KAZA VE KADER DÖRT ANASIR

 

KAZA VE KADER DÖRT ANASIR

 

Bu unsuri vücudda sıcaklık,soğukluk,kuraklık,yaşlılık dediğimiz haller mevcuttur.buna tabiat denir.Bunların birbirlerine gelip gelmemelerinden dört anasır meydana gelir.

Hararet burudete galip geldiği zaman ateşi meydana getirir.Eğer bururet hararet galip gelirse havayı meydana getirir.Kuraklık yağışa galip geldiği zaman toprağı,Yaşlık kuraklığa galip geldiği zaman suyu meydana getirir.

İnsanların vücutları bu dört anasırdan teşekkül etmiştir.Bunlar ateş,hava,toprak ve su.Vücutta hangi anasır galip gelirse insan o tabiatlı olmuş olur.Mesela bir vücutta ateş unsuru galip geldi mi o insan hırslı,celalli olur.Eğer hava unsuru galip gelirse o kimse hava gibi geçici olur, hiçbir kararda durmaz.Yani şimdiki hali biraz sonraki haline uymaz.Toprak ve su unsuruna gelince:Bir kişide toprak suya galip gelirse,o kimse teslimiyetli olur.Allah’ın emirlerine teslim olur.Su unsuru galip gelirse o kimse ilim sahibi olur.

Nasıl bu anasırı erbaa’nın tesirleri bu vücutta var ise,manevi vücuttada mevcuttur.Manevi vücudun hasletleri beş haslettir,bunlar:

 

1-Hafi

2-Ruh

3-Nefis

4-Kalb

5-Sır

Bir kimsede hafi’lik hali galip gelirse,yani hafi olan haslet galip gelirse,o kişi şeriatı gözleyici olur.Yok eğer ruh hasleti galip gelirse o kişi  vahdeti sever,kesretten hoşlanmaz.Eğer nefis hasleti galip gelirse kişide o çokluğu ve muhabbeti sever,ihvanı sever.Kendisine arkadaş arar, kalabalık içerisinde vakit geçirmekten hoşlanır.Kalb hasleti galip gelirse o kişi kalb gibi daima değişici olur,kalbin vazifesi daima değişmektir.Hatta kalbin bir anlamı da değişicidir. Cenabı Hakk’ın celal ve cemal tecellilerine doğru yüz çevirip onları kabullenmektir.Bir kararda durmayıp daima inkılap etmektir. Bir muvahhitte böyle haller olabilir.Onun için arif ve kamil olan kimseler hiç kimsenin hal ve hareketine gönül koymaz.Her tecellinin nereden geldiğini bildiği için gamlanmaz.Mesela ihvanlarda veya efendilerde her hangi bir halin tecellisi zuhur ettiği zaman,kalb sahibi bakar ki,tevhidin hangi unsurundan veya hangi hasletinden o hal onda tecelli etmiştir.Onda hiçbir kusur görmez,zaten kemalatta buradadır.

Cenabı Hakk Kur’an’ı Kerim’inde (Rabbena ma halekte haza batıla) “Ey bizim Rabbimiz sen batıl bir şey yaratmamışsın.”Bu ayeti kerime bizlere her şeyi yerli yerinde kabul etmemizi emri ferman buyuruyor.Onun için gerçeğe erişmiş kimseler kimsenin hal ve harekatına kusur bulmaz.Bütün tecellilerin nereden geldiğini bilir.Her tecelli Cenabı Hakk’ındır.Ama kişilerin istidatlarına göredir.

Her insanın istidatı ne ise ve neyi kabul ediyorsa Cenabı Hakk’ın da tecellisi ona göredir.Bu itibarla bir kişide  bir tecelli gördüğümüz zaman,o tecelliyi kişinin istidatına nispet etmek icab eder.Bu sebeple de kötü fiilleri de Hakk’a isnad etmemiz doğru olmaz.

(Ve bil kaderi hayri ve şerrihi minallahi teala)diyorsak da bileceğiz ki herşey Cenabı Hakk’ın takdiriyledir.

Taktir diyoruz,kaza diyoruz,acaba bu kaza ve kader hangisi daha öncedir? Halk umumiyetle kaderi önce kaza’yı da sonra olarak kabulleniyor ise de kaza öncedir.Çünkü kazada olanı kader meydana getirir.Şu halde kaza neye diyeceğiz?

Cenabı Hakk’ın zatiyesindeki malumata kaza denir.Peki ilmi zatiyesindeki malumat nedir?Bir fiil Allah’ın kudretiyle vücut bulur.Vücut bulması için de Hakk’ın kudretinin oraya sarf edilmesi lazımdır,işte biz buna kader diyoruz.

Biraz daha açıklık getirecek olursak,bir fiil’in icadına kudreti ilahinin taalluk etmesine kader veya takdir diyoruz.

Bir fiili meydana getiren Cenabı Hakk’ın kudretidir.Bu kudret nereye bağlıdır?Cenabı Hakk’ın iradesine bağlıdır.Ya iradesi nereye bağlıdır?İradesi de ilmine bağlıdır.Ya ilmi?İlmi de kazada olan,Cenabı Hakk’ın zatı ilmindeki malumattır. O malumatta kişilerin istidatlarına bağlıdır.

 

Demek ki Cenabı Hakk’ın ilmi herkesin istidadını görüyor ve istidadı neyi iktiza ediyorsa onu iradesine veriyor,iradesi kudretine veriyor,kudret de kişilerin istidadında olanı meydana getirmiş oluyor.

Mevzuumuzu kısaca toplayacak olursak kaza önce geliyor.Kaza,Cenabı Hakk’ın zatı ilmindeki malumat idi ki bu da Cenabı Hakk’ın kudretidir.

Böyle olmakla beraber Cenabı Allah herkesin istidadına göre tecelli ediyor. Bunu böylece arif kişiler hiç bir cihetle gamlanmaz.İnsanların gamlanıp kederlenmesi istidatlarını bilmediklerinden ve görmediklerinden ileri geliyor.

Bir kişi ne zaman kendi istidadını görücü olacak ve bütün tecellilerinin kendi istidadından geldiğini anlayacak görecek,o zaman o kimsede gamlanma diye bir şey olmaz.O halde her ihvana gelen tecellilerin kendi istidatlarından geldiğini kabul ederse o ihvandan gam keder zail olur. İnsanların gamlanması kederlenmesi gelen tecellilerin  kendi istidatlarından olduğuna arif olmadıklarından ileri geliyor.Herkes gelen tecellilerin kendi istidadından geldiğini bilselerdi, ortalıktan bu gam keder kalkmış olurdu.