NAMAZLARIN SIRASINA GÖRE AÇIKLAMASI

 

NAMAZLARIN SIRASINA GÖRE AÇIKLAMASI

Bir sofunun Molla Sadi'ye sorduğu sorular:

 

Sabah namazını en evvel kim kıldı?İki rekat olmasının sebebi nedir?

Öğle namazını iptida kim kıldı?Dört rekat olmasının sebebi nedir? 

İkindi namazını evvela kim kıldı?Dört rekat olmasının sebebi nedir?

Akşam namazını evvela kim kıldı?Üç rekat olmasının sebebi nedir?

Yatsı namazını evvela kim kıldı?Dört rekat olmasının sebebi nedir?

Vitir namazını evvela kim kıldı?Üç rekat olmasının sebebi nedir?

 

Böylece bütün soruları sorduktan sonra,Molla Sadi bu soruları güzel güzel cevaplıyor.

Büyük atamız Adem Aleyhisselam cennette yaratıldı ve eşi Havva validemiz ile yaşarken,Cenabı Allah onlara"yiyin için hür yaşayın,lakin sakın şu buğday ağacına yaklaşmayın," dedi.Bunlar bir hayli cennette beraberce yaşadılar.

     Mel'un şeytan bir yolunu bulup cennete girdi.Şeytanın cennete girmesine bir yılan sebep oldu. Şeytan yılana dedi ki: Sen cennete girip çıkıyorsun,ben cenneti çok görmek istiyorum. Beni ağzına al da seninle beraber cennete gireyim.

Ben seni ağzıma nasıl alırım?Sen benim ağzıma sığmazsın,şeytan ben küçülürüm dedi ve dediği şekilde küçülerek yılanın ağzında cennete girdi.Orada evvela Havva validemizle görüştü, ona dedi ki: Şu ağaçtan yemiyorsunuz,o ağaç size neden yasak edildi biliyormusunuz?Eğer siz o ağaçtan yerseniz ebedi kalır,yemezseniz ölürsünüz dedi.

Havva validemiz gitti ve o ağaçtan yedi ve bir şey olmadığını görünce,Ya Adem benim karşıma yaşlı bir adam çıktı,bana dedi ki:Bu ağaçtan yerseniz cennette ebedi kalırsınız,eğer yemezseniz ölürsünüz.Bunun üzerine ben yedim hiçbir şey olmadım diyerek,Adem Aleyhisselamın da o ağaçtan yemesine sebep oldu.Hazreti Adem de o ağaçtan yeyince üzerindeki elbiseler birden bire soyuldu.Bu suretle de Hazreti Adem cennetten kovulmuş oldu. Tabii Havva Validemiz ve şeytan da cennetten sürüldüler.

Adem Aleyhisselam cennetten dünya yüzüne sürülünce dünyayı karanlık buldu.Sabah ortalık aydınlığa kavuşunca şükrane olarak iki rekat namaz kıldı.Bir rekatı dünyayı karanlık bulduğu için,bir rekatı da aydınlığa çıktığı için.

Öğle namazını ise İbrahim Aleyhisselam kıldı.Cenabı Allah,İbrahim Aleyhisselam'ıdört türlü beladan kurtardı.Hazreti İbrahim de bu dört türlü beladan kurtulduğu için Rabbına şükrane olarak dört rekat namaz kıldı.

İkindi namazını Yunus Aleyhisselam kıldı.Kırk gün balığın karnında haps olduktan sonra bir ikindi zamanı idi,Cenabı Allah'ın emriyle balık onu sahile çıkardı.O da şükrane olarak dört rekat namaz kıldı.

Akşam namazını İsa Aleyhisselam kıldı.Cenabı Allah onu Yahudilerin tehlikesinden semaya ref etti,yani yükseltti.Onlar, Allah, Meryem Validemiz,Hazreti İsa olmak üzere Hazreti İsa'ya üçlü bir varlık isnat ettiler.İsnat ettikleri bu üç varlık şirk idi.İşte bu şirkten kurtulduğu için şükrane olarak üç rekat namaz kıldı.

