Dil müslümanının şahidi zordur

 

 

Dil müslümanının şahidi zordur

 

Eğer bir kimsenin Müslümanlığı yalnız dilinde ise,bunu ispat edemez.İspat edebilmesi için,bu suretin mana cihetine geçmesi lazımdır.Resulullah Efendimizin "evlerinizde suret bulundurmayın" demesinin hikmeti,ibadetimizin surette kalmaması içindir.Surette kalırsa ibadet cansız olur.

Bizim resmimizi bir kağıt üzerine çizdiklerinde veya fotoğrafımızı çektikleri zaman,şeklimiz kağıda aynen çıkıyor.Fakat bu suretin bir harekatı,bir canı var mıdır? Yoktur.İşte,biz de yaptığımız ibadetin maneviyatını bilmezsek,o ibadet,bir suretten ibaret olur ve cansız olur.

Böyle ibadet edenleri ayeti kerime dirilmeye davet ediyor.Peki,böyle kimseler nasıl dirilecek? Cenabı Hakk'ın ve Resulünün davetine icabet ederse,o ilimde dirilecektir.Ve onu kendisine okutacaklar,öğretecekler.

Bir insanın,Allah'ı bilmesi için önce kendisini bilmesi lazımdır.Bir insan kendini bilmeyince,Rabbini hiç bir zaman bilemez.Çünkü Kur'an-ı Kerim'de Hak Teala Hazretleri bizlere bizden daha yakın olduğunu bildiriyor. (Ve nahnu akrebu ileyhi min hablil verid) "Biz ona şah damarından daha yakınız." Velakin,bu ayeti anlayabilmemiz için,Allah'ı tevhid etmemiz lazımdır.La İlahe İllallah tevhiddir ama,bu tevhidin kelimesidir.Bu sözleri söylediğimiz zaman ne anlıyoruz? La İlahe: İlah yok demektir.Böyle demekle şimdi hangi ilahı,hangi Tanrı'yı yok ettik? Önceden mevhumda,görünmezlikte bir Allah kabul ediyorduk.

Allah bu kainatı halk etti ve kendisi bu kainatın içersinde kayboldu.Böyle bilinirse,gene biraz insaflıca olmuş olur.Fakat bazı kimseler diyor.Allah bu kainatı halk etti ve kendisini çekti,bir yerde oturdu,melekleriyle hizmetlerini yaptırıyor.Böyle bilenler de var.Kim Allah'ı böyle biliyorsa,böyle bir Allah yoktur.Mevhumda aramayın,eğer mevhumda bir Allah arıyorsanız öyle bir Allah yoktur.

La İlahe,bir inkardır,ilah yok demektir.Fakat İllallah deyince Allah'tan başka bir varlık yok demektir.Bu Kelime-i Tevhidin üç kişiye göre anlamları değişir.

Şeriatta anlamı: Allah'tan başka ilah yok demektir.

Tarikatta anlamı: La İlahe İllallah: Evren dediğimiz bu kainatta Allah'tan başka yoktur.

Hakikatte anlamı: La Mevcude İllallah,Allah'tan başka bir varlık yok,tüm görünen varlıklar hep onundur,hep odur.İşte böyle La İlahe İllallah'ın anlamını idrak ettikten sonra,biz Allah'ı tevhid etmiş oluruz.Fakat bunlar da ilmidir.Tevhid ise,ilimle anlaşılacak bir mesele değildir.

Bu sebepten dolayı Pir Efendimiz Tevhid,ilmi değil,zevkidir,zevk etmekle olacaktır diyor.Bakınız Niyazi Efendi Hazretleri'nin bir sözü vardır.

 

Zatı hakkı anlayınca zevk ile
Bu Niyazi nice seyran eyledi

 

Bu sözlerden de anlaşılacağı üzere bu ilimle değil zevkle olacaktır.Zevk ise yaşamak ve tatmaktır.Bir kibarı kelam vardır. "Men lem yezük lem yarif" Tatmayan bilmez.Demek,tevhid tatmakla oluyormuş.Kur'an-ı Kerim bize bu tevhidi tattıracak birisini arayıp bulmamızı emir buyuruyor.

Cenabı Allah Kur'an-ı Keriminde bundan önceki ayette: "Ey iman edenler Allah'tan korkunuz ve Allah'a yaklaşmak için,bir vesile arayızı ve bu vesileyi aramakta çok cehd ediniz ki felah bulasınız." diyor.

Niçin çok cehd ediniz diyor? Çünkü vesileler çoktur.Buradan anlaşılıyor ki bu vesile,bir Mürşid-i Kamildir.

İşittik,falan yerde bir mürşid-i kamil var dediler.Gittik ona bağlandık,bize bir sürü esmalar talim etti.Şu kadar salavatı şerifler,şu kadar ihlaslar,şu kadar kelimei tevhid çekeceksin.Bundan sonra kıldığın her namazın akabinde birer kaza namazı da kılacaksın dedi.Seni zaman zaman oyalar durur.Bunlara devam ettikten sonra,başlar senin gördüğün rüyaları tabir etmeye ve sana der; Şimdi sen çalışmışsın daha önceki derslerini bir misli fazlalaştırır.

Evet,ibadet,zikir iyi bir şeydir.Ama,ilimsiz ibadetinde bir faydası olmadığını bize Resulullah Efendimiz hadislerinde,Cenabı Allah Kur'an-ı Kerimin bir çok yerlerinde bildirