VETTİNİ VEZZEYTÜNİ

 

VETTİNİ VEZZEYTÜNİ

 

Cenabı Allah Kur’an-ı Kerim’inde en sevdiklerine yemin ediyor.Arkadan diyor (Lekad halaknel insane fi ahseni takvim) “Biz insanı en güzel suretle halkettik.”

Namaz sureleri içerisinde tin suresi vardır. (Vettini vezzeytuni ve turisinine ve hazelbeledil emin) Hak Teala Hazretleri burada incir, zeytin ve turisinaya kasem ediyor ve “İnsanı en güzel surette halk ettik” diyor.

Hepimiz incirin,zeytinin zahiren ne olduğunu biliyoruz.Fakat Hak Teala Hazretlerinin gerek incir,gerek zeytin gerekse turisinaya yemin etmesinin ayrıca bir mana teşkil ettiğini görmekteyiz.

Sözümüze başlarken Hak Teala Hazretlerinin sevdiklerine yemin ediyor demiştik. Şimdi gelelim incir,zeytin ve turisinanın ledünni anlamlarına:Hak Teala Hazretleri üç türlü insanı göz önüne alarak yemin etmiş oluyor.Bu üç türlü insanın birincisi Fena Fillah olanlardır. Bunu da incir ağacıyla remz ediyor.Yani bende yok olan kullarıma yemin ederim diyor.

Zeytin ise Bekabillah olan kullarıdır.Burada da yemin ederim ki kendi varlığını bende yok etmişler, benim varlığımla var olmuşlardır.

Turisina dediği İnsanı Kamil’dir.Yani noksansız insandır.Cenabı Allah,işte bu üç türlü insana kasem ederim diyor.

Bu üç türlü insandan birisi Hak’ta fani olmuş,birisi Hak’ta Hak’la var olmuş. Biriside insanı kamildir ki bunuda turisina ile ramzediyor.Ayeti kerimede bize bunu anlatmak istiyor ve bunun için diyor (Lekad halaknel insane fi ahseni takvim) “Yemin olsun ki biz insanı en güzel surette halkettik.”

Neden Cenabı Allah insan suretini bu kadar methetmiş?hadisi şerifte buyuruluyor. (Halakallahu ademe ala suretihi) Hak Teala Hazretleri “Ademi kendi sureti üzere halketti.” Nedir Hakk’ın sureti ki insanı o suret üzere halketti?Onun için bir kişi bir varlığı aradığı zaman onu bulabilmesi için önce izleri bulması lazımdır.İz olmayınca hiçbir şey bilinmez ve bulunmaz. Allahu Teala Hazretlerinin izi kendi sıfatları olup,bütün insanlar bu sıfatlar üzere halk olunmuştur.Ulemalarımız bunu ilmihallere yazmışlardır.İlmihaller de yazılan sıfatı subutiyelerin toplamı sekizdir.

 

1-Hayat

2-İlim

3-Semi

4-Basar

5-İrade

6-Kudret

7-Kelam

8-Tekvin

 

Hak Teala Hazretleri bu sıfatlarla kendini bu aleme bildirmiştir.Resulallah Efendimiz hadisi şeriflerinde buyuruyorlar. (La tefekkeru fi zatillahi ve tefekkeru fi alaillahi)“Siz Allah’ın zatını tefekkür etmeyiniz.Ancak sıfatlarını tefekkür edin”diyor.İşte bizde bu sıfatlarla Allahu Teeala Hazretlerinin nasıl olduğunu anlamış olacağız.Eğer biz bu sıfatları arayacak olursak, gerek ilmihallerde,gerekse Kur’anı Kerim de bize bildirilmiş.Hakikatte ise,bu sıfatlar insanlarda tecelli etmiştir.İnsanları bu sıfatlar üzere halkettiği için üç türlü insana kasem ediyor. Mısri Niyazi Hazretlerinin bir beyti vardır.