Yatsı namazını Musa Aleyhisselam kıldı.Cenabı Allah Musa Aleyhisselam'a Firavunun tehlikesinden korunmaları için, sana tabi olanları alıp Nil'in karşı tarafına geçir dedi.O zaman Musa Aleyhisselam Yarabi köprü yok nasıl geçelim.Ben sana bir asa verdim,asayı suya vur,o sana yol verir dedi.O da asasıyla on iki yere vurdu,on iki yol açıldı.Karşı tarafa geçtiler.İşte Musa Aleyhisselam da böylece Firavun'un tehlikesinden kurtulduğu için şükrane olarak dört rekat namaz kıldı.

Salatı Vitir'i de,Peygamber Efendimiz kıldı.Mirac'a çıkacağı zaman Ebu Bekir Sıddık'a bildirdi. Ey kardeşim Ebu Bekir bu günlerden Rabbım bana Mirac gösteriyor,yani Rabbimle görüşeceğim.öyleyse ya Resulallah,benim için Rabbın huzurunda iki rekat namaz kılar mısın? dedi. İşte bu kılınan namaz vacip oldu. Bir rekat Allah emretti bu da farz oldu. Resulallah

Efendimiz bir rekat kendisi için kıldı,buda sünnet oldu.İşte salatı Vitir buradan kaldı.

Bu namazların hepsini de Peygamber EfendimizMirac'ta topladı,biz ümmetlerine hediye olarak getirdi.Özet olarak namazların zahiri sebepleri bu şekilde sıralanmaktadır.

Şimdi bu namazların hakiki manalarına gelelim.Hasan Fehmi Hazretleri;

   

Sabah namazına hazır olanlar

Onlardır ef'ali Hakka verenler

   

Fail Haktır diye huzur ederler,buyuruyor. Evvela bir kişi cahillik yani cehalet devri geçirir.Bu cehaleti ona göre gece karanlığı gibidir.Çünkü yaradılış hikmetini bilmiyordu.Bu dünyaya yaşamak, yemek,içmek için geldiğini zannadip,kendisinden ve Rabbından haberi yoktu.İşte böyle bir karanlık devresinde mürşidi kamil vasıtasıyla hidayet bulunca.aydınlığa çıkmış oluyor. Burada aydınlığa çıkması fiil şirkinden kurtulduğunun işaretidir.İşte burada fiil şirkinden kurtulduğu için şükrane olarak iki rekat namaz kılmış olacaktır.

Peki bir insanın sabah namazını kılabilmesi için nasıl bir hazırlık yapması gerekir?Evvela uykudan uyanması lazımdır. Çünkü uykuda iken yapılan ibadet makbul değildir. İşte sabah namazının hazırlığı budur. Biz de uyanmamız için önce Zikr-i Daim talim edildi. İnsanlar bu Zikr-i Daim ile uyanacaklardır buyuruluyor.

Bir kimse bin sene yaşasa,bu yaşadığı bin sene içerisinde hiç sabah namazını kaçırmasa, eğer kendi nisbet fiilleri duruyorsa bir vakit dahi namaz kılmış sayılmaz.Çünkü kendi benlik ve variyetiyle kılınan namazı Allah kabul etmez.

Bir kimse Zikr-i Daimle uyanarak,varlık ve benliklerinden geçip fail'in Allah olduğunu idrak ederse sabah namazını kılmış olur. Bundan sonra öğle namazı geliyor.Fehmi Efendi öğla namazı hakkındaki beyitleri şöyle:

 

Öğle namazını kılan müminler

Her sıfatı Hakka nisbet ederler

Her nazar mevsufu şuhut ederler

 

Bu sohbetimizin başında öğle namazı için ne demiştik.İbrahim Aleyhisselam dört türlü beladan kurtulduğu için dört rekat namaz kıldı.Peki bu dört türlü bela ne idi ki biz bu belalardan kurtulduk da öğle namazını kılmayı Hak ettik?İnsanlarda yedi subut sıfat vardır.Üçü batın dördü zahir.Zahir olan sıfatlar nelerdir?Duymamız,görmemiz,konuşmamız,

kuvvetimizdir.Biz buradan anladık ki bizden duyan,gören,konuşan Hak imiş.Kuvvetimizde onun kuvveti imiş.(La havle vela kuvvete illa billah)Ne zaman bunlar bize nisbet idi,böyle olduğu zamanda bize birer bela olmuştu.Bu belalardan kurtulduğumuzdan dolayı dört rekat öğle namazı kılmayı hak etmiş oluruz.Nitekim yukardaki beyitte geçtiği gibi:

