MAİDE SOFRASI

 

MAİDE SOFRASI

 

Ashabı, Hz.İsa'ya gelip dediler.Ya İsa,Cenabı Allah senin duanı kabul eder.Ne olursun Rabbına dua et,isteğimizi ilet,bize gökten sofra indirsin.İsa Aleyhisselam,bu kolay,benim dileğimi Allah reddetmez,verir,ama korkarım sonra isyan edersiniz,dedi.Ashabı,etmeyiz Ya İsa dediler.Bu konuşmalar neticesinde Hz.İsa,Cenabı Allah'a dua etti.Cenabı Allah'da,gökten (semadan) (Müfessirler buna iki bulut arasından diyor) üzeri,örtü ile örtülmüş bir sofra indiriyor.Hz.İsa,Bismillah deyip sofranın örtüsünü kaldırıyor.Bakıyor taze kızarmış bir balık,hatta daha yağları sızıyor.Bunun başı ucunda tuz,kuyruk tarafında sirke.Sofrayı bu haliyle gören kavmi; Ya İsa,ne olursun şu balığı bir dirilt de görelim.Bunun üzerine Hz.İsa,balığa, "hareket et" dedi;Balık biraz hareket etti, "yat" dedi gene yattı.

Bundan sonra beş yufka ekmeği,her yufkanın üzerinde ayrı ayrı katık.

 

Birinci yufka ekmeğinde yağ,

İkinci yufka ekmeğinde bal,

Üçüncü yufka ekmeğinde zeytin,

Dördüncü yufka ekmeğinde piyaz,

Beşinci yufka ekmeğinde pastırma var.

 

Ne kadar sebze var ise,her birinden ayrı ayrı yemek,yalnız pırasa yok.Sofraya pırasa konmamış.Bundan sonra kavmini sofraya buyur etti.Her biri,ayrı ayrı karınlarını doyurdular.Bu sofra,gün aşırı inmek suretiyle kırk gün devam etmiş.Yani bir gün inmiş,bir gün inmemiş.

Kırk günün sonunda Hz.İsa'ya vahy geliyor.Ya İsa,bu sofradan fakirler yesin, zenginlere verme. Hz.İsa da öyle yaptı.Fakirlere yedirdi,zenginlere vermedi.Yemek verilmeyen zenginler isyan ettiler. "Bu aşikare bir sihirdir" demeleriyle de,Cenabı Allah onları helak etti.

Şimdi de gelelim bunun ledünni anlamına: İki bulut arasından denilmesinin anlamı, hikmeti: Nasıl ki ayeti kerimede (Meracel bahreyni yeltekıyani) "İki deniz arasında bir berzah"  addedilir.İŞte bu iki denizden murat,bizim anlayacağımız şekilde biri kamil,biri salik. Bu ikisinin arasında sofra ceryan ediyor.Öyleyse,nedir bu sofra? Bu sofra: Tevhiddir, tevhid sofrasıdır.Peki,her sebzeden yemek olduğu halde,pırasayı neden ayırmışlar? Hz.İsa Aleyhisselamdan pırasa men edilmiş,Hz.Musa Aleyhisselamdan keçi boynuzu yasak edilmiş. Bizim Peygamberimizden de soğan ve sarımsak men edilmiş.Çünkü,bir hadisi şerifte Peygamber Efendimiz, "Soğan ve sarımsak yiyenler camimize gelmesin" buyurmuşlardır.Peki bu bitkilerin kusuru nedir ki,böyle men edilmişlerdir.

Hz.Musa'ya keçi boynuzu nasıl yasaklandı? Hz.Musa'ya Cenabı Allah otuzgün oruç tutmasını emretti.Ya Musa,otuzgün oruç tut.Oruçlu ağzınla Turisinaya gel,sana bir kitap vereceğim dedi.Musa Aleyhisselam otuzgün orucu tuttuktan sonra,keçi boynuzu ağacından bir misvak yaptı,onunla dişlerini fırçaladı.Akabinde hemen vahy geldi.Ya Musa,sen ne yaptın, oruçlu ağzının kokusunu keçi boynuzuyla mı giderdin.Sen "Benim indimde kulumun oruçlu ağzının kokusundan daha iyi bir koku olmadığını bilmiyor musun?" Öyleyse,şimdi git on gün daha oruç tut,oruçlu ağzınla benim huzuruma gel.Hz.Musa'da öyle yaptı.Oruçlu ağzıyla Turisina'ya,Allah'ın huzuruna vardı.Bu ne demektir? Sakın benim huzuruma gayriyetle gelme. Oruçtan murat ayniyet olmaktır.Allah'la beraber olmaktır.Allah ayrı,sen ayrı şekliyle düşündüğün zaman da,bir gayriyet girdi demektir.Böyle olunca Allah kabul etmiyor. İşte,Musa Aleyhisselama yasak edilmesi bu sebeptendir.

İsa Aleyhisselamdan da pırasanın yasak edilmesi,ayni Musa Aleyhisselamdan keçi boynuzunun yasak edilmesi gibidir.Çünkü,inen sofrada pırasadan gayrı her türlü yemekler var. Yalnız pırasa yok.Onun için pırasa da,keçi boynuzu gibi gayriyeti temsil eder.Bu ne demektir? Her tecellinin Hak'tan olduğunu bilmektir.Gelen tecellilerin bir tanesini dahi gayriden kabul ettin mi,tevhid sofrasına pırasa yemeği girmiş olur.

Şimdi gelelim beş yufka ekmeği ile üzerindeki katıklara ve her yufkanın üzerindeki katıkların değişik olmasına.Beş yufka ekmeği denilmesinin hikmeti: İnsanların vücudu,dört anasırdan yapılmıştır. Manevi vücudumuz da beş hasletten müteşekkildir.Fehmi Efendi Hazretlerinin bir sözü vardır.

Surette dört terkibim

Sirette hem beştenim

Ol vücudu cevherim

Hakka etti inkilap

 

Yani benim suret vücudum dört terkiple yapılmış,manevi vücudum ise beş hasletledir. Fakat bu Hakk'a etti inkılap demek; O vücud Allah'a dönüştü,vücut Hakk'ın vücudu olduğu için, yine ona döndü demektir.Bu bahsedilen dört anasır ise,ateş,hava,su,toprak.İnsanda da bu unsurların hangisi galip gelirse,insanın meyli o tarafa çevrilir.

Vücudunda ateş galip gelen bir kişi hırslı olur,celalli olur.Eğer vücudda hava unsuru galip gelirse o kimse aynı hava gibi olur,gelir geçer.Bir an sakin,bakarsın biraz sonra değişmiş. Toprak unsuru galip gelen kimse,halim,yani yumuşak olur.Toprak nasıl her şeyi kabul ediyorsa, bu insan da yumuşaklığından dolayı,Allah'ın tecellilerini reddetmez, kabullenir. Eğer, su unsuru galip gelirse,o kişi alim olur,bilgin olur.

Gelelim şimdi manevi vücuddaki hasletlere: Beş yufka ekmeği,beş manevi vücudun misalleri dedik.Peki,bunların üzerindeki katıklar ne olabilir? Neydi bu manevi vücudun beş hasleti;

1) Hafi

2) Ruh

3) Nefis

4) Kalb

5) Sır

Hafi; zattır.Görünmezlikte olan zattır.Bunların her birinin sevdikleri,o üzerindeki katıklar , o hasletlerin sevdikleridir.Mesela,ilk yufka ekmeğinde ne var idi? Yağ var idi.İşte bu hafidir. Başta da söylediğimiz gibi,Hafi denilen zattır.Bir kişinin manevi vücudunda hafilik galip gelirse,o kimse şeriatı sever,şeriatı gözetir.Şeriata zerre kadar leke gelmesini istemez.

İkincisi Ruhtur.Ruh ise vahdeti sever,birliği sever,ikilikte olmayı hiç istemez.Onun için bazı kişilerde böyle haller görülür.Kimsenin yanına yanaşmaz,hep yalnız başına kalmayı tercih eder.

Üçüncüsü ise nefistir.Eğer kişide bu nefis hasleti gelip gelirse,o insan kalabalığı sever, ihvan topluluğuna girmek ister,sohbet dinlemek ister.Ama bu kalabalık,onun için zararlı bir kalabalık değildir.Nefis dediğimiz,emmareyle,levvameyle sıfatlanmış bir nefis değil,Kur'anı Kerimde Cenabı Allah şöyle hitap ediyor (Ya eyyetuhen nefsül mutmainne,ircii ila Rabbiki raziyeten merziyye) İşte bu nefis mutmain olmuş,raziye,merziye olmuş bir nefistir.Onun için bunlar kesreti sever ama,bu kesret,birliğin kesretidir.Vahdetin kesretidir.Onun için,bu kesret kişiye zarar getirmiyor.

Dördüncüsü ise kalbdir.Kalb,inkılaptan gelir.Dördüncü yufka ekmeğinin üzerinde ne vardı? Piyaz var idi.Piyaz nasıl bir yemektir? İçerisine çeşitli maddeler karıştırılmak suretiyle meydana gelen yemeğe piyaz denir.Kalb de piyazın çeşitli maddelerden meydana gelmesi misali, her türlü tecellileri kabul eder,hiç birisini reddetmez.