 

Hakkı istersen yürü insana bak

Şemsi zat yüzünde rahşan eylemiş

 

Arayanlar için diyor ki;kim Allah’ı arıyor,onu bulmak istiyorsa insana baksın.Çünkü Allah’ın zatı, güneşi insanda parlamıştır.Allah’ı insanda aramayan bir kimse dünyanın her tarafını dolaşsa, hatta füzeyle yukarı alemlere çıksa,yinede bulamayacaktır.Cenabı Hak bütün varlıkları tüm insanlarda,insanları da en güzel surette halk ettiği halde.insanı kamili en sona almış ve ona turisina demiş.

Nasıl Musa Aleyhisselam Rabbı ile mukaleme etmesi için Turisina’ya çıkıyorsa,işte hakikatte de insanların Turisinası insanı kamildir.Çünkü Cenabı Hak Bütün tecelliyatı evvela insanı kamile bahşediyor.

Hatta Muhiddin’i Arabi Hazretleri insanı kamili vasfederken bir insanın kendi vücudunda göz bebeği nasıl kıymetli ise,Allah’ın inindede insanı kamil göz bebeği gibidir diyor. İşte bunun için bu üç türlü insana kasem ediyor.Allah Zülcelal Hazretleri kendinde fani olmuş, yok olmuş kimseleri Kur’an-ı Kerimde methediyor. (Ela inne evliya allahi la havfun aleyhim velahüm yahzenun) Evliyaullah “Onlar için korku yoktur.Hiçbir şeyden de mahzun olmazlar.” Onlar Rablarına sığındılar kendi benliklerinden çıktılar, Allah’ın katında yok oldular. Allah onları kanadı altına aldı,artık onlar neden korkup mahzun olurlar.İşte böyle kişilere (Vettin) diyor.

Böylece bütün varlıklardan geçip Cenabı Allah’ın kanadı altına sığınan sevdiği kimseler için Cenabı Allah kudsi hadisinde (İza takarrabe ahdi ileyye binnevafili hatta uhibbehu feiza ehbebtühü küntü sem’anlehu) “Bir kulun bana nevafille yaklaştığı zaman da ben o kulumu severim, sevdiğim kulumun duymasına kulak,görmesine göz,konuşmasına dil, tutmasına el, yürümesine ayak,tüm aza ve cevahiri sükun ve harekatı ben olurum”diyor. İşte bunlarıda zeytinle misal vermiştir.Bundan sonra da Turisina o dağların en yücesi denildiği halde ufacık bir tepe imiş.Ama bunun remzi insanı kamildir.

İnsanı kamil ise tüm insanların yücesi olduğundan bunu da emin belde olarak zikrediyor. Kur’anı Kerim’de (Ve turisinine ve hazel beledil emin)Hak Teala Hazretleri turisina olan insanı kamili emin belde buldu,bütün emanetini ona bahşetti.Onun için incir, zeytin ve turisinaya kasem olsun ki insanı en güzel surette halk ettim buyuruyor.Fakat böyle dedikten sonra da, (Sümme redetnahu esfele safilin)Burada hem diyor insanı en güzel surette halk ettik. Hem de aşağıların aşağısına reddettik.Ne zaman insan aşağıların aşağısına red olunur? Ne zaman nefsinin esiri olur,o zaman aşağıların en aşağısına reddedilir.Çünkü insan akılbali oluncaya kadar günahsızdır.Bundan sonra insanlara nefs hücum eder,nefsinin hücumuna uğrayan insan ehli nefis olur.Ehli nefis olması da aşağıların en aşağısına sürülmesidir.

Cenabı Hak insanı en güzel surette halk ettiği halde neden onu esfeli safiline sürdü. Esfeli Safilinde imtihan olması için,peki buradan kurtulmanın çaresi nedir?Bu esfelden kurtulmamız için bize yolu göstermişlerdir.Ayeti kerimede (İllellezine amenu ve amilussalihat) İşte bununla bu alçaklıktan bu sufliyetten ulviyete,yüksek alemlere çıkarılmasının yegane çeresi “bütün bir imanla” olacaktır.Peki neden bütün bir imanla denildi.Çünkü; iman üç bölümde değerlendirilir.

 

1-Taklit İman

2-İsditlali İman

3-Tahkik İman

 

Ondan sonra insan ne zaman tahkiki imana kavuşur o zaman imanı bütünleşmiş olur ve dolayısıyla sufiyetten ulviyetten çıkmış olur.Şunu da ilave edelim.Bir insan bu bütün imana nasıl sahip olabilir?Bunun çareleri nedir?Bu hususta bizim en büyük rehberimiz Kur’an Azimüşşandır. Kur’ana göz atacağız,araştırarak inceleyeceğiz.

Resulallah Efendimiz “Kur’an okuyunuz,Kur’an size şefaat edecektir,” buyuruyor.Peki biz Kur’anı okuduk bir defa hatmettik,bir daha hatim yaptık,bir defa daha yaptık yine irşat olmadık. KurAn şefaat etmedi.Biz Kur’anı sevap için okuyoruz bize alemi ahirette şefaat etsin, ümit ediyoruz. Halbuki şefaat buradadır.Yalnız anlayarak okumamız lazımdır.Kur’anı çok okumanın insana pek faydası yoktur.

Resulallah Efendimize,ibadetin en makbulu nedir?diye sorduklarında (Hayrul a’mali makalle ve dame) “Az da olsa devamlı olanıdır”buyuruyor. Onun için bizler Kur’anı okurken anlamaya gayret edeceğiz,İyi ama Kur’an arapça yazılmış biz ise çoğumuz arapça bilmiyoruz. Ama Kur’anın Türkçeleştirilmişi de var.Lakin bizler Türkçesini okumuyoruz.Bu meseleyi tahsilsiz bir hocaya,Hoca efendi ben Türkçe yazılmış bir Kur’an alıp okumak istiyorum olur mu diye sorduğumuzda;olmaz,diyor.Neden olmasın?eğer türkçesini okursan bir şeyler anlayacaksın. Gaye ne?Seni kör bırakmak,bir şey anlayamayasın.Türkçe yazılan Kur’anın sevabı yoktur diye bundan men ediyor.   

Türkçe’ye çevrilmiş Kur’anlar çoktur.Mademki biz Türkçe’den başka bir lisan bilmiyoruz. Bu vesileyle Türkçesini okumakta zarar yerine fayda vardır.Eğer Kur’anı anlayarak okuyup hatmedecek olursak aradığımızı mutlaka bulacağız.

Bir ayeti kerimede (Bir vesile arayınız ve bu vesileyi bulmak için çok cehdediniz) “Ey iman edenler Allah’tan korkunuz.” Çünkü Allah’a yakınlık korkmakladır.Bir kimse Allah’tan korkmuyorsa Allah’a yakın olamaz.Bunun için ayeti kerimede korkunuz diyor.

Peki bu “Vesile” nedir?Eğer biz vesilenin ne olduğunu bilmiyorsak bir bilene soracağız. Şayet bir hocaya sorsak Hoca Efendi,Kur’anı Kerim de bir vesile ayeti var.Bu vesile acaba nedir? Bize diyecek ki:Kur’anın dediklerini şüphesiz yapın,emrettiklerini yerine getirip, yasaklarından kaçının.Böylece o Kur’an size vesile olmuş olur.Böylelikle Allah’a yaklaşmış olursunuz der ama, bir insanı kamil arayıp,bu vesile insanı kamildir diyemez.Fakat ayeti kerimenin devamında (Ve cahidü fi sebilihi) “Bu yolda çok mücadele edin” diyor.Yani “gerçek insanı kamili” arayın diyor.Çünkü her şeyin taklidi olduğu gibi,insanı kamilinde taklidi vardır. İnsanı kamildir diye bir insanın huzuruna gidiyorsun.şanı şöhreti de var,ama seni irşad edip yükünü hafifleteceği yerde,sende mevcud olan yükünün üstüne birazdaha yük sarıyor. Namaz üstüne namaz,oruç üstüne oruç,bir de tesbih verir şu kadar zaman da şu kadar tesbih çekeceksin, şu kadar İhlasa,şu kadar da Selavatı Şerifelere devam edeceksin der, seni bir müddet böyle oyalar ve sonrada Rüyalarla oyalamaya devam eder.Şeytan da sana güzel rüyalar gösterir, sen de bu rüyalara aldanır gidersin.Rüyanı tabir eder netice de sen biraz daha fazla çalış diyerek yükünün üzerine biraz daha yükler ve ömrün boyunca bu yükün altından kalkamazsın.

Resulallah Efendimiz bir hadisi şeriflerinde buyurmuşlardır. “Ey Ebuzer, gemini yenile. Çünkü varacağımız deryadan daha büyük bir derya yoktur. Azığını tamam al. Zira yolumuz uzaktır. Yükünü de hafiflet, yollar çok sarptır.” Hani ya biz yükü hafifletecektik, yükümüz daha da ağırlaştı.Onun için bu yolda çok cehd edin diyor. Cehd edin demek, bunun gerçeğini arayın demektir.

Peki biz bu gerçeği nasıl bulabiliriz? Bizim kantarımız yok ki bu mürşidi kamildir dedikleri kişiyi tartalım. Farz edelim bize bir yerde bir insanı kamil olduğunu söylediler, gittik gördük güzel konuşuyor, ayet ve hadisten anlıyor, bunun gerçek insanı kamil olduğunu nasıl anlayabiliriz? Büyüklerimiz bize bu hususta bir işaret vermişlerdir.

Arayıcı kimsede bin türlü dert ve müşkülat vardır. Bu müşkülatlı ve dertli kimse. Bir kamil ile karşılaştığı zaman, o kamil kimse senin dertlerini üzerinden alıp, seni gam ve kasvetten kurtarmış ise, hemen onun eline yapış, yok eğer senin gailenin üzerine gaileler ilave ederse ondan hemen uzaklaş. Çünkü o yalancıdır. Gerçek ölçü budur. Onun için ayeti kerimede (Ve cahidü fi sebilihi lealleküm tüflihun) “Siz çok cehd ediniz ki Felah bulasınız, kurtuluş bulasınız.” Kurtuluş da ancak insanı kamili bulmakla mümkün olacaktır.

Aradığımız bir mürşidi kamili bulduktan sonra da ona inanacağız, ve dediklerini de aynen yerine getireceğiz.O zaten Hakk’ın emirlerinden başka bir emir vermez. Allah’ın emirlerinin hilafatında bulunmaz. Namaz var iken sana namaz kılma demez. Oruç tutma, zekat verme, hacca gitme demez. Tam aksine Allah’ın emirlerini aynen tekrar eder. Eğer sen de bu emirlere karşı tam bir teslimiyet gösterip uygulama safhasına geçecek olursan,yavaş yavaş ledün ilminden öğrenmeye başlarsın. Biz bu ilme Tevhid ilmi, birleme ilmi diyoruz Allah’ı birleme:Allah’ı birlemekle beraber Allah’ı da bilmiş olacağız. Haddizatında insanların yaratılışındaki hikmet budur.

Ayeti kerimede (Vema halaktül cinne vel inse illa liya’budün) “Ben insanları ve cinleri ancak bana ibadet etsinler için halkettim.” Denildiğinde ashabı kiram Resolallah Efendimize ibadet nedir? Diye sordular.

Resulallah Efendimiz buyurdular:İbadet, Allah’ı Tevhid etmek ve Allah’ı bilmektir. Önce Allah’ın emir ve yasaklarını bilip, onu nasıl tevhid edeceği ve nasıl bileceği mürşidi kamil sayesinde öğretildikten sonra, kişinin imanı bütünleşir. Olgun bir imana sahip olur. Olgun iman sahibi oldu mu o zaman, mü’mini kamil olur ve bundan sonra salih amel işleyebilir. İmanı kamil olmayan bir kimsenin ameli salihası yoktur.

Neden yoktur? Çünkü her işlediği işi, yaptığı ibadeti, kıldığı namazı, tuttuğu orucu, tümünü şirk ile yapar.