 

 Öğle namazını kılan müminler

Her sıfatı Hakka nisbet ederler

Her nazar mevsufu şuhut ederler

 

Onlar nereye bakarlarsa baksınlar her sıfatın mevsufu yani bu sıfatları sıfatlanan Hak Teala Hazretleri olduğunu idrak ederler.Bu anlaşıldığı zaman öğle namazı eda edilmiş olur. Böyle bir bilgiye sahip olmadan,kendi nisbetiyle öğle namazını kıldım zannıyla bin sene yaşasa, şirk ile,bin sene namazını kılmış olsa,bir vakit bile kılmış sayılmaz.Ancak öğle namazını mümin kimseler kılabilir.

Mü'min nedir?Mümin inanmış kimse demektir.Neye inanmış?Fiilin ve sıfatların Hakk'a ait olduğuna inanmış kimseler hem mümin olurlar hem de öğle namazını kılmaya hak kazanırlar. Şimdi sıra ikindi namazına geldi.Burada Fehmi Efendi Hazretleri ne diyor:

  

İkindi namazını cemaatla kıl

Vücut vücudullah gayri yoktur bil

Cümle alamfani,Haktır baki bil

 

Bir insanın bütün ikindi namazlarını cemaatla kılması mümkün müdür?Hadi camiler var,erkekler gider,camide kılarlar ya kadınlar nasıl gidecek?Gitse de her zaman gidemez.Öyle ise biz ikindi namazını cemaatla nasıl kılabiliriz?İnsan başlı başına bir alemdir.Bir alem ne ise insanda odur.Bu alemde camiler var,imamlar var,cemaat var.Madem bir insan tek başına bir alemdir,öyle ise biz bu camiyi kendimizde bulacağız,yani cami kendimiz olacağız.İmamıda içimizden kendimiz seçeceğiz.Böylelikle ikindİ namazını cemaatla kılmış oluruz.

Peki biz camii kendimizde nasıl bulabiliriz?İnsanın vücudu bir camidir.Bütün azalarımızı cemaat,kıblemizi semme vechullah yapacağız.Bu husus Kur'an-ı Kerim'de ayetle sabittir.(velillahi meşriku vel mağribü feeynema tüvellü fe semme vechullahi)"Doğu batı Allah'ındır.Yüzünüzü ne tarafa çevirirseniz Allah'ın yüzü oradadır."Böylece ruhumuzu imam, organlarımızı cemaat,kıblemizi Allah'ın yüzü yapabilirsek bu suretle,ikindi namazını cemaatla kılmış oluruz.Böylece ikindi namazını kıldıktan sonra gelelim akşam namazına. Akşam namazı hususunda Fehmi Efendi Hazretleri nasıl buyuruyorlar:

 

   Akşam namazını imamla kılan

   Onlardır Allah'ı hem zahir gören

   Hak söyler "Enelhak"kulun dilinden

  

Akşam namazını imamla kılmamız için yine ruhumuzu imam,azalarımızı cemaat,kıblemizi semme vechullah yaparız. Akşam namazını kıldığımız zaman Hak zahir olur. Böyle namaz kılabilenler Allah'ı apaçık, zahir olarak görürler.

Kılmış olduğumuz akşam namazının kabul olup olmadığını nasıl anlayabiliriz?Burada bütün azalarımızın ruha tabi olması gerekir. Peki bütün azalarımızın ruha tabi olduğunu nasıl anlayabiliriz?Bu azalardan göz görmek için halkolmuştur.Peki neyi görmek için.Eğer bir göz ki Hakk'a bakmıyor,Hakk'ı görmüyorsa o zaman sorulacak.Ey insan ben sana göz verdim,ne

ye bu gözlerle bana bakmadın?Beni görmedin?Ama bu gözlerle Hakk'a baktı Hakk'ı gördü ise,o zaman gözden perde kalkmış olacak.Göz,nereye bakarsa baksın Hak'tan gayri bir şey görmeyecek.İşte bir kul akşam namazını böylece imamla kıldığını anlamış olacak.

