayı göremeyecek, herkes kendisiyle meşgul olacak ve kendilerine bir yardımcı arayacaklar. Kimden yardım isteyeceklerine dair aralarında konuşacaklar ve diyecekler,büyük Atamıza koşalım, o bizim hayata gelmemize sebep olmuştur.Evvela yardımı ondan isteyelim.Adem babamıza gidecekler.Ey büyük Atamız,sen bizim dünyaya gelmemize vesile oldun,şu anda çok zor durumdayız, bize yardım et.Siz benden sonraki Nebilere gidiniz,ben bu yardıma yetkili değilim. Sırayla İdris'e,Nuh'a,Şit'e ve bütün Peygamberlere müracaat edilecek,en son olarak da Resulullah Efendimize koşulacak.Ya nebiyyallah,biz inandığımız bütün peygamberlerden yardım istedik, hepsi de size gönderdiler,sen bize yardım et.

O zaman Resulullah Efendimiz,Hamd sancağını dikecek ve şu sözü söyleyecek: (Bu gün ben insanların efendisiyim) Bakın, burada, müminlerin, Müslümanların demiyor, insanların diyor. Ayeti kerimede de buyruluyor (Vema erselnake illa kaffeten linnasi) "Biz seni bütün insanlara Peygamber gönderdik." İşte,orada da bu sözü ifade edecek,onun için alemi ahirette de bütün herkese rahmet edecektir.

Yine mevzumuza dönelim.Oradaki cehennemlikler ne yapacak? Orada cehennemlikler yine cehennemde kalacak, çıkamayacaklar.Velakin azaba alışkanlıkları,onlara bir rahmet olacak. Herkes yerli yerine yerleştikten sonra,cehenemliklere gidip senin burada rahatın iyi değil dense, benim rahatım iyi rahatımı bozma diyecektir.

Bu hususta ayeti kerime var (Velekad zera'na li cehenneme kesiran minel cinni vel insi) "Biz insan ve cinlerin bir çoğunu cehennem için halkettik" buyruluyor.Peki bunların kusuru neydi? Allah bunları niçin cehennemlik yarattı? Bu ayeti kerime mucibince bu kişiler nasıl olur da kendini cehennemden kurtarabilir? Cenabı Allah,yarattığı hiç bir kuluna azap etmez. Çünkü Allah'ın yarattığı kuluna garazı mı var? Alah öyle bir Allah'tır ki,adaletle hükmeder. Adili mutlaktır.Onun gibi adil yoktur.Eğer maksadı cehennemlikleri cehennemde yakmak ise, bu adalet mi olur? Burada Yunus'un bir ilahisi vardır.

 

Ya ilahi ger sual et sen bana

Bu durur anda cevabım hoş sana

Ben mi yarattım beni,sen yarattın beni

Pür ayıp niçin yarattın ya gani

 

Nesne eksildi mi mülkünden senin

Ya söz geçti mi hükmünden senin

Rızkını yiyip seni aç mı kodum

Ya öksüz hem muhtaç mı kodum

 

Terazi kurun beni tartmaya

Kasteddin beni od'a atmaya

Mizan ana yaraşır bakkal ola

Ya kuyumcu ya attar ola

 

Sen habirsin bilirsin halimi

Ne gerektir tartarsın amalimi

Bir avuç toprağa bunca kılu kal

Ne gerektir ey kerimü zülcelal

 

Günah murdarların murdarıdır

Hazretinde yaramazlar karıdır

Sen bu murdarı nerden tartıp anarsın

Gerektir ki lütfunla örtesin

 

Sen temaşa kılasın ben hoş yanam

Haşa lillah senden ey Rabbül enam

Çün Yunus'tan sana değmedi ziyan

Sen bilirsin aşikar ve nihan

 

Cenabı Allah o cehennemlikleri, cehennemlik olarak yarattı,onları orada yaşatacak. Büyüklerimiz bunu bir misalle anlatıyorlar.Bir gübre böceğinin halkıyyeti pislikler içersinde, gübrede yaşamak içindir.Gıdasını oradan alır.O böceği yaşadığı yerden çıkarıp,gül yağları içersine koysan derhal ölür.Çünkü,yaşayışı gübre içersindedir.Onun için cehennemlikleri de Cenabı Hak cehennem için yarattığından onlar ancak cehennemde yaşayabilirler.

Hatta,büyüklerden birinin de böyle bir misali vardır.Cennetle cehennem yan yana olsa, cennetein duvarlarından iğne ucu kadar bir delik delinip cennetin kokusu cehenneme gelse, derhal helak olurlar.Hemen feryadı basarlar,aman Yarabbi şu deliği kapat,bu koku bizi mahvedecek.Çünkü,onların yaşamaları ancak cehennem içindedir.Bu sebepten Resulullah Efendimizin o alemde ben bugün insanlığın efendisiyim demesinden dolayı o kimseler, cehennemde azap duymayacaklardır. Mısri Niyazi Efendi Hazretlerinin bir beyti vardır.

