GERÇEK AŞIKLARA SALA DENİLDİ

 

GERÇEK AŞIKLARA SALA DENİLDİ

Emir Sultan Hazretleri

 

Canlar mezat olmuş tellalda gezer

 

Tellal kimdir? Cenabı Allah Kur'anı Kerim'in bir ayetinde diyor (Rabbena innena semi'na münadiyen yünadi lil imani en aminu birabbiküm) "Yarabbi nida eden yani çağıran bir Çağrıcıyı işittik,ve ona iman ettik." Bu çağrıcıların başında peygamber gelir.Yaşadığı zamandaki peygamberi zamanının insanlarından kimler duydu ise,bu çağrıcıya o insanlar icabet etti.Ama şimdi peygamberlik devri geçti.Şu zamanda bu tellarlar kim olabilir? Bu zamanı tellalları,peygamberlerin varisleri olan Ehlullahtır.Çünkü,Velayet makamı nübüvvet makamından sonra gelir.Onun için peygamberlere varis olan veliler aynı zamanda zamanımızın tellallarıdır.

 

Canlar mezat olmuş tellalda gezer.

 

Bu sözlerdeki tellal mürşidi kamiller olup,onlara tabi olan canlar mezat olmuşlardır.Onlar da daima tellalda geziyor.Çünkü onlar hem can alırlar,hem can verirler.Bu canı almak ve vermek bir alış veriştir.Bir pazardır.Alış veriş nerede olur? Pazarda olur.

Muhiddini Arabi Hazretleri, "Bir insan 24 saatte Cenabı Allah ile,yirmidört bin defa alış veriş eder" buyuruyor.Her nefeste,bir nefesi Allah'tan alır,Allah der,yine Allah'a verir. Yani, hiç bir nefesini boşuna sarfetmez.

Acaba,böyle her nefesinde Allah diyen kimlerdir? Var mı bunların isimleri? Bir ayeti kerimede Cenabı Allah şöyle buyurmaktadır: (Vahtilafileyli vennehari le ayatin liülilelbab) Yerleri ve gökleri yaratmamızda, "Gece gündüzün ihtilafında,akıl sahipleri için ibretler vardır." Burada müfessirler,akıl sahipleri demişlerdir.Muhiddini Arabi Hazretleri ise, "Kalb sahipleri" dir diyor.Bir insan,akıl yoluyla yerlere ve göklere baktığı zamanda,acaba buradan nasıl ibret alır? Akıl daima maddeyi düşünür.Akıl sahibi olanlar derler.Gökler olmasa idi yağmur nereden yağardı? Tabii yağmur yukarıdan yağıyor,yerler de bize rızık bitiriyor.Yerler ve gökler olmasaydı,bizim rızkımız nereden gelirdi?

Başka bir ayeti kerimede: "Onlar ayaklarının altından ve üstünden rızıklanırlar." Demek ki,yerlerin göklerin halkiyeti,bizlere rızık temini içindir.Daha başka ibret de alınır. Mesela,gökte güneş,ay ve yıldızlar var.Akıl,hep bunların neye yaradığını düşünür.Eğer güneş olmasaydı,biz hep gecede kalırdık.Rızkımız güneşsizlikten olgunlaşmazdı.Böylece,güneşin insanlara hizmet ettiğini görmüş oluyoruz. Cenabı Allah,insanları o kadar kıymetli bir varlık olarak yaratmış ki güneşi,ayı,yıldızları,yerleri ve gökleri hep insanın emrine vermiş,hizmetine sunmuştur.Bunların ötesinde,melekler bile insanlara hizmet etmektedir.Artık insanın büyüklüğünü siz düşünün.

 

Gündüzlerin yaratılması,kazancımızı temin edip yaşamamızı sürdürebilmemiz içindir. Geceler ise,istirahatimizi yapıp,dinlenmemiz için yaratılmıştır,akıl böyle düşünür. Akıl sahipleri böyle düşündüğüne göre,acaba kalb sahipleri nasıl düşünür.Kalb maddeyi düşünmez, düşünse dahi bir tarafı manaya dönüktür.Kur'anı Kerimin bir ayetinde (Yeselühü men fissemavati vel ardı) "Yerlerde ve göklerdekiler ona sorarlar,isterler.Rabbım her an bir görüntüdedir." Bu durumda kalb der ki; yerler ve gökler ve bunların arasında olanlar, Rabbımın görüntüsünden başka bir şey değildir.Fakat herkes,benim de kalbim,benim de aklım var der,ama,Cenabı Allah kimseye iltimaz geçmez,gerçekleri olduğu gibi yansıtır.

Ayeti Kerimenin devamında diyor "Şol kimseler,akıl ve kalb sahibi olanlar Allah'ı ayakta iken otururken ve yatarken zikrederler" İnsanda da ancak bu üç hal mevcuttur.Bu üç halin dışına çıkamaz. Bir insan ya ayakta olacak,yürüyecek yani bir iş yapacak,ya oturur vaziyette olacak veya yatma pozisyonunda olacak.İnsan ancak bu üç hal üzere olabilir.O kimseler üç halde de Rabbını zikrederler.Düşünecek olursak,bu üç halin manası nedir? Her nefeste Allah'ı zikretmektir.Onun için bu hal sahipleri Allah'ı ayakta iken,otururken ve yatarken her nefeste zikrederler.Demek akıl ve kalb sahibi dediğimiz kimseler,bunlar imiş. Bunun dışında kalan akıl ve kalb, ne akıldır, ne de kalbdir.

Bu akıl ve kalb sahiplerinin görünüşleri için ayet devam ediyor; "Onlar yerlerin göklerin halkıyetini tefekkür ederler ve derler ki; Ey bizim Rabbımız sen batıl bir şey yaratmamışsın. Öyle ise sen bizi ateşten koru." Cehalet cehennemden,ateşten başka bir şey değildir. Cehalet,azab demektir.İnsana azab nereden gelir? Niyazi Efendi Hazretleri bir yerde buyuruyor.

 

Eğer azabı ahirette bulmak istersen halas

Arif ol cehl od'undan kopiser cümle azab

 

Bütün azablar cehalet ateşinden doğar, diyor. Ayeti kerimenin devamı; (Rabbena innena semiğna munadiyen yünadi lilimani en aminü birabbiküm feamenna) "Ey bizim Rabbımız,çağırıcı bir tellalı,sada vericiyi işittik ve ona inandık." Bu çağırıcılar başta peygamberlerdir.Ama şimdiki zamanımızda peygamberlerin varisleridir.İşte bunlar canları mezat etmiş.Hani çarşıda satılan şeylere mezat denilir ya,aynı bunun gibi bir insanı kamilin elinde decanlar mezat olmuştur.Böyle kamile kim inanıp intisap etti ise,mürşidi kamil de, evvela onun canını alır,sonra da ona yine can verir.Can nedir? Can,insanın variyetidir.Yaşaması,bilmesi,duyması,görmesi,velhasılı bütün varlıkları canıdır.Mürşidi kamil bizlere bu varlıkların,kişilere ait olmadığını bildirir.Yani kişi de görünen varlıkların tümü Hakk'ın dır.Kişi böyle bir idraka sahip olduğu zaman,kendisine can gelmiş olur.Hani Niyazi Efendi'nin bir sözü vardır:

 

Bu yolda canın veren canan alır yerine

Aşk dükkanında onun can ile pazar olur

 

İşte can almak ve vermekten murat budur.Yoksa senden ne bir şey alınır,ne de bir şey verilir.Ancak kişide olanlar kendisine bildirilir.