MÜŞKÜL OLARAK SORULAN BİR KUDSİ HADİS

 

MÜŞKÜL OLARAK SORULAN BİR KUDSİ HADİS

 

(Men talebeni vecedeni ve men vecedeni aşakani ve men aşakani kateltühü ve ene diyetühü) "Kim,beni anarsa beni bulur.Bulunduğum o kimseyi kendime aşık ederim, sevdiririm, kendime aşık ettiğim kimseyi arif ederim,arif ettiğim kimseyi katlederim, katlettiğim kimseye diyet ben olurum.Onunla benim aramda hiç bir fark kalmaz."

Bu hadisi kudsinin ledünni anlamı: Beni bilen arar,o arayan kimseye kendimi buldururum, diyor.Vecede: Bulmaktır.Bulunduğum o kimseyi kendime aşık ederim,onu kendime sevdiririm,aşık ettiğim kimseyi arif ederim,arif ettiğim kimseyi katlederim,yani öldürürüm diyor.Katlettiğim kimseye diyet ben olurum.Onunla benim aramda hiç fark kalmaz.Tabii ki,yine bilen arayacaktır.Aramasını bilmeyen kimseler,ibadetine güvenir,kitaba güvenir.Ben yapmış olduğum bu ibadetle,oruçla,namazla,hacla,Kur'an okumayla,aradığımı bulacağım diyorsa,aramasını bilmiyor demektir.Bir insan,eğer Kur'anı Kerimi anlayarak okusaydı,aramasını bilirdi.Çünkü,ur'anı Kerim,kendisinin nerede olduğunu bizlere açıklıyor.

Hak Teala Hazretleri,kendisini insanlarda mevcut etmiştir.Cenabı Allah Kur'anı Keriminde bize bizden daha yakın olduğunu bildiriyor. (Ve nahnü akrebu ileyhi min hablil verid) "Biz ona şah damarından daha yakınız" diyor.Şimdi,Kur'anı Kerimi okuyan,bu ayeti anlayarak okusa idi,bize bizden daha yakın olanı bulmanın,her halde ilimle olduğunu bilmiş olurdu. Onun için,buna şüphesiz bir ilim lazımdır.Daha önceki sohbetlerimizde,ilmin iki kısım olduğunu belirtmiştik.Bu ilimlerden birisi zahir ilim,birisi batın ilimdir.Bir insan,bu iki ilmi tahsil etmeyle aradığını bulacaktır.Fakat,ne yazık ki,zahir ilmini arıyoruz ve tahsil ediyoruz,biz zannediyoruz bu zahir ilimle aradığımız bulunacak.Madem ki,Kur'anı Kerimde adı geçen bir ledün ilmi vardır,o halde bu ilmi tahsil etmek lazımdır.Zahir ilmi tahsil eden uyanık bir kimse düşünür,ledün ilmi nerededir? Bunun okulu var mıdır? Bu ilim nerede öğretiliyor? Bunu aramaya çıkacak.

Fakat şimdiki zamanımızda bu ilim,gizli bir ilim olduğu için,bunu zahir ulemalarımız,zahir hocalarımız,bu ilmin var olduğunu fakat nerede öğrenildiğini bilmediklerinden diyorlar ki: bu ilim,peygamber ve evliyalara mahsustur.Biz peygamber değiliz, evliya da değiliz.Bu ilim bize gerekmez.Biz zahir ilmini,Allah'ın buyruklarını yapalım,yasaklarından da kaçınalım,böylelikle bu alemde bulamazsak ahirette bulacağız deyip kesip atıyorlar.

Cenabı Hak Teala Hazretleri,ayeti kerimesinde şöyle buyuruyor (Vemen kane fi hazihi a'ma vehüve fil ahirati a'ma) "Bu dünyada ama olan,öbür alemde dahi amadır" Eğer bu ayeti anlasalardı,aramaya çıkarlardı.Bu aramaya çıkması da,bir ilme bağlıdır.Onun için bilen arar deniliyor.Bilmeyen cahildir,cehaletinden dolayı aramasını bilmez.Ne zaman bilen arayacak; o zaman Allah'ın insanlarda mevcut olduğunu anlayacak.O zaman insanlar da Allah'ı bulabilecek ve görebilecektir.Bu insan da olgun bir insan olabilecektir.Nasıl olgun bir insan olacak? İnsan bir ruhla ruhlanmış.Nasıl Kur'anı Kerimde Cenabı Allah Adem babamıza (Venefahtü fihi min ruhi fekau lehu sacidin) "Biz Ademe kendi ruhumuzdan ruh üfledik" demesiyle,o kişi insanı kamil oldu.Şimdi aramayı bilen bir kimse,bu insanı kamili arayacaktır.Yeryüzünde insanı kamili buldun mu,o zaman,Allah'ı bulması çok kolay olacaktır.

Fakat insanı kamili aramayıp da kendi ibadetine güvenerek bulurum diyenler,aramalarını bilmiyorlar,onlar bulamayacaklardır.

Büyüğümüz,okuduğumuz ilahilerin sahibi Mısri Niyazi Efendi Hazretleri,bunu açık açık anlatmış.

 

Hakkı istersen yürü insana bak

Şems-i zat yüzünde rahşan eylemiş

 

Fakat,bu tasavvufi olduğu için okumaya korkuyoruz.Kur'anı Kerim arapçadır, arabidir. Okuyoruz ama anlamıyoruz.Peygamber Efendimiz hadişi şeriflerinde diyor: "Hafızların küllüsü cahildir" neden? Ezbere okuyor,anlayarak okumuyor.Ondan,Niyazi Efendinin buyurduğu gibi,eğer Hakk'ı istiyorsan,Hakk'ı arıyorsan o insanı ara,Allah'ı insanda arayacaksın,insanda bulacaksın.Çünkü,Cenabı Hakk'ın zatının güneşi o insanın yüzünde parlamıştır diyor.Cenabı Allah'ın,insanların yüzünde yedi ayeti vardır.Kur'anı Kerimi, Mushafı Şerifi yak,bu yedi ayet yanmaz deniliyor.

Bu yanmayan yedi ayetini,Cenabı Allah kudret eliyle,insanların yüzüne yazmıştır.Bunun İçin Kur'anı Kerimde buyruluyor. (İkra kitabeke kefa binefsi kel yevme aleyke hasiba) "Sen (nefis) kitabını oku,bu gün,sana hesaba kifayet edecektir." insanın, kendisini Allah'tan gayri kabul etmesi bir nefistir.Nefsini okumak,kendini okumak demektir.

Resulullah Efendimiz de hadisi şeriflerinde (Men arafe nefsehu fekad arafe Rabbehu) "Kim kendi nefsini bildiyse o Rabbini bildi" buyuruyor.İşte ayeti kerimede bunun için diyor (İkra Kitabeke kefa bi nefsikel yevme aleyke hasiba) (nefis) kitabınızı okuyunuz bu gün hesaba kifayet edecektir.Fakat,bu ayeti kerimeyi ehli zahir,alemi ahirete atıyor.

Alemi ahirette,insanlar denilecek, "Kitabınızı okuyunuz." Çünkü insanlar dünyada her ne işlerler se,biri sağında,biri solunda iki melek onları yazıyor.İşte bu yazılanlar kitap halinde toplanacak ve alemi ahirette insanlara denilecek. "Kitabınızı okuyunuz" ve "Nereye layıksan oraya git." Kur'anı Kerim,ahiret için nazil olmuş değildir.Bu alem içindir.Bu alemde Kur'anı Kerimi anlayarak okusaydık,Kur'anı Kerimin  bizim bir insanı kamile gitmemizi emrettiğini görecektik.Lakin şu ayeti okuyoruz anlamıyoruz.Buna vesile ayeti deniliyor. (Vebtegu ileyhil vesilete) "Ey iman edenler,siz Allah'tan korkunuz ve ona bir vesile arayınız ve bu yolda çok cehd ediniz ki felah bulasınız."

Bu vesile nedir? Bir alime soracak olursak,bize diyecek ki;Allah'ın emirlerini yap, yasaklarından kaçın.Bu yaptıkların,Allah'tan korktuğuna vesile olacaktır.Şayet böyle olmuş olsaydı, ayeti kerimenin şöyle demesi icab ederdi: Ey insanlar,Allah'tan korkuyorsanız Allah'ın buyruklarını yapın,yasaklarından kaçın,be vesileyle Allah'tan korktuğunuzu isbat edersiniz.

Allah'tan niçin korkulur? Allah öcü müdür ki ondan korkasın?

Bir hadisi şerif vardır.Peygamber Efendimiz bu hadislerinde şöyle buyuruyorlar: "Allah'tan en çok korkanlar,Allah'a en yakın olanlardır." Yine bir başka hadisde: (Re'sul hikmeti me hafetullah) "Hikmetin başı Allah korkusudur."

Mevzumuzun başında sözü geçtiği gibi,yine,Allah'ı bilen,Allah'ı bulan Allah'tan korkar.Allah'ı bilmeyen,Allah'ı bulmayan Allah'tan korkmuş sayılmaz.Çünkü o,şirkin ortasında tufan denizinde batmıştır.Buradan kurtulamaz.Kurtulabilmesi için vesile yaetine uyarak, o vesile olan insanı kamili bulacak,bunun sayesinde şirklerden kurtulmuş olacaktır.

Başka bir ayeti kerimede de şöyle buyruluyor: (Velimen hafe makame rabbihi cennetan) "Rabbın makamından korkanlar için iki cennet verilecektir." Cennetin birisinin büyüklüğü, dünyamızın kaç misli büyüklüğünde,cennet,bu kadar büyük iken bir kişi iki cenneti ne yapacak? Sana dünyayı verseler,bu dünya gibi bir tane daha verseler,ne yaparsın? Cennetler 8 olmak hasebiyle,4'ü amel mukabilinde verilecek,4'ü de irfan cenneti olacak.Amel cennetinde,yeme içmeyle,lezzetlenme vardır.

İrfan cennetinde,yeme içme yoktur.Peki öyleyse,orada lezzetlenme neyle olacak? Cemali İlahi ile olacak.Allah'a baktıkça zevk duyacaksın.Baktıkça,yemeyi içmeyi de unutacaksın. İşte kim Rabbın makamından korkuyorsa,onlara bu cennetler verilecektir.Nedir Rabbımızın makamı? Rabbımızın makamı,uluhiyyettir.Uluhiyyet nedir? Uluhiyyette 3 mertebe vardır.Bu mertebeler.Ef'aliyet,mevsufiyet ve mevcudiyettir.Yani,Allah tüm işlerin failidir,işleyicisidir.Bütün sıfatların mevsufudur,bütün sıfatlarla sıfatlanan O'dur.Bütün varlıkların,mevcudiyetin sahibi de yine O'dur.

Allah'ı bilmeyen cahil bir kimse,Allah'ın uluhiyetine el atmış,her fiilin faili Allah iken,ikinci bir fail olmuş,şu işi işledim şunu şöyle yaptım,bunu böyle yaptım der.Fail Allah iken, kendisi fail olmuş.Allah'tan korkmak bu mudur?

Tüm sıfatların sıfatlananı Allah iken,biz cehaletimizden,bilmeyişimizde dolayı Allah'a ortakçı olduk. Nedir bize verilen bu sıfatlar? Başta,yaşamamız gelir,Bu hayat,yaşamak bize emanet verildi. Neden sen,bunu kendine bağladın? Eğer hayat senin idiyse,neden ölüyorsun? Hayat sahibi ölmez.

Cenabı Allah,Kur'anı Kerim'inde hayatı kendine bağlıyor. (Allahü lailahe illa hüvel hayyül kayyüm) "O Rabbınız ki birdir,onun temsili,eşidi,akranı,yoktur.O tek olan Allah hayatla kaimdir." Hayatı kendine aldı.Allah,insanlara ilmini de emanet vermiştir.Biz bu ilme de sahip olduk.Ben okudum,ben tahsil ettim,şu ilimleri öğrendim,şunları biliyorum derim. Fakat kişi, Kur'anı Kerimi anlayarak okusaydı,bunu da Allah'ın kendisine aldığını görecekti. (Vallahu ya'lemu ve entüm la ta'lemun) "Bilen Allah'tır siz bilmezsiniz."