Beşincisi pastırmadır,pastırmaya da sır deniliyor.Pastırma etten müteşekkildir.İnsan da,o makam eriştiği zaman insan gibi görünür ama,o insanın bütün kokacak tarafı çıkmış, paklanmış,terbiye olmuş,bu duruma gelen et senelerce de dursa kokmaz.İşte,insan da bu mertebeye erişince olgun bir insan olmuş olur.Artık bu duruma gelen bir insan için korku kalmaz ve ona hiç birşeyden zarar gelmez.

Demek ki, İsa Aleyhisselama inen sofra,tevhid sofrası imiş.Bu maide sofrasını ehli tevhid her zaman kuruyorlar.İşte,ihvanların toplanıp,bir araya gelip tevhid sohbeti yapmaları, Hz.İsa'nın maide sofrasının aynısıdır.Peki,neden bu sofradan fakirler yesin de, zenginler yemesin dedi? Çünkü bu sofradan ancak fakirler faydalanabilir.Bu sofrada,tevhid konuşuluyor, birlik konuşuluyor.Bu birliği kabul etmek için,kişinin yok olması lazımdır. Varlıkla tavhid olmaz.Tevhid nedir? Birlemektir.Birlemek nasıl olur? Bir salik,Cenabı Allah'ı nasıl birleyebilir? Eğer,insanın hem kendisi var,hem de bütün alemler var ise,nasıl olur da Allah'ı birleyebilir? Nasıl ki ayeti kerimede (Küllü men aleyhe fanin veyebka vechü rabbike zülcelali velikram) "Küll" diyor.Yerde ve gökte gözün gördüğü neler var ise,bunların tümü yoktur.Fanidir diyor.Fani olacak değil,fanidir yoktur diyor. "Veyabka" baki olan neymiş? (Vechü Rabbike zülcelali velikram) Rabbimizin ekrem ve celal yüzü bakidir.Ne zaman bunu kendi nefsimizde tahakkuk ettireceğiz,bunu nefsimize tattıracağız,kendimizin ve bütün alemlerin hiçbir varlığı olmadığını,yalnız Hakk'ın var olduğunu kabulm edersek,işte o zaman tevhid etmiş oluruz.

Bütün varlıklar Hakk'ın olunca bize ne kaldı? Yokluk kaldı,fakirlik kaldı.Onun için Kur'anı Kerimde bir ayeti kerimede geçiyor. (Ya eyyuhennas ve entümül fukara vallahu ganiul hamit) "Ey insanlar siz fakirsiniz.Zengin olan,hamd'a,övülmeye layık olan Allah'tır." Tüm varlıklar Hakk'ın olunca bize ne kalır? Fakirlik.İşte tevhid böyle olur.Onun için dendi bu sofradan fakirler yesin,zenginlere verme,çünkü zenginlerin kendi variyetleri duruyor.Verme demesi,onlar bu sofradan nasip alamazlar.Nasip almaları zevk ve irfaniyettir.Variyetleri dururken nasıl zevk alabilirler? Ama kendi benliklerinden çıkmış,fakir kalmış olanlar bu sofradan yiyebildikleri kadar yiyebilirler.Ondan (Hz.İsa'dan) önce tevhid yok muydu? Vardı,vardı ama,Halil İbrahim Peygamber tevhidi kendisi buldu.Bizlere tevhid tarif ediliyor,bildiriliyor.İbrahim Aleyhisselam'a bir peygamber gelip bildirmedi.

İbrahim Aleyhisselamın hikayesi şöyle geçiyor:

Nasıl Musa Aleyhisselam zamanında müneccimler,şu ayda ana rahmine Beni İsrailden bir oğlan düşecek,senin katlin onun elinden olacak diye haber verdiler.Bu haber üzerine Firavun bütün İsraillileri topladı,dedi: Benim misafirimsiniz.Burada yatıp kalkacaksınız.Bunların başına da,Musa Aleyhisselamın babası İmran'ı seçti.Sana itimadım sonsuzdur, sen bunlara nezaret et,hiçbir kimseyi evine salma diye sıkıca tenbihte bulundu. Musa Aleyhisselam'ın babası bunlara nezaret ederken,Allah'ın hikmeti,(mutlaka vucut bulacak) Allah'ın emrini kim reddedebilir? Allah bunu taktir etmiş.Vakti saati geldimi yerini bulacak, mutlaka vucut bulacak,İmran'ın ailesi evinde duramayıp kalktı,bunların misafir oldukları dergaha geldi.Müneccimler çocuğun ana rahmine düştüğünü bu olay üzerine hemen hissettiler ve sabah Firavuna haber verdiler.Korktuğun çocuk ana rahmine düştü dediler.

Gördüğünüz gibi ne kadar bilginler varmış! Bu haberden sonra her kapıya bir nöbetçi bırakıldı.Doğan çocuklar oğlan olunca nöbetçiler öldürdüler.Kız oldu mu bıraktılar.Musa Aleyhisselam'ın niyetiyle,Musa Aleyhisselam dır diye,yetmişbin oğlan katlettiler.Bu sebepten Cenabı Allah Musa Aleyhisselama yetmişbin kişinin kuvvetini verdi.Hani o Medyen'e gidip de koca taşı kaldırması,Şuayb Aleyhisselam'ın kızlarının koyunlarını sulaması da bunun birer örneğidir. Şimdi bu konu burada kalsın.Biz esas konumuza dönelim.

İbrahim Aleyhisselam'ın da düşmanı Nemrut idi.Nemrut'a da aynı şekilde haber verdiler. O da nöbetçiler bıraktı.Fakat İbrahim Aleyhisselam'ın annesi,O'na hamile kaldığında, diğer kadınlar gibi yüklülüğü belirmemiş,kimse hamile olduğunu anlıyamamış. Oğlunu dünyaya getirme zamanı gelince,İbrahim Aleyhisselam'ı bir mağarada dünyaya getirdi.            İbrahim Aleyhisselam biraz büyüyünce gece vakti emekleyerek mağaranın ağzına geldi, bir yıldız gördü, "haza Rabbi" dedi.İşte bu benim Rabbımdır.Baktı ki yıldız dolandı. Arkadan ay doğdu.Bu yıldızdan da büyük, "İşte olsa olsa benim Rabbım budur" dedi.O da dolandı. Sabah oldu,Güneş doğunca "ha" dedi, "bu hepsinin büyüğü,olsa olsa benim Rabbım budur." O da dolanınca, "Böyle dolanan şeyler Rab olmaz." "Bir Rab varki diyor,bütün bu görünenleri ve bizi de halk eden odur."

Zamanla İbrahim Aleyhisselam büyüdü.Bu arada Nemrut,İbrahim Aleyhisselamın varlığını unuttu. Bir gün annesi İbrahim Aleyhisselam'ı mağaradan çıkardı,eve getirirken, annesine sordu.Anne benim Rabbım kim? Baban dedi,ya babamın? Nemrut dedi.Ya Nemrut'un? Annesi,o kadar ileri gitme! Yok anne böyle aldatıcı şeyler Rab olamaz.Bir Allah var ki bütün alemi yaratmıştır.İşte İbrahim Aleyhisselam Allah'ı kendiliğinden buldu.Bunun için ona Tevhid Babası dediler.

Peygamber Efendimiz Miraç'tan dönerken bir yerde Halil İbrahim Peygamberle karşılaştı, selamlaştıktan sonra,İbrahim Aleyhisselam,Ya Muhammed,bak şu boşluğu görüyor musun? Evet,görüyorum dedi.Bütün bu gördüğün boşluklar Cennet yerleridir.Ama ne bir dikili ağacı var ne de akarsuları.Haydi ümmetine benden selam söyle.Şu tesbihe çok devam etsinler,o zaman hem ağaçları dikilir,hem akarsuları olur. (Subhanallahi Velhamdülillahi vela ilahe illallahü vallahü ekber) Peki,şimdi biz bu tesbihe devam edersek,acaba orada ağaçlarımız dikilir,akarsularımız olur mu? Olmaz! Öyleyse bu sözler neyi ifade eder? Subhanallah, tenzihtir. Elhamdülilah, teşbihtir.Velailahe illallahu vallahu ekber, tevhiddir. Yani,benden ümmetine selam söyle,Allah'ı tenzih ve teşbih ettikten sonra tevhid etsinler ki, burada hem ağaçları dikilmiş olur,hem akarsuları.Buradan anlaşılıyor ki İbrahim Aleyhisselam Peygamber Efendimize,Allah'ı tevhid etsinler diye bir işaret vermiştir.Çünkü tevhid etmek için evvela tenzih ve teşbih yapmak lazımdır.

Tenzih: Allah'ı hiç bir şeye benzetmemek.Teşbih: Onu benzetmektir.Daha önceki sohbetlerimizde bu konular geçti,tekrarına lüzum yok.Konumuz ne idi? İbrahim Aleyhisselamın Tevhid Babası oluşunun nedeni. Yoksa, tevhid ondan önceki Peygamberlerde de vardı.Her peygamberi yetiştiren bir peygamber olmasına rağmen,İbrahim Aleyhisselamı yetiştiren bir peygamber olmadığı için kendiliğinden Tevhidi buldu.İşte Tevhid Babası olmasının hikmeti bu olmuş oluyor.