NÜBÜVVET-VELAYET

 

NÜBÜVVET-VELAYET

 

Nübüvvet veliliğin üstündedir.Hızır Aleyhisselam veli idi,Musa Aleyhisselam velayetin kapısından geçtiği halde,Hızır Alleyhiselam’ın bildiklerini bilmedi. Bazıları Musa Aleyhisselam, Hızır Aleyhisselam’a İlmi Ledüni öğrenmek için gitti diyorlar.Bunun en doğrusunu Pir Efendimiz söylemiş.            Musa Aleyhisselam Ulul Azim bir Peygamber idi.Onun ilmi Ledüniyesi var idi.Yalnız İlmi Ledün iki kısımdır.

 

1-Ledüni İlmiye:Tenzili

2-Ledüni Kevniye:Tekvini

 

Musa Aleyhisselam da Ledüni Kevniye yoktu.Hızır Aleyhisselama Ledüni Kevniye’yi öğrenmek için gitti.

Musa AleyhisselamIn üç müşkülü vardı.Bu müşküller ancak Kerameti Kevniye ile hallolacak müşküller idi.İleride Hızır ile Musa kıssası hakkındaki konularda geniş bir şekilde bu mevzuya yer vereceği için burada kısa kesiyoruz.

Cenabı Allah Musa Aleyhisselam’ı Hızır’a kendisini meşkül eden üç müşkülünün hali için gönderdi.

Birinci müşkülü:Annem beni tahta sandığa koyup Nil nehrine bıraktı,ben nasıl boğulmadım?

İkinci müşkülü:Bir kıpti öldürmüştü,Acaba Allah ininde katil oldum mu?

Üçünçü müşkülü:Şuayip Aleyhisselam’ın kızlarının koyunlarını,ücretsiz sulamasından dolayı bir ecre,sevaba nail oldum mu?

İşte Cenabı Allah Musa Aleyhisselam’ı Hızır’a bunlar için gönderdi.Fakat bunun içerisinde çok manalar var.Şeriatta bu kıssayı şöyle anlatırlar:Musa Aleyhisselam ile Hızır Aleyhisselam’ın bindikleri gemi,on kişilik bir şirket gemisi imiş.Elamanlarıda çok temiz ve müslüman insanlar.Geminin karaya çıkacağı yerde de çok zalim bir hükümdar varmış,Salam gemileri buldu mu harp gemisi diye alıkoyuyormuş. Musa Aleyhisselam’da zalim hükümdara yaramasın diye gemiyi delmiş.

Doğrultmuş oldukları duvarda da iki yetimin hazinesi var imiş.Çocuklar büyüyene kadar bu hazine kimsenin eline geçmesin diye duvarı doğrultmuş.Şeriatte bu böyle,fakat bunun içinde ayrı bir mana var. Bahsedilen on kişilik şirketten murat insan da on duygu vardır.Beşi içinde, beşi dışında,hatta bu duygular için Niyazi Efendinin bir beyti vardır.

 

İçin dışa zuhuratı

Dışın içe hayalatı

Birinden ol birine

Tuhfeler her bar olur peyda

 

Dışarıdaki beş duygu ne gördüyse iç organlara haber veriyor.Kulak ne duyduysa,nasıl bir ses işitti ise,içeriye haber veriyor.İşte bu duyguyla on şirketin birisi zalim hükümdar,zalim hükümdar  da nefsi emmare idi.Bunu neyle kederledi?Ledün ilmiyle kederledi.Fail Allah dedi. Kederledi.Bu durumda zalim hükümdar olan nefsi emmare bakacak ki gemi kederli ondan el çekecek.

Öldürülen oğlanda nefsin hükümleri idi.Nefsin hükümleri ne idi?Nefsin sıfatları yalan, kibir,haset bunların hepsini kökten kesti,başını kopardı.Bu büyürse ne olacak?Ana ve babası bu temiz ruhu kendi mahiyetine alacak. O iki yetimden murat da birisi öz,biri söz.Söz ile öz de bir olacak.İşte o zaman tevhid olur,Biz ilmi ne kadar tevhid etsek,Bir insanın ilimle tevhidi, sözüyle özü bir olmadı mı tevhid olmaz.Çünkü tevhid,söz başka ilim başka olmaz.Onun için biraz evvel okoduğumuz ilahinin sononda Niyazi Efendi Hazretleri:

 

Alan lezzeti birlikten

Halas olup ikilikten

 

Birlikten kim lezzet aldı ise o ikilikten kurtulur diyor.Peki ayrılmalarındaki hikmet nedir?Bu hususda Peygamber Efendimiz:Ne olurdu kardeşim Musa biraz daha sabretseydi,Hızır ona daha ne hikmetler gösterecekti. Ayrılmalarındaki bu iki biliş nübüvvetle velayet.Nübüvvetin ahkamı başkadır.Velayetin ahkamı başkadır.