 

Aşkınla tamuda olmak cennetidir aşıkın

Leyk cennette olursa tamudur aşksız ona

 

Bir kimse eğer Allah aşkıyla beraber olursa,onu cehenneme de koysalar,orası cennet olur. Velakin Alah aşkı olmaksızın cennete koysalar,orası da cehennem olur diyor.

Şu halde, insanı rahata eriştirecek neymiş? Allah aşkı.Bir kişide Alah aşkı olduktan sonra, isterse cennette,isterse cehennemde olsun,o kimse daima cennettedir.Seyyid Nizamoğlu!nun şu güzel sözü bu halin tam ispatıdır.

 

Yarabbi aşkını ver bana,gayri bir şey istemem

 

Eğer bir kimse bu bahsedilen Allah aşkını benimseyebilir,kendisine mal edebilirse, dünyada da, ahirette de bahtiyar olur.Onun için,bu tevhid yolunda en lüzumlu olan,aşktır.Bu yolda aşksız gidilmez,aşkı olmayan korkaktır,cesur olamaz.Cesur olmadığı için de,bu yoldaki haramileri görünce geri döner.Ama aşkı ilahi olursa cesur olur.Bu yolda ise,cesur olan kazanır.

Hazreti İbrahim'i ateşe attılar.Fakat attıkları ateş güllük,gülistanlık oldu.Neden? Çünkü, İbrahim Aleyhisselam "heyman" mertebesine sahipti.Aşk,her ne kadar tarife gelmezse de aşkın mertebeleri vardır.

Bir kimse,bütün mevcudiyetiyle maşukuna dönüş yaparsa,buna "aşk" denir.Bu hal kimde görünürse o kimseye de aşık denir.Aşkı olmayan bir kişiye aşık dersen,bu abes olur.Bu mertebeden sonra ikinci mertebe gelir.Bu mertebenin adına "Valeh" denir.Tarifi ise şöyledir:

Bir kimse bütün mevcudiyetiyle maşukuna döndükten sonra kendini kaybederse "Valeh" mertebesine ulaşmış olur.Aşkın üçüncü mertebesi ise "Heyman" mertebesidir.Bu mertebeye nasıl ulaşılır? Bir kişi bütün mevcudiyetiyle maşukuna dönüş yapar,sonra kendinden geçer yani kendini kaybeder,kendini kaybettikten sonra maşukunu kendinde bulabilirse, yani görebilirse buna "Heyman" denilir.İşte Hz.İbrahim böyle bir mertebeye sahipti.

Bu aşkı temin edebilmemiz için bizlere önce zikri daim veriliyor.Bir insanda zikri daim olursa, Cenabı Hakkın aşkını o kimseye sunmaması imkansızdır.Sen,durmadan onu çağırıyorsun Allah Allah Allah diyorsun.Senin bu feryadına karşı onun şanından mıdır: Ey kulum, sen beni niye çağırıyorsun demesin,istediğini sana bahşetmesin.Bu mümkün değil. Muhakkak bu durumda sana aşkını bahşedecektir.Lakin,bunun için sabır lazımdır.Fakat burada ben şu zamandan beri zikre devam ediyorum,ama aşkım yok deme,Cenabı Hak ayeti kerimede (La teknatu min rahmetillah) "Siz Allah'ın rahmetinden ümidinizi kesmeyiniz." buyuruyor.

Demek ki hiç ümitsizliğe kapılmadan,sıdku sadakat ve tam teslimiyetle verilen emirleri yerine getirirsen, o ilahi aşka erişirsin.Yok eğer ihmal edersen,o zaman ilahi aşka erişmen mümkün olamaz. İlahi aşka erişemeyen kimse menzile varamaz.İnsanları menzile eriştirecek ilahi aşktır.Bu ilahi aşkı elde etmemiz için,bize neleri yapıp neleri yapmamamız söylendi ise,bunları harfiyen uygulamamız gerekir.

Biraz önce aşktan bahsederken, bütün mevcudiyeti ile maşukuna teveccüh edilmesi durumundan bahsetmiştik. Burada salikin maşuku kimdir? Salikin maşuku mürşiddir.Biz mürşidimize bütün mevcudiyetimizle nasıl teveccüh edeceğiz? Bize verilen telkine aynen uymak suretiyle ona dönmüş olacağız.Yoksa,şu görünen suret yüzümüzü mürşidimize dönmek değil. Biz elestü bezminde mürşidimizle bir ahitleşme yaptık.Ne zamandan beri Müslümansın? "Kalu Bela" dan beri,ne demektir "Kalu Bela" "Elestü bi Rabbiküm" ün cevabı demektir. Bu "Elestü bi Rabbüküm" hitabı nerede oldu? Bu hitap ilk kamile teveccühümüzde oldu. Mürşidi kamil bize bir şeyler söyledi.Biz ise sükut ettik.İşte bizim bu sükutumuz ikrardır.

