FATİHAYI ŞERİF

 

FATİHAYI ŞERİF

Peygamber Efendimiz bir hadisi şeriflerinde mealen şöyle buyurmaktadır."Kim ki namazında Fatihayı Şerifi okumazsa onun namazı,namaz olmaz."Bu durumda biz insanlar düşünelim,bilmediğimiz zamanda bir bilene soralım.Çünkü Fatihayı Şerif insanlarla Allah arasında müşterek olarak nazil olmuştur.Yarısı Allah'ındır,yarısı insanlara aittir.

Peki ama böyle olunca insanlar Allah’ın bir ortağı olmuş olmuyor mu? Haşa, hayır, şöyle ki: Bismillah:Bu Allah'ın zatı Uluhiyetinin ismidir.(Elhamdulillahi Rabbilalemin)" Alemlerin Rabbine hamdolsun"Buradaki bütün alemlerin Rab'bı o.Rab:Terbiye edici demektir. Madem ki o,bütün alemlerin terbiyecisi ise herkesin bir terbiyede yetişmesi lazım gelirdi. Halbuki herkes bir terbiyede yetişmiyor.Şu halde herkes esmai ilahiden bir ismin mazharıdır.Kul hangi isme mazhar olmuş ise onun Rabbı o isimdir.Burada Rab umumi değil hususi olmuş oluyor.Bir kimse Allah'ın hadi ismine mazhar olmuş ise onu hidayet ile

terbiye eder. Mudil esmasına mazhar olanı da delaletle terbiye eder.İşte ayeti kerimede (Velaki yudillu men yeşau veyehdi men yeşau) buna işarettir.

             Errahman sıfatların ismidir.Allah sıfatlandığı zaman da Rahman ismini alıyorEf'aliyle harekete geçtiği zaman da Rahim ismini alıyor.İşte hep bunlar Allah'a aittir.Yalnız Zat Allah'ındır, sıfatlar Allah'ındır,fiiller Allah'ındır.

            (Maliki yevmiddin)"Yegane din gününün sahibi Allah'tır.Yani bu günün ve her günün sahibi Allah'tır."İşte buraya kadar bu vasıfların hepsi Allah'a aittir.Burada insanların bir katkısı yoktur.Çünkü insanın ne zatı,ne sıfatı,ne de ef'ali vardır,bunların sahibi Allah'tır.

Şimdi bundan sonra devam edecek olan ayetler insanlara ait olmuş oluyor.(İyyakena'büdü)Cenabı Allah bunu kulu dilinden söylüyor,biz böyle anlayacağız,yoksa kula ait değildir.Daha önceden demiştik ki bu insanların ne sıfatları var, ne de fiili,öyleyse nasıl ibadet edecek?

Bir zamanlar zatın birisi Teheccüt namazını hatm-i şerif le kılıyor ve bu kıldığı namazı Ebu Medyen Hazretlerine söylüyor.Efendim ben Teveccüt namazını hatm-i şerif le kılıyorum.Ebu Medyen Hazretleri:Ya,dedi,bu kadar mı olgunsun?Bir daha teveccüt namazını durduğun zaman farzet ki Hazreti Resulallah senin karşında,Kabul ederek okumana devam et,dedi.

Teveccüt namazını kılan zat,Ebu Medyen Hazretlerinin buyurduğu şekilde namaza duruyor.Resulallah Efendimizi karşısına alıyor ve okumaya başlıyor.Tabi ki karşısında Resulallah Efendimiz olduğunu var saydığı için çok dikkatli okuyor,bu durumda imkanımı var Teveccüt namazında bir hatim okuyabilsin,ancak bir sure okuyabiliyor.Ertesi gün Ebu Medyen Hazretleri soruyor,namazı nasıl kıldınız?Ozat ancak bir sure okuyabildim diyor.

Ebu Medyen Hazretleri aynı zata,şimdide farz et ki namaza durduğun zaman Cebrail Aleyhisselam Peygamber Efendimize vahy ediyormuş mülahazasıyla oku der.Bu sefer daha dikkatli okuyor,ancak bir kaç ayet okuyabiliyor.Vakit uzayıp sabah oluyor,halbuki teveccüt namazı bir boşlukta kılınabiliyor.Vakit namazının vakti geldimi,artık o sakıt olur,nafile kıl

ınmaz, Çünkü vakit namazı oldu.

Bu kez Ebu Medyen Hazretleri yine soruyor.Namazı bu sefer nasıl kıldın?Cevaben ancak bir kaç ayet okuyabildim diyor.O zaman Ebu Medyen Hazretleri şimdide Allah Vahyi Cebrail Aleyhisselama veriyor mülahazasıyla oku diyor. Bunun üzerine o zat namaza giriyor ve başlıyor okumaya(Elhamdulillahirabbilalemin Errahmanirrahim Maliki Yevmiddin

İyyakena'büdü) diyeceği zaman kulağına hafifden,yalancı bir ses geliyor.İşte o anda elinden,ayağından can çekiliyor, başlıyor titremeye ve hemen Ebu Medyen Hazretlerine geliyor.Efendim hali keyfiyet böyle ,böyle diyor.O zaman Ebu Medyen Hazretleri,ne zannettin senin baştan ayağa kadar vücudun duruyor,sen vücut varlığıyla İyyake nabüdü diyemezsin.

Daha önceden ne dedik?Bismillah:Burada zat sahibi olan Allah'tır.Errahman:Sıfat sahibi olan Allah'tır.Errahim Ef'al sahibi olan da yine Allah'tır.Gün sahibi de yine Allah'tır.Bu vaziyette o kul nasıl(İyyakena'büdü)diyebilir.Ama fiil Allah'ın,Sıfatlar Allah'ın,vücut Allah'ın olduğunu idrak eden(İyyakena'büdü)demeye hak kazanır.

Peki (İyyakena'büdü) ne demektir?Kelime olarak sana ibadet ediyoruz demektir.Ama hakiki mana bu değildir. Bir insan Allah'a nasıl ibadet eder?İnsanın Allah'a ibadet etmesi Allah'ı,mazharında zuhura getirmesidir.Kendi mazharında, kendi kalıbında Hakk'ı zuhura getireceksin.Gözünden gören,kulağından işiten,dilinden konuşan,elinden tutan, ayağımdan yürüyen Allah'tır diyeceksin.Eğer bunları idrak edebildi isen korkma(İyyakena'büdü)de fakat böyle olmazsa senin söyleyişin yalancılıktan başka bir şey değildir.

Bu sebepten dolayı Fatiha'yı şerif müştereken olmuş oluyor.Müştereken ne demektir?Kul bir mazhar olur.Mazhar ise alet demektir.Kulun mazharında Hak zuhur eder.Onun için Cenabı Hak bir yerde mealen şöyle demektedir.

"Ey kulum ben olmasaydım sen olmazdın sen olmasaydın ben de olmazdım."İşte Fatiha'yı Şerif bu demektir. Senin mazhariyetinle onu zuhura getirmendir.Bunu yapamıyorsan yalancısın,Allah'a ibadet ancak fiilinden,sıfatlarından,vücudundan soyunup fiil sıfat ve vücudun Hakk'ın olduğunu bilmektir.Aynı zamanda mazhariyetinle de Hakk'ı zuhura getirmektir. İşte ancak o zaman ibadet etmiş sayılırsın ve yine ancak o zaman(İyyakena'büdü)diyebilirsin.

Bundan sonra(İyyakenestain)geliyor.Bunun mealini ehli zahir"Senden yardım isteriz"diyor.Hakikatte"Sana yardım ederiz"demektir. Peki kulun Allah'a yardımı nedir? Allah'ı zuhura getirmek bir yardım değilmidir.Biraz evvel ki sözünde Cenabı Allah nasıl

buyurmuştu?Sen olmasaydın ben olmazdım,senin mazhariyetinle ben zuhura geliyorum.

İyyakena'büdü:Seni mazhariyetimizde zuhura getiriyoruz bu mazhariyetimizden seni zuhura getirmemizle de(Veiyyakenestaiyn,)sana yardım etmiş oluyoruz. Bu münasebetle (İhdinassıratalmustakiym)Şimdi burada kul tenezzüle iniyor.Nasıl ki bir ayeti kerime de(Rabbena la tüzig kulubena bade izhedeytena ve hablena min ledünkerahmeh inneke entel vehhab)"Ey bizim Rabbimiz sen bizi hidayete erdirdikten sonra bizim kalplerimizi kaydırma."

Bunun için "İhdinassıratalmüstakiym"Yarabbi bizi doğru yolundan ayırma demektir. Burada anlatılmak istenen Allah'ın doğru yolu nedir?Tevhit yolundan başka bir yol yoktur,o da buraya kadar okuduğunu tekrarlamaktır.

   (İhdinassıratalmüstakiym sıratellezine en amte aleyhim)Nasıl ki sen bizden öncekilere hidayet etmiştin,doğru yolunu ki, senin doğru yolun Tevhiddir,Tevhid yoludur.İşte bu doğru yolunu bizlere de hidayet et.Bu doğru yolun aksi olan yol ki sapıklık yoludur bu delalet yola bizi sevketme demektir.