Bu sebepten dolayı diyor.Sen bir şey bilmiyorsun zannetme senin bildiklerini ben bilmem benim bildiklerimide sen bilemezsin.

Onun için şeriatla hakikat bağdaşmaz.Sen ne kadar bağdaştırmak istesen de bağdaşmaz. Şeriatte sen haklısın,hakikatte ben haklıyım.Nübüvvetin zahiri şeriattir.Bir nebi şeriatle görünür ama hakikatten bahsetmez.Onun için şeriat hükümün de bir vaiz,isterse kamil olsun kürsüye çıktı mı,Orada şeriatle anlatacak,hakikatten bahsedemez.Çünkü o kapı oranın kapısıdır. Onun için Peygamber Efendimiz şöyle diyor.

“Musa Aleyhisselam ile mülaki olan herkesin kıyamete kadar sağ olacak zannettiği Hızır,şimdi hayatta olsaydı,gelir beni ziyaret ederdi”diyor.Hani kıyamete kadar sağ idi Hızırlar?O Musa zamanının Hızırı imiş.O gitmiş Peygamber Efendimiz zamanında başka bir Hızır gelmiş.Eğer o Hızır sağ olsaydı gelir beni ziyaret ederdi diyor.Demek Hızırlar ölürmüş.

Hızır demek hazır demektir.Hali hazırda o mevkiye,o ilme kim sahip ise, Hızır odur.Sonra bunlar bir tane değildir.Bu hususda Eşrefoğlu Hazretlerinin bir sözü var.

 

Benim ledüni ilmimde

Hezaran Hızır olur aciz

 

Hezaran:Bin demektir.Binlerce Hızırlar aciz kalır.Demek ki Hızırlar bir tane değil,bilakis çokmuş.Her memlekette birer tane var.Eşrefoğlu,Uluhiyet mertebesine girmiş orada bayrağı sallıyor.

 

Benim ledüni ilmimde

Hezaran Hızır olur aciz

Benim her bir tecellimde

Nice bin Musa’lar hayran

 

Bu sözü kim söyleyebilir?Ama en sononda açıklıyor.

 

Sanırlar Eşrefoğluyum

Ne Rumiyim ne İzniki

Benim ol daimül baki

Göründüm sureta insan

 

Şu halde kim imiş bu sözleri söyleyen?Allah imiş.Ama diyor beni Eşrefoğlu zannederler. Eşrefoğlu da değilim,İznikli de değilim.

Şimdi tekrar mevzumuza dönelim.Duvardan murat şeriattır.Yıkılacak olan duvarı doğrultmak şeriatı doğrultmaktır.Şimdi burada Hallac-ı Mansur’un bir sözü ve fedakarlığını beyan ediyor.Mansur’u söylediği sözden dolayı hapse attılar.Hapishanedeyken dayısı Cüneydi Bağdadi,mürşidi Şıh Şibli gelip kendisine nasihat ederek:Mansur,bu söylediğin sözün cezası ağırdır. Hallacı Mansur cevaben dedi ki:Biliyorum ben şeriat duvarından bir taşı çektim,yıktım fakat onun yerine başımı koyacağım.Burada da bu duvarın şeriat olduğu anlaşılıyor.

Bu sebepten gerçek melamiler şeriati yıkmak yerine bozuk yerleri var ise tamir ederler.İşte gerçek melami bunlardır.Fehmi Efendi Hazretleri burada şöyle diyor.

 

Şer’i paki Ahmedi’de

İlmi ledün gizlidir

Bir sedefdir ol kim anda

Dürrü yekta gizlidir

 

Hızır Aleyhisselam’ın yıkılacak duvarı tamir etmesi işte budur.O defineyi, dürdaneyi şeriatle örtmektir.Çünkü duvar yıkılsaydı hakikat meydana çıkardı.Bunu ise şeriatle örtmek lazımdır.

 
 
KAYNAK: http://www.melami.com/DownloadShow.Asp?DID=45&CID=15