NAMAZ ORUÇ

 

NAMAZ ORUÇ

 

Cenabı Allah Kur’anı Kerim’inde (İn tensurullahe yensurküm ve yüsebbitakdameküm) “Siz Allah’a yardımcı olursanız Allah’ta size yardımcı olur ve sizin ayaklarınızı kaydırmaz”buyuruyor.

Kulun Allah’a yardımı nasıl olur?Allah’ın kula yardımı nasıl olur?Ayeti kerimede anılan kul,Allah’a nasıl yardım eder?Allah’ın yardıma ihtiyacı olur mu?Kulların Allah’a yardımı,Allah’ı izhar etmektir.Fehmi Efendinin bir sözü vardır.

 

İhtiyacındır bilinmek

Fehmi’yi var eyledin

 

İnsanların Allah’ı zuhura getirmesi,Allah’a bir yardım olmuş oluyor.Nasıl, Fatihayı Şerif’in yarısı Allah’a aittir,yarısı da kullara aittir.Fatihayı Şerif Allah’la kullar arasında müştereken nail olmuştur.Bütün ibadetlerde böyledir.Namaz da kul ile Allah arasında yapılan bir ibadettir.

Zatın birisi Teveccüt namazını hatmi şerifle kılıyor.Ebu Medyen Hazretlerine diyor ki,ben teveccüt namazını hatmi şerif ile kılıyorum.Ya öyle mi,peki,bir daha namaza durduğun zaman Hazreti Resulallah Efendimizi senin karşında seni dinliyormuş kabul ederek namazını kıl, diyor.Bu düşünceyle namaza duruyor ama,ancak bir sure okuyabiliyor. Ertesi gün soruyor nasıl kıldın diyor,ancak bir sure okuyabildim diyor.Ebu Medyen Hazretleri şimdi de Cebrail Aleyhisselam Peygamber Efendimize vahy getiriyormuş mülazasıyla kıl.Bu sefer ancak birkaç ayet okuyabiliyor. Ertesi gün şimdi de farzet ki Hazreti Allah Cebrail Aleyhisselam’a vahy ediyor mülazasıyla kıl diyor.Adam okumaya başlıyor,(Elhamdulillahi rabbilalemin errahmanirrahiym maliki yevmiddin.)diyor (İyyakena’büdü) diyeceği zaman kulağına garip bir ses geliyor Ey yalancı.Hemen şaşırıyor ve başka okuyamıyor.O zaman gelip Ebu Medyen Hazretlerine durumu anlatıyor.Ebu Medyen Hazretleri sen kolay mı zannediyorsun “İyyakena’büdü” demeyi?Senin vücut varlığın duruyor,vücut varlığıyla “İyyakena’büdü” diyemezsin. Ancak vücut varlığından çıktığın zaman “İyyakena’büdü” diyemezsin, (İyyakena’büdü)’nün anlamı: “Yalnız sana ibadet ediyoruz” demektir.

(Vema halaktül cinne vel inse illa liyabudun) Ayeti kerimesi nazil olduğunda Ashabı Kiram Peygamber Efendimize sordular.İbadet nedir ya Resulallah?Peygamber Efendimiz de buyurdular ki (Eyliyuvahhidun,ey liyarifun) “Muvahhit olmak ve arif olmaktır.” Demek ki ibadet yalnız yatıp kalkmaktan ibaret değil,aynı zaman da Allah’ı tevhit etmek ve arif olmaktır, onu bilmektir.Resulallah Efendimiz Allah’ı bilmeyi (Men arafe nefsehu fekat arafe Rabbehu) Hadisi Şerifine bağlamıştır.Bu durum da kulun Allah’a ibadet etmesi,kulun yokluğunu bilmesidir.Bir kimse Allah’ta fani olursa,bundan daha büyük bir ibadet olamaz.

İşte böylece (İn tensurullahe yensurküm) Siz bana yardımcı olun,bende size yardımcı olayım. Yani siz bende yok olun,varlığınızı bende yok edin, ben de size yardım edeyim,sizin yokluğunuzda tecelli edeyim.

Bir salik kendi varlığını Allah’ın varlığında yok ettiği zaman Allah’a yardım etmiş olur. Allah’ın da kula yardım etmesi,onu mazharında zuhur etmesidir. Böylece Cenabı Allah, yardım ettiği kulunun ayağını bir daha kaydırmaz.