Kulaklarımız da her sesde Hakk'ın sedasından başka ses duymuyorsa o zaman kulak da vazifesini yapmış olur ve akşam namazının cemaati olmuş olur.

Dile gelince Cenabı Allah dili niçin yarattı?Doğruyu söylememiz için,bir insanda akşam namazını kıldı ise onun dili yalan söylemeyi kaldıracak ve hep doğruyu söyleyecek. Yani Hakk'ı söyleyecek. Hak demek doğru demektir.Bir insan bir sırra erişmeyince yalan söylemekten kurtulamaz.Çünkü her konuştuğunda ben yaptım,ben konuştum,ben bilirim, ben duyarım, ben görürüm demesi hep yalandır.Ne zaman kendisinden konuşan, duyan, görenin Hak olduğunu anlayacak,işte o zaman dil doğru söylemiş olacak.Fakat ne yaparsa kendisi yaptı zannediyorsa o yalandır.

Biz daha ilk derse girdiğimizde yalan söylemeyeceksiniz diye tembih ettiler.Bir insanın hiç bir varlığı olmadığı halde hem de(La havle vela kuvvete illah billah)dediği halde, bir iş işlediğinde, bu işi ben işledim diyorsa işte bu yalandır.Hani kuvvet, kudret Allah'ın idi? Böyle olunca sen nasıl bir iş işleyebilirsin?Düşünelim bir insandan kuvvet ve kudret giderse o insan ne yapabilir?Hiç bir şey yapamaz.Kuvvet ve kudret Allah'ındır.Kuvvet ve kudret Allah'ın olduğu halde bir kimsenin ben şunu yaptım,ben bunu yaptım yalan olur.Onun için bu yalandan ne zaman kurtulacağız o zaman akşam namazını kılmış olacağız.

Akşam namazında Hak zahir olduğu için,söyleyen de,işleyen de,duyan, gören, konuşanda Hak olur.İşte insan burda yalan söylemekten kurtulmuş olur. Onlardır Allah'ı hem zahir gören,demesi,onun her kuvvesinde Cenabı Hakk'ın zatıyla zahir görmesi demektir. Görmesi, bilmesi demektir.Bilmek,görmenin aynısıdır.

Şimdi geldik Musa Aleyhisselamın kılmış olduğu yatsı namazına:

 

  Yatsı namazında eyle sen huzur

  Muhammed yüzünden Hak zahir olur

  Hak batın ile halk zahir olur

 

Bir insan Yatsı namazını kılmaya eriştiği zaman o insanda huzur olur.Peki biz o kadar yatsı namazları kılıyoruz neden huzur bulamıyoruz?Çünkü huzur yatsı namazının Hakikatını kılmakla olur.Yoksa suret namazında insan huzur bulamaz.

Yatsı namazının hakikati neydi ki insan huzura kavuşuyor?Bu menzile gelen insan için şu kutsi kadis tecelli ediyor."Kulum bana nevafille yakınlaştığı zaman ben o kulumu severim,sevdiğim kulumun duymasına kulak,görmesine göz,konuşmasına dil tutmasına el, yürümesine ayak hatta tüm aza ve cevarihi ben olurum."Bir insan böyle bir sırra eriştiği zaman huzur bulur.İşte namazın hakikatı da budur.

Bize namaz nedir diye sorsalar,hakikatta namaz Allah'la beraber olmaktır deriz.Bir insandan bu idrak hiç gitmeyip idrakinde daima Allah'la beraber olduğunu tasavvur edebiliyorsa,bu insan daim namazdadır. Bunun için Kur'an'da bizlere üç türlü namaz bildiriyor.

 

1-Vakit namazları(Salatül vakt)

2-Orta namazı(Salatül vüsta)

3-Daim namaz(Salatı daim)

 

İşte bu sırra,bu zevke erişen bir kimse daim namaza erişmiş olur.

Şimdi sıra geldi Vitir namazına:Fehmi Efendi Hazretleri bu namaz hususundaki beyitleri şöyle:

 

Salatı vitri kılan muhakkak

Evvel ahir zahir batın olur Hak

Kalmaz şirkin abit mabut olur Hak

 

Vitir namazı kılan bir kimsede ihlas olacaktır.Camilerde vaizler cemaatine ibadetlerinizi ihlas üzere yapın buyururlar. İhlas ne demektir?İnsan bu ihlasa nasıl erişebilir?

İhlas ek bir varlık kabul etmez, tek varlılığı kabul eder.Eğer Salatı Vitir'de de bir ibadet eden, bir ibadet, bir de ibadet edilen olursa burada üçlü bir varlık ortaya çıkar.Hani burada birlik?Hani ihlas?İhlas olması için:İbadet eden Hak.İbadette Hak, ibadet olunanda Hak olacak.Bu hal ancakVitir namazında olur.Zaten namazın ismide budur.Vitir demek tek demektir, ama üçlü tek demektir.Yani üçlü varlık bir olduğu için,ibadet eden Hak,ibadet Hak,ibadet olunan da Hak olduğu zaman ihlas olmuş olur.

Gelelim ibadetin ne olduğuna?Namazın ne olduğuna?Namazda bir hareket var.Ayakta duruluyor,eğiliniyor,secdeye varılıyor.

Bize Ef'al telkininde ne denildi?Enfüste afakta sükün ve harekette işleyen Hak'tır.O halde ibadet ne imiş.Namazı da bir sükün ile hareketten ibarettir.İşte bu cihetle ibadette Hak oluyor.

Namazlar beş vakit iken Salatı Vitir ile altı oluyor.Bundan sonra bir de Teheccüt namazı var ki bazı kişilerde o namazı da kılmaya yeltenirler.Hatta kılarlar.Burada Fehmi Efendi Hazretleri şöyle buyurmuşlardır.

 

    Teheccüt namazı farz değil sana

    Yetim malıdır yakar baştan başa

    Teberrüken kılar Fehmi yok haşa

 

Fehmi Efendi Hazretleri ben bu namazı kılıyorsam tebrik için kılıyorum,aslında bende bu namazı kılamam.Çünkü bu namaz Peygamber Efendimizin şahsına emrolunmuş bir ibadettir.Onun için Kur'an-ı Kerim de buyuruluyor.(Sen gecenin bir nısfında kalk sana mahsus olarak Rabbına Teveccüt namazı kıl.Umulur ki Rabbın seni Makamı Mahmud'a ulaştırır)Burada emir yalnız Peygamber Efendimizedir.Teheccüt namazı Mahmut makamıdır. Yalnız ona mahsustur.Bu makamı yalnız Resulallah Efendimize mahsus olduğunu bütün peygamberler bildiler.Dolayısıyla Cenabı Hakk'a Yarabbi,bizleri de ahir zaman nebisine ümmet et,eshabı et.Bu makam sahibi Resulallah Efendimiz olduğundan şefaat etmekte yalnız ona mahsusdur.

İnsanların da Teveccüt namazı kılmaları bu makamı istemeleri demektir.Halbuki bu hususdaki ayeti kerime vardır. (La takrebü malel yetimi)"Siz yetimin malına yaklaşmayınız."Çünkü Peygamber Efendimiz manevi cihetiyle yetimdir.Yetim kime deniyor?Babasız,anasız kalmış kimseye deniliyor.Peygamber Efendimiz ruhaniyeti anna ve babadan gelmedi.Onun ruhaniyeti,"Ol"emriyle oldu.İşte yetim olan odur.Teheccüt namazı da ona mahsus olduğu için:

   

Tevecüt namazı farz değil sana

            Yetim malıdır yakar baştan başa

denmiştir.Ayeti kerimede"yetimin malına yaklaşmayın"buyuruluyor.Zahirde yetimin malına yaklaşılmıyor.Burada Peygamber Efendimizin manen yetim olduğundan dolayı yalnız ona mahsus olmak üzere"Tevecüt namazı kıl"emri vardır.Aynı zamanda bu namaz şükran içindir.Peygamber Efendimiz için de"Bu makamı sana verdiğim için Teveccüt namazı kıl."denildi.

İşte böylece namazlar bahsi de burada tamamlanmış oluyor.Rızaen Lillahil Fatiha...