Bakınız şimdi Fatiha'i Şerif'te ne manalar var imiş?Neymiş sırrı Kur'an?Seyyit Nizamoğlunun buyurduğu gibi:

  

Bu aşk bir bahri ummandır

Buna haddi kenar olmaz

Delilim sırrı Kur'an'dır

Bunu bilende ar olmaz

 

İlahinin bize anlatmak istediği sırrı Kur'an mürşidi kamildir.Mürşidi kamili burada delil gösteriyor ki,aşkın sonsuz,namütenahi,ölümsüz bir varlık olduğunu ispat etmek için sırrı Kur'an deniliyor.

Namaza Besmeley-i Şerif okumadan önce Sübhaneke ile giriliyor.Acaba hikmeti nedir.

Cenabı Allah bu yeryüzünü inşa etmezden önce Arş-ı Azam onun yerinde idi.Cenabı Allah dört büyük meleğe şu arşı yukarıya kaldırın,ben onun yerine yeryüzünü kuracağım buyurdular.Bu dört melek Cebrail,Mikail,İsrafil ve Azrail Aleyhis

selamlar arşı yüklendiler.Biraz zorlandılar fakat yerinden bile kıpırdatamadılar.Yani arş yerinden kalkmadı,o zaman Cebrail Aleyhisselam"Subaneke Allahümme vebihamdik" dedi.

Bundan sonra Mikail Aleyhisselam"Vetabare kesmüke"İsrafil Aleyhisselam da "Vetealaceddüke"dedi.Azrail Aleyhisselam da"Velailehe gayruk"deyince arş hafifledi ve kendiliğinden yukarıya çekildi.

İşte namazlardan önce okunan Subaneke bu demektir.Demek ki ağır bir yük kaldırabilmek için Sübaneke ile başlanıyor. Namaz da ağır bir yük olduğu için ve bu yükün kişiye hafif gelmesi için yani kolay olması için Sübhaneke ile başlanıyor. Bunu şeriat kitapları, ilmihaller yazıyor.

Şimdi gelelim bu namazdan önce okuduğumuz Sübaneke nin gerçek anlamına:İnsan kendi benliğiyle namaza girerse o namaz hem ağır olur,hem de kimsenin namazı kabul olmaz. Çünkü kendi benliği ile namazı kılmıştır.Yani burada subhaneke okumanın ifade ettiği mana evvela bir fenafillah olalım.Allah'ta yok olalım bilahare namaza duralım.Çünkü namaz

Allah'ın huzurudur.Allah'ın huzuruna varlıkla gidilmez,varlığından yok ol ondan sonra huzuru ilahiyeye dur. İşte Sübaneke bize bunu hatırlatmak istiyor,fakat burada muhatap gösteriliyor.

Cebrail Aleyhisselam diyor ki:Allah'ım seni her şeyden tenzih ederim.Sana hamd ederim.Hamd:Öğülme manasına gelir.Hamd Allah'a mahsusdur,yani öğülmeye layık olan Allah'tır.Bu itibarla(Sübhaneke Allahümme vebihamdike)denilmesindeki hikmet:Öğülmeye layık olan yüce tek varlığın Allahu Teala olduğunu bilmektir.

Bundan sonra Mikail Aleyhisselam da(Vetebare kesmüke)"Senin ismin mübarek olsun"dedi.Tebareke,mübarekten gelir. İsmi şerifin mübarek olsun diyor.İsrafil Aleyhisselam da(Veteala ceddüke)diyor.

Bir zamanlar köyde yatsı namazından sonra imam cemaate okuma öğretiyordu. Herkese evvela Sübhanekeden başlattı, sırası gelene okuttu.Sıra bize gelince Hasan Efendi Sübhanekeyi sende oku dedi.Ben biraz durakladım,daha sonra okudum.Camiden çıktıktan sonra,İmam Efendiye neden biraz durakladıktan sonra okudum biliyor musun dedim.Neden dedi? Şimdi ben Sübhanekeyi okuyacağım sen de manasını ver dedim.Vereyim deyince okumaya başladı.(Veteala Ceddük)'e gelince durdu,burasının manasını veremiyeceğim dedi.Çünkü zahir anlamı senin ceddin ali yüksek oldu.Allah'ın ceddi kim olabilir?Burasını bir büyüğüme sorayım,başka zaman cevaplarım dedi ve öylece kaldı.