Kur’anı Kerim’de,buna benzer başka bir ayeti kerime daha vardır. (Rabbena la tüzi kulübena ba’de iz hedeytena) Siz şöylece dua ediniz “Ey bizim Rabbimiz,bizi hidayete erdirdikten sonra bizim kalplerimizi kaydırma ve bize rahmetini bağışla çünkü sen bağışlayıcısın.”

Peki insan hidayete erdikten sonra,ayağı veya kalbi nasıl kayar?Kalbin kayması,kalbin gaflet etmesidir.Bir kalp Allah’ta gafil oldu mu,o kalp kaymıştır.Onun için Cenabı Allah kullarının bir an dahi gafil olmamalarını ister.İşte bundan dolayı,bizlere kalbi zikir talim ettiriliyor. Kişinin kalbi ancak,kalbi zikirle uyanık durur ve gaflet etmez.Kişinin gafleti zikrinin durmasıdır.

Demek ki,kulun Allah’a yardım etmesi onu zuhura getirmesidir.Allah’ı zuhura getirebilmesi için onun mazharında yok olması icabeder.Başka türlü Allah zahir olmaz.Allah’ın zahire çıkması da,kişinin varlığını yok etmesiyle mümkündür.Kişinin kendi varlığını yok edebilmesi,en büyük ibadettir.Eğer salik bu ibadete nail,olursa Allah bütün varlığıyla o kulun maz-harında tecelli eder.O zaman Rab da kuluna ibadet etmiş olur.

Bunun için Muhuddin’i Arabi Hazretleri (Fezküruni ezkürküm) Ayeti kerimesini namaza bağlamıştır.Siz bana namaz kılarsanız ben de sizin için namaz kılarım.Çünkü namaz, bütün ibadetleri kendisinde toplamıştır.Eğer zikir arıyorsan namazda zikir var,ibadet,dua arıyorsan o da mevcut.Dua: Allah’a yalvarmaktır.Onun için Resulallah Efendimiz bir hadislerinde buyurmuşlardır.

(Efdalüd duai Elhamdülillah) Hiçbir namazın bir rekatı bile Elhamsız kılınmıyor. “Dua en büyük Elhamdülillah” olduğu için her rekatta okunuyor ve vaciptir.Bu sebepten namaz bir duadır.Rükular,yapılan tekbirler,bir zikir mesabesindedir.Demek namazda hem zikir var, hem dua var,hem de kulluğu icra etmek vardır.Kulluğun icrası nasıldır?Emirleri yerine getirmektir.Cenabı Allah’ın bir emride namaz kılmak olduğu için bir kimse namazını kılarsa kulluğunu yapmış olur.Namazda,dua,zikir ve kulluk olduğu için,Muhuddini Arabi Hazretleri (Fezkuruni ezkürküm) Ayeti kerimesini namaza almıştır.Fakat,namaz alalade bir şey değildir. Onun için bir yerde Mevlana Hazretleri,namaz kılınacak bir nesne midir?diyor. Resulallah Efendimiz de (Essalatü miracül mü’minin) “Namaz mü’minin miracıdır” buyuruyor.

Muhuddini Arabi Hazretleri bunlara ilave ediyor. “Namaz kılan bir kimse namazında Rabbını görecektir.Eğer görmedi ise o kimse namaz kılmamıştır.”

Peki bir insan namazda Rabbını nasıl görebilir?Hazreti Musa’nın dediği gibi, görün bana bakayım sana şekliyle mi görecektir?Burada kişi,aslında arif olacaktır.Kendi yokluğunu bilip,kendi yokluğunda Hakk'’n varlığının zuhurunu müşahade edcektir.Çünkü,namazdaki yapılan hareketler bize onu ifade ediyor.

Bir kimse,namaza durduğunda bir takım haraketler yapıyor,elini kulağına götürüp Allahuekber diye tekbir alıyor,sonra ellerini bağlıyor.Biz yapılan bu hareketlerin ne mana ifade eddiğini biliyor muyuz?Bu hareketler tevhidde bizlere şu manayı ifade ediyor.

Yarabbi,bu ana kadar ellerimle işlenen fiili ben işledim zannediyordum, şimdi arif oldum,her fiilin faili sen imişsin,elimi bağlıyorum ve işlemez oluyorum,Allahuekber diyerek rükuya vardığımda sıfatlarında benim olmadığını idrak edip sıfatlarda senin Yarabbi diyorum.Buna da arif oldum. Nasıl kıyamda ellerimi bağladığımda fiilin senin olduğunu idrak ettim,şimdi de sıfatların senin olduğunu idrak ettim.

Secdeye vardığında,vücutta Hakk’ın olduğunu anlayınca (Fezkürüni) yi ifade etmiş oluyorsun, “Fezkürüni”den murat budur,yani kulun kendi benliğinden çıkmasıdır.Kul böyle varlığından geçti mi ikinci rekatta Allah kendi varlığını kulun mazharında zuhura getirmiş olur.İşte bir salik,bu durumlara arif olursa,onun namazı miraç olur ve Allah’ın şu ayetinin mazharı olmamış olurlar. (Feveylünlil musallin ellezinehüm an salatihim sahun) “Vay şu namaz kılanlara ki namazlarını gaflet ile kılarlar.”

Bazı kimseler diyorlar,namaz bizim borcumuzdur.Hatta bunu borç kabul ettiklerinden,bir kişi nasıl diğer bir kişiye olan borcunu ödemeyince veya ödeyemeyince rahat edemiyorsa, namazıda böyle borç kabul eden kimseler namazını kılmayınca rahat edemiyor. Namazını kıldı mı,para borcunu ödemiş bir kimse misali hafifliyor.

Bazı kimseler namaz bir emirdir,bizler ise bu emri yerine getirmekle mükellefiz diye düşünürler. Fakat namazın ne mana taşıdığını hiç düşünmezler.Dolayısıyla (Essalatü miracül mü’minin) “Namaz Mü’minin miracıdır.” Hadisinden bir şey anlamazlar.İşte böyle düşünmeden, namazın hakikatini bilmeyerek namaz kılanlar için,daha evvela okunan ayeti kerimede buyurulduğu gibi (Yazıklar olsun,eyvahlar olsun,gaflet ile namaz kılanlara) uyarısı gelmiştir.

Madem ki hal böyledir.Bir kimse de yapmış olduğu ibadetleri dikkatle yapacaktır. Namaz esnasındaki yapılan hareketler,ne mana ifade ediyor, bunu bilecektir.Zahiren bile,bir kişi bilmeyerek bir iş yaparsa,ne o işlediği işin bir hayrı olur,ne de o işten bir kazanç temin edebilir. Fakat yaptığı işi bilerek yaparsa,mutlaka o işten zarar görmez ve kazançlı çıkar. İbadetler de böyledir.Namazı da kılarken,namazın da miraç olduğunu tasavvur edeceksin, idrak edeceksin.İşte o zaman yapmış olduğun ibadet,gerçek ibadet olmuş olacaktır.

 

Oruç da böyledir.Oruç,yalnız aç durmaktan ibaret değildir.Orucun taşıdığı bir mana vardır. Nasıl bir insan namazını kılmak için abdes alıyorsa ki bu abdes,temizliğin işaretidir. Çünkü,Allah’ın huzuruna temiz olarak durulur. Oruç da kişinin manevi temizliğidir.

Kabul edelim abdes ile elimizdeki,yüzümüzdeki ve ayağımızdaki kirleri temizleyip,dış temizliğini yaptık ve bu azalarımız temizlendi.Peki içimizi nasıl temizliyeceğiz?İçimizi de oruçla temizleyeceğiz.Onun için oruç,aynı zamanda manevi bir temizliktir.

Aç durup orucumuzu tuttuğumuz halde,iç temizliğimizin olup olmadığını hiç düşünüyor muyuz?Oruç’un gerçek manası,bizim maneviyat kirlerimizin temizliğidir.Peki bu maneviyat kirleri nedir?Bu maneviyat kirleri şirktir. Onun için Cenabı Allah Kur’anı Keriminde (İnnallahe la yağfiru en yüşrake bihi ve yağfirü madüne zalike limen yeşaü) “Allah şirkten maada her günahı affeder ancak şirki affetmez” buyuruluyor.Şirk ise Allah’a ortak koşmaktır.Haşa Allah ortaklığı kabul etmez.Ama ne yazık ki,bilmiyerek sen ona ortak oluyorsun.İşte bunun için Resulallah Efendimiz: “Ben ümmetimin görünen şirklerinden korkmam,görünmeyen şirklerinden korkarım.”demiştir.Görünmeyen bilinmeyen şirkler ise,güç kuvvet Allah’ın iken bütün işlerin faili Allah iken,sen de işlenen bu işlere ortak olursan. Yani ben şunu yaptım,ben şu işi işledim dersen o zaman şirk etmiş olursun.