Kur’anı Kerim de Cenabı Hak şöyle buyuruyor. (İnnallahe la yağfiru enyüşreke bihi veyağfiru madüne zalike limen yeşa) “Allah murat ettiği kulunun her günahını af eder, şirkini af etmez.” Şirk ise iki türlüdür. Birisi aşikar, diğeri de gizli şirktir.

Resulallah Efendimiz de şöyle buyurmuşlardır. “Ben ümmetimin aşikar şirkinden korkmam. Velakin gizli şirklerinden emin değilim.” Nedir bu gizli şirk? Bir kimse bir iş işler ve şu işi , işledim diye kendine nisbet ederse, bu gizli şirke girer. İş işleyen, namaz kılan bir insan şu işi işledim, namazımı kıldım demesi mi lazımdır? Diyecek, diyecek ama, namaz kılanla iş işleyeni bilecek, bunu bildikten sonra demesi zarar vermez. Fakat bilmeyerek demesi zararlıdır.

Hani her zaman okuyorsunuz (La havle vela kuvvete illa billah) Dilin bunu söyledi, kalbinde tasdik etti mi?Sözde dedin ki: Yarabbi kuvvet ve kudret senindir. Şu halde namazı sen Allah’ın kuvvet ve kudretiyle kıldığın halde, keza işi de onun kuvvetiyle işlediğin halde, namazı ben kıldım, işi ben işledim diyorsun. İşte bunlar bilinmeyen görünmeyen şirklerdir. Peki bizi bu şirklerden kurtaracak nedir? Bizi bu şirklerden kurtaracak tevhiddir. İşte bunun için Resulallah Efendimiz, ibadetten garaz Allah’ı tevhid etmek ve Allah’ı bilmektir demiştir. Böyle allah’ı tevhid ederken yavaş yavaş zaman gelince Rabbımızıda bilmiş olacağız. Kur’anı Kerim’deki vesile ayeti mucibince o vesileyi bulduğunuzda, onun telkini ile görünmeyen şirklerden kurtulup kendimizi bilmiş olacağız. Yoksa vesileyi bulmadan şirkten kurtulmak mümkün değildir.

Böyle olursa kişinin ameli, ameli salih olur. (Sümme radednahu esfele safilin) buradan çıkmak için (İllellezine amenu ve amilussalihat) gerekli amellerin salih olabilmesi için yapmış olduğun işten Allah’ı razı edeceksin. Senin işlediğin iş, Allah’ın rızasına uygun gelecek. Peki işlediğin iş ne zaman Allah’ın rızasına uygun gelir? Ne zaman (La havle vela kuvvete illa billah) ı anlayacaksın, işte o zaman işleri işleyenin Allah olduğunu anlamış olacaksın. O zaman Allah kendi işinden razı olur. Ayeti kerimede buyuruluyor. (La yüs’elu amma yefalvehum yus’elun) “Allah işlediğinden sorulmaz fakat siz sorulursunuz.” Bu vesileyle, siz işlerseniz soulacaksınız. İşi Allah’a bırakın. Çünkü ondan başka İlah olmadığı için, bu işi neden böyle yaptın diye soran olmaz.

Ayeti kerimenin devamında (Felehüm ecrün gayru memnun) Bu güzel imana sahip olan ve ameli salih işleyen kişilere öyle ecirler verilecek ki, memnuniyetlerini ifade edemiyeceklerini kitaplar yazıyor. Cenabı Allah alemi ahirette cennet ehline hitap edecekmiş. “Ey benim emirlerimi dünyada yapan kullarım! Emirlerimi yerine getirdiniz, yasaklarımdan kaçındınız, cenneti kazandınız. Şimdi benden bir dileğiniz var mı? Aman Yarabbi ne dileğimiz olabilir. Bize umduğumuzun üzerinde bağıştan bulunup cenneti bahşettin. Fakat Rabbül Alemin sizin benden isteyecekleriniz daha bazı şeyler “var” diyor.

Bir ulemaya sorduğunuz zaman; endisini isteyin kendi cemalini, diye cevap verir. Onun için bu ecirlerin en büyüğü Cemalullahtır. Cenabı Allah cümlemizi dünya ve ahirette Cemali İlahisinden mahrum etmesin. (AMİN)