 

Ayeti kerimede buyruluyor. (İnnellezine yubayiuneke innema yubayiünallah) "Ey Habibim sana biat edenler,Allah'a biat etmişlerdir." Ashabı Kiram her ne kadar gelip, Resulullah Efendimize biat ettilerse de,Kur'an-ı Kerim yalnız bir şahsa ait değildir.Nasıl Hz. Peygamber bütün alemlere rahmet olarak geldi ise,Kur'an-ı Kerim'de bütün alemleredir. Burada dikkat edilecek olursa,Ya Resulallah sana biat edenler demiyor."Sana gelip biat edenler" aynen Allah'a biat etmiş gibidir diyor.Zira ayetin devamında şöyle diyor. (Yedullahi fevka eydihim femennekese fe innema yenküsü ala nefsihi femen evfa bima ahade aleyhullahe feseyu'tihi ecren azima) İşte,Elestü Bezminde kamille ahidleştik.Kamilimiz bize en evvela ne dedi? Neyi emretti? Bize en evvela temiz olmamızı,tahareti emretti.Devamlı abdestli olmamızı emretti.Bundan sonra,yani devamlı abdsetli olduktan sonra,bizden yalanı kaldırdı.Yalan söylemeyeceksin dedi.Biz de evet yalan söylemeyeceğiz dedik.Bunların hepsi birer emirdir.Bu emrin içinde abdestli olmak, yalan söylememek, namaz kılmak, oruç tutmak ve diğer şartların hepsini yerine getirmek vardır.

Abdestli olmak ne demektir? Abdestli olmak,içimizin ve dışımızın temiz olması demektir. Dışımız nasılsa,içimiz de öyle olacak.Dışın temizliğinin abdestle olduğunu öğrendikten sonra, içimizin temizliğini de bize bildirecek.

Mevzumuzu toparlayacak olursak,evvela dışımızın temizliği bildiriliyor. Üstümüzü, başımızı ve her tarafımızı temiz tutacağız,yalan söylemeyeceğiz.Çünkü günahların,nefsi emmarenin başbakanı yalandır.

Bir zamanlar Rumelinden biri, ihvan olmak isteğiyle bir Efendi'ye gelir,der ki: Efendi ben ihvan olmaya geldim, yalnız benim ayıplarım çok fazla. Ben size ayıplarımı söyliyeyim eğer münasip görürsen o zaman ben de derviş olayım. Efendi, neymiş o ayıpların anlat bakalım der. Benim kumarım var, içkim var.Daha ne türlü melanet dersen hepsi bende var. Efendi, peki olsun kabul,yalnız benimde senden bir tek şartım olacak.Sen de benim şartımı kabul edersen,dervişliğe kabul ederim.Benim şartım tek.O da,yalan söylemeyeceksin.Bizim derviş adayı düşünür ve bu kolay deyip,Efendinin şartını kabul eder.Bu antlaşmadan sonra intisap eder.Mürşidin yanından ayrılır.Meyhaneye gidecek olur,düşünür,sorarlarsa meyhaneye gittim desem ayıp olur,kumar oynamaya gidecek olur yine düşünür,kumara gittim desem olmaz.Çünkü yalan söylememeye söz verdim.Derken,bütün kötülüklerden elini çeker.

Şimdi neymiş kötülüklerin başı? Yalanmış.İşte bu yüzden bize ısrarla verilen telkin, yalan söylememektir.Bu yüzden,biz yalan söylememeye evet dedik,bundan sonra ahdini bozma, çünkü ahdini bozmayanlara büyük ecirler gelecek. (Feseyu'tihi ecren aziyma) Burada büyük ecirler verilecektir.Biz,bu ecrin büyüklüğünü bilmiyoruz.Ama,Allah vadediyor.Allah vaadinde durucudur.Mutlaka vaadini yerine getirecektir.Yalnız biz meratibi tevhidi tahsil edinceye kadar,bütün vermiş olunan sözlere vefa göstererek,sözümüzde durursak o büyük ecire nail oluruz.Bu büyük olan ecir de,Cemali İlahidir.O,kendisini bize açacaktır.Bizden perdeyi kaldırıp,gerçekleri olduğu gibi teşhir edecektir.

Mevzumuzun başında dediğimiz gibi bütün mevcudiyetinle maşukuna teveccüh edersen, dediği her türlü emirlere yüzünü çevirirsen o zaman aşk sende tecelli eder.

 

İkinci mertebeye "Valeh" demiştik.Kendimizden geçmek,bir zaman gelecek bizim varlığımızın olmadığını bize bildirecek,işte o zaman eski benliğimizi kaybetmiş, bayılmış, kendimizden geçmiş olacağız.Buna sadakat gösterip mazhar olduktan sonra,zaman gelecek aradığımızı kendimizde bulacağız.İşte İbrahim Aleyhisselam'ın bulunmuş olduğu "Heyman" mertebesi burası idi.O yüzden,Menrud'un ateşi,İbrahim Aleyhisselam'ı yakmadı.Büyük ateş, güllük gülistanlık oldu.İşte,salike de böyle nefsi emmarenin ateşi,hemen güllük gülistanlık olur. Nasıl ki Niyazi Efendi bir yerde buyuruyor.

 

Ben sanırdım alem içre bana hiç yar kalmadı

Ben beni terk eyledim bildim ki ağyar kalmadı

 

Şu halde yabancı olan kim imiş? Senin benliklerin.Benliklerin de ortadan kalktı mı, bütün alem sana dost olur.