Cenabı Hak ayeti kerimesinde (Vallahü halakaküm vema ta’melun) “Allah sizleri halk etti, sizlerin fiilerinide halk edici odur.”Allah böyle söyleyip dururken,sen nasıl olur da ben şu işi yaptım,ben bu işi yaptım diyebiliyorsun?İşte bu bilinmeyen görünmeyen şirktir,Allah’a ortak koşmaktır.Ama bir insan,orucun hakikatine arif olduğu zaman,oruç o kimseyi temizleyecektir.

Oruç, zahirde otuz gündür.Hadisi şerif’te Peygamber Efendimiz Ramazan’ı Şerif’i üç bölüme ayırarak ilk on günü rahmet,ikinci on günü mağfiret,üçün cü on günü de cehennemden azat olarak,buyurmuşlardır.İlk on gününe rahmet denilmesi,ilk on gün Allah’ın kullarına rahmet etmesidir.

Peki bizler otuz gün oruç tuttuğumuzda,ilk on gününde Allah’ın rahmetine mazhar olabiliyor muyuz?Hiç kendimizi böyle bir yoklamaya tabi tuttuk mu?Madem ki Allah bunu şer’an Resulallah Efendimizin hadisleriyle böyle emretmiş,bu sebepten Ramazan’ın ilk on günü rahmettir.

İkinci on günü ise mağfirettir.Mağfiret ise,günahların af olunmasıdır.Eğer kişinin günahları af olunursa,o kişi,kendisinde bir hafiflik hissetmesi lazımdır.İnsana ağırlık getiren, günahlarıdır.Eğer sen bu ikinci on günüde tuttuğun halde,kendinde bir hafiflik hissetmediysen, gerçekten orucunu tutmadın demektir.

Orucun son on günü ise azadtır,kurtuluştur.Azad demek bir kişinin hastalıktan veya bir çileden kurtulması demektir.Allah’ın en şiddetli azabı cehennem azabıdır.Böyle bir azabdan kurtulmuş veya kurtulamamış olduğunu,orucun son on gününü tutmakla anlamış oluruz.

Eskiden kölelik varmış.Köle pazarları kurulup o pazarlarda zenginler gelip beğendikleri köleyi satın alırlar ve o satın aldıkları köleyi ömür boyu emrinde çalıştırırmış. Fakat o köle,ağasını razı edecek hayırlı bir iş işlediği zaman,ağası kölesinden razı olur ve “seni azat ettim” dediğinde o köle kölelikten kurtulmuş olurmuş,serbest kalırmış.

Demek ki,Ramazan’ın onar günden otuz gün olması ve sonunda kurtuluşa erilmesi, bizlere bir hakikati remzediyor.Bu hakikat de,orucun ilk on gününü tuttuğumuzda,tevhid makamlarının ilki olan Tevhidi Ef’ali zevk edebilirsek Allah’ın rahmetine mazhar olmamızdır.

İkinci on günde Tevhidi sıfat zevkedilirse,günahlardan kurtulmuş oluruz.Kişi günahı neyle işler? Sıfatlarıyla işler.Çünkü hiçbir fiil yoktur ki sıfatsız zuhura gelsin.Her fiil bir sıfatla meydana gelir.Bir insan bütün işleri sıfatlarıyla işlediği için insana en büyük günah da sıfatları olmuş oluyor.Demek ki ikinci on günde kişi sıfatların,Hakk’ın olduğunun idrakine vardı mı o kişi günahlardan kurtulmuş oluyor.

Bundan sonraki günahların en büyüğü,vücut günahıdır.Üçüncü on günde de vücudundan halas olan kişi günahlardan beri olur,azad olur.Demek oluyor ki,oruç bize hakikatleri ifşa ediyor.Fakat kişi orucunu tutup aç durduğu halde böyle bir rahmete,mağfirete ve azada mazhar olmuyorsa,o oruç,aç durmaktan ibaret olur.Bir semeresine nail olamaz.