Görmeye,duymaya gelince,Cenabı Allah,Kur'anı Kerim'inde bunların da kendisinin olduğunu bildiriyor. (İnnallahe hüvessemi'ul basir) "O tek olan Allah duyar ve görür." Velhasıl Cenabı Allah bizlere ne gibi sıfatlar verdi ise,bunları emaneten verdi.Ayeti kerimede buyruluyor. (Entüeddül emanati ila ehliha) "Allah size emanetleri ehline vermenizi emreder." Bu emanet ehli kimdir? Allah'tır.Bizlere verdiği emanetleri,bizler de sahibine verirsek,Allah'a ortak koşamkatn,şirkten kurtulmuş oluruz.Dolayısıyla,bütün bu varlıkların onun olduğunu anladığımız zaman,bizim burada hiç bir payımız olmadığını,kendimizin ancak bir mazhardan ibaret olduğumuzun idrakine vardığımızda da,Cenabı Allah'ın Adem'i kendisine alet ettiğini,işlerini Adem'le gördürüp,sıfatlarını Adem'in mazharından zuhura getirdiğini anlamış oluruz.

Bir kudsi hadiste buyruluyor: "Ey Adem oğlu sen olmasaydın,ben olmazdım.Ben olmasaydım, sen de olmazdın. "Allah'ın zuhuru,Allah'ın açığa çıkması insanladır. Adem'ledir İnsan hayatını kaybettiği zaman kalıbı,eleri,ayakları,gözleri,kulakları ve dili meydanda,fakat hiç birisi iş görmüyor.Bu gün,bu saat gelmezden önce,nasıl olacağımızı Peygamber Efendimiz bizlere söylüyor. (Mutu kable entemutu) "Siz ölmeden önce ölünüz." Bu hususta Kur'anı Kerim'inde Cenabı Allah,Vesile ayetini bildirmiştir. "Bu yolda çok cehd ediniz ki felah bulasınız" diyor.

Ölmeden evvelki ölüm,ilimle olacaktır.İlimsiz olmaz.Bu ilmi yahsil etmeye başladığımızda,bu ilmin,Allah'ın bir ayeti olduğunu anlayacağız.Bizde tasarruf edenin Allah olduğunu anlamış olacağız.İzdirari ölüm geldiğinde,yani ruh bedenden çıktığında ne olacağız? kaygılarından bizi ilim kurtaracaktır.

Rabbine arif olmuş ve bu tevhid ilmini tahsil etmiş olan bir kimsenin ruhu,bedenden ayrılır ayrılmaz Rabbına kavuşacaktır.Bir ölüm hadisi vardır.Hak Teala Hazretleri buyuruyor. "Fail olduğum halde hiç bir işimden tiksinmedim,hiç bir işim bana zor gelmedi,lakin mü'min kulumun ruhunu kabzetmekten tiksindim.Ama ne yapayım o kulumun da bana vuslatı gerek." Onun için ölüm,Allah'a kavuşmaktır.Ama ihtiyari ölümle kavuşamadıysan,izdirari ölümle kavuşamazsın.Ayeti kerime vardır. (Men kane fi hazihi ama fehüve fil ahireti ama) "Bu alemde ama olan ahiret aleminde de amadır."

Bu ilmi tahsil etmemiz için,gerçek,olgun bir insan bulacağız.İşte Niyazi Efendi Hazretlerinin dediği:

 

Hakkı istersen yürü insana bak

Şemsi zat yüzünde rahşan eylemiş

 

Allah'ın zatının güneşi, insanın yüzünde parlamıştır.Çünkü Cenabı Allah,ölmez, çürümez , yanmaz olan yedi ayetini,insanın vechinde yazdı.Onun için diyor:

 

Zahida suret gözetme

İçeri gel cana bak

Vechi üzre gör ne yazmış

Defteri Rahman'a bak

 

Resulullah Efendimiz boşuna mı demiş? (El insanu vel Kur'anu tev'emani) "İnsanla Kur'an ikiz kardeştir." Kur'anda ne var ise,insanda da var.Pir Efendimiz de Kur'anın üç kısım olduğunu bize bildiriyor.İnsanın yüzünde Kur'anı okuyor.

 

Vechi üzre gör ne yazmış

Defteri Rahman'a bak

Vechinde manayı Kur'an okuyan

Eylemez Evrat içinde lafzı Kur'anı bahs.

 

Kim senin yüzünde Kur'anın manasını okuyorsa,o kağıt üzerinde yazılmış Kur'an sözlerinden bahsetmez.Biraz önce,Pir Efendimizin Kur'anın üç kısım olduğunu bildirdiğinden bahsetmiştik.

 

1) Lafzı Kur'an: Bu Mushaf Şeriftir.Kur'anın sözleridir.

2) Suveri Kur'an: Bu kainatta gözümüz ne görüyorsa,bunlar da Kur'andır.Yalnız,bu kainatın kitabını okumak için,ledün ilmini tahsil etmek lazımdır.Mısri Niyazi Efendi bunu şu beyitleriyle açıklamıştır:

 

Hep kitabı Haktır eşya sandığın

Ol okur kim seyri evtan eylemiş

 

Senin bu eşya sandıkların,hep Hakk'ın kitabıdır.Seyri meratip görenler,bu eşyanın, kitap olduğunu bilirler ve onu okurlar.

Hak Teala Hazretleri,bu kainatın kitap olduğunu Lafzı Kur'an dediğimiz Kur'anın sözlerinde bildirmiştir. (Vetturi ve kitabin mestur fi rakkin menşur) Tur,dağların en yücesidir.Hazreti Musa Aleyhisselam için diyor.Tur dağı dağların en büyüğüdür.Peki nedir bu Tur dağı? İnsanı kamilin gönlüdür.İnsanın kamilin gönlünden daha büyük bir yer yoktur.

Hak Teala Hazretleri,bir kudsi hadisinde buyuruyor: (Ma veseani ardi vela semai bel veseani kalbu abdi) "Yerler ve göklere sığmam mü'min kulumun kalbine sığarım." İşte,en büyük dağ budur. Kitab-ı mestur,bütün bu kainat,satırlarla yazılmış bir kitaptır.Bu kainata bakalım,sana kitap olduğunu nasıl söyleyecek? Bir ilahide geçer:

 

Her neye baksa gözün sırrı Sübhan ondadır

 

Neye baktın,gözün neyi gördü? Bitkileri mi gördü? O bitkide,Allah'ın bir sırrı var.Bir insan, eşyaya baktığı zaman o eşyada Hakk'ın ef'alini görecek.Bir bitkide hareket var,büyüme var, onu büyüten Allah'tır.O birkinin içinde de,onun mevcudiyeti var.Aç gözünü de,bu kitabı oku. Bu alem ve içindekilerin bir kitap olduğunu gör.İşte bu eşya da,bu kainat da,ikinci saydığım Kur'anın sureti olmuş oluyor.Anlayan,bilen bir kimse,eşyada Hakk'ın ef'alini,Hakk'ın sıfatlarını,Hakk'ın zatını görüyorsa Kur'anda da bunlar var.

3) Şimdi gelelim üçüncü manaya: Bu,Maani Kur'andır.Bu Kur'anı da insan kendisinde bulacaktır.Ancak,o vesileyi bulanlara okutulacaktır.Hiçbir ilim öğretmensiz öğrenilmez.Her ilmin bir öğretmeni vardır.Bu ilmin öğretmenini bulduğumuz zaman,kainatın nasıl bir kitap olduğunu,insanın yüzünün de Rahmanın defteri olduğunu,nasıl okuyabileceğimizi bize bu öğretmen öğretecek,Yunus'un bir sözü var:

 

Hasta olmuş iniler Kur'an ün'ünü dinler

Kur'an kendisi olmuş kendi Kur'an içinde

 

Hem Kuranı okuyor.Hem sadayı dinliyor,hem de kendisi Kur'an olmuş. nsanlarda, okunmaya layık çok meseleler vardır.Kendimizde olan mevcudiyeti okuyabilmemiz için,bir öğretmene ihtiyaç var.Öğretmeni bulduğumuz zaman da,hem lafzı Kur'anı okuruz,hem kainatın, hem de kendimizin bir Kur'an olduğunu anlamış oluruz.