Buradaki"Ceddük"ne mana ifede ediyor?Ceddük:Yenileme anlamına gelir ki Allah'ı yenileyen Resullalah Efendimizdir. Çünkü Cenabı Allah kudsi hadisinde(Levlake levlake lema halaktül eflak)"Ey habibim sen olmasaydın,sen olmasaydı bu eflakı halketmezdim" buyuruyorlar. Onun için (Vecelle senaüke)senin büyüklüğüne sena ederiz,meth ederiz,çünkü sendendaha büyük bir varlık yoktur.

Azrail Aleyhisselam'ında(Vela ilahe ğayruk)dediği ise tamamen bir tevhiddir ki,Allah'tan gayri bir varlık yoktur.İnsan şimdi ne oldu?Kelime ile söz ile fenafillah oldu ama,bu yetmiyor.Fehmi Efendi Hazretleri bir yerde diyor ki:

 

Lafzı tevhid nidelim

Taklidi terk edelim

Sırrı tevhid bilelim

De lailahe illalah

 

Fehmi Efendi Hazretleri burada böyle söz olan tevhidi ne yapalım diyor.Sırrı tevhid demek ise,bir kişi ne zaman kendine ait bir varlığı olmadığını idrak eder,o zaman Allah'ın varlığı kendiliğinden ortaya çıkar.

 

Bu sebepten dolayı Muhiddin-i Arabi Hazretleri Futuhat-ı Mekkiye'sinde duruşma gününde Allah'ın muvahhitlerine bir soru var mıdır?Evet vardır diyor.Allah'ın muvahhitlere duruşma gününde sorusu şu olacaktır.Ey muvahhitler,beni ne ile ve nasıl tevhid ettiniz.Eğer beni efalimle,sıfatımla zatsız olarak tevhid etmişseniz,tevhid etmiş sayılmazsınız.Siz ise benim gözümün mazhariyetiydiniz,şimdi hangi varlığınızla beni tevhid etmeye kalktınız?

Neticede muvahhitlere verdikleri cevabı kabul etmiyor.Burada Cenabı Allah hitabında muvahhitlere bu soruya kendinizi hazırlayın diyor. Burada Cenabı Allah beni özel tevhidimle tevhit etmeniz icap ederdi diyor.Zaten Allah birdir.Onun senin birlemene ihtiyacı yoktur.Burada birlemekten murat kişinin yokluğunu idrak etmesidir.Ancak tevhid o zaman olur.Hem sen varsın hem

Allah'ı tevhid etmek bu imkansız.Burada yokluğunu anlayacaksın,peki sen hiç mi yoksun? Resulallah Efendimize sordular:Ya Resulallah bu alem nasıl bir varlıktır?"Gölge gibi veya bir kar gibidir"buyurmuşlardır.

Kar yağdığı zaman kendisinde bir varlık gösterir.Haddi zamanında kar bir sudan ibarettir,yani sudan başka bir şey değildir.Kar nereden kar ismini ve şeklini aldı?Burudetli yani soğuk bir havaya mazhar olmasıyla,su iken kar şeklini aldı.Bu şekle dönüşmesiyle kar ismini aldı.Gerçekte düşünülürse bu kar dediğimiz nesnenin sudan başka bir vücudu var mıdır? Yoktur.Çünkü sıcak bir havaya mazhar olduğunda onun ne kar şekli kalır ne de ismi kalır.O şekille birlikte ismi de gider yalnız su kalır.

Demek bu alem böyledir.Öyleyse sen var değilsin yokta değilsin. Pekinesin? Bir mazhardan ibaretsin, mazhar ise alet demektir.Nasıl bir insan herhangi bir aletle işini görüyorsa,Allah'da kendi varlığını ispat etmek için bir adam yarattı,yaratmış olduğu ademde kendi varlığını zuhura getirdi,bizde o ademin evlatlarıyız.

Yalnız Adem,Mısri Niyazi Efendi Hazretlerinin buyurduğu Ademliğini kim bildi ise Adem odur. Yoksa görünen suret bir gölge imiş.O halde gölge de kalmayalım da Adem olmaya çalışalım ve Cenabı Hakk'ı kendi Mazhariyetimizde zuhura getirelim.Yani bizim mazharımızda Hakk'ın zuhurunu idrak edelim. İşte bunu idrak edebildi isek o zaman Adem olmuş oluruz.Eğer bu idrak yok ise kalan bir gölgeden ibarettir.Resulallah Efendimizin buyurduğu gibi: Bu alemin misli bir gölge gibidir.Eğer Hak ve hakikat müşahade edilmezse, gölgeden başka bir şey değildir.Yalnız o gölge de yine vücudun gölgesidir,gayri değildir.Hani bir ağaca açık bir havada güneş vurduğu zaman bir gölge peydah olur,o gölgenin ağaçtan başka bir vücudu var mıdır?Ağaç sallanırsa gölgede sallanır.İşte bu alem de Allah'ın vücudunun bir gölgesinden ibarettir.Bunu böylece bilebilirsek o zaman insan hem var değildir,hiç yokta değildir.Bir gölge mesabesinde veyahut bir serap gibidir.Bu bapta Fehmi Efendi Hazretlerinin bir sözü vardır.

 

Bu mümkünat seraptır hep

Vücudu Hak ile kaim

Meratiple olur zahir

Muhittir cümle eşyayı

 

Demek ki bu kainat bir seraptan ibarettir.Serap neye deniliyor?Hani yaz günlerinde sıcak bir havada hararetin yüksek olduğu sırada,yani tam olgun bir sıcaklıkta düz bir ovaya bakılınca,ileride deniz var gibi görünür.Haddizatında deniz falan yok,o andaki sıcaklığın hararetinden öyle görünüyor.Sen yürüdükçe o deniz gibi görünen serap da yürüyor.İşte bu alem de Allah'ın zatının kemalinde böyle var gibi görünüyor,gerçekte ise seraptan başka bir şey değildir.

İşte böylece namazda da Sübaneke okumanın gayesi yokluğumuzu bilmektir.En sonunda(Vela İlahe gayrük)diyor.Yani Allah'tan gayri bir mevcut yoktur.Ama bu yalnız dilde kalıyor.Bunu fiilen icra edebilmemiz için bize yokluğumuzu ve varlığımızı bildirecek bir mürşidi kamilin telkini gerekir. Yokluğumuzla beraber namaza durduğumuz zaman,namaz insana zevk verir,hatta o namazdan hiç çıkmak istemeyiz.

Peygamber Efendimizin bir hadisi şerifleri vardır.(Esselatü miracül mü'minin)"namaz mü'minin miracıdır."İnsan böyle bir miraçtan ayrılmak ister mi?Elbette ayrılmak istemez ama,namazda kalkmaktan yatmaktan ibaret değildir.Bunun için ki Muhittin-i Arabi Hazretleri (Fezkürüni Ezkürküm)"Siz beni zikrederseniz bende sizi zikrederim."ayeti kerimesini namaza

almıştır.Yani siz bana namaz kılarsanız bende size namaz kılarım.Ama namaz kılan bir kişi namazında Rab'bını görecektir. Eğer görmemişse o kişi namaz kılmamıştır.Peki bir insan namazında Rab'bını nasıl görebilir?

Musa Aleyhisselam gibi"görün bana bakayım sana gibi mi?Hayır bu bir idrak meselesidir.Seyyit Nizamoğlunun buyurduğu:

 

Kıyamın rükuun sücudun

Kamu mahvetmek içindir vücudun

Bu uslubüyle olmazsa ibadet

Buna derler hemen bir kuru adet

 

Buyurduğu gibi insan kıyama durduğu zaman fiil Hakk'ın olduğunu müşahade edecek.Rükuya vardığı zaman da sıfatlar da Hakk'ın diyecek.Secdeye vardığı zaman vücut da Hakk'ın olduğunun idrakine vardımı işte o zaman kul bir rekat namaz kıldı.İkinci rekata kalktığı zaman da aynı hareketleri yapıyor,ama bu defa Allah'ın kulun mazhariyetinden zatı, sıfatı, ef'ali idrak ederek namazın kılındığını anladı mı,işte o zaman kulun namazı miraç olur.

Hakiki namaz tevhiddir.Onun için iki rekattan fazla namaz yoktur.Dört olur,altı olur,bunlar hep ikinin tekerrürüdür.İki rekat namaz da, gaye birinci rekatta fenafillah olmaktır.İkinci rekatta bekabillah olmaktır.Namaz böylece kılınırsa miraç olur.Bunun dışında olursa o namaz suret namazıdır.

Bunu içinde Cenabı Allah ayeti kerimesinde(Feveylün lilmüsallin ellezinehüm ansalatihim sahun,ellezinehümyüraune ve yemneunel maun)"Vay şu namaz kılanlara ki namazlarını gaflet ile kılarlar."Cenabı Allah cümlemize namazlarını miraç olan namazlar safına ilhak eylesin.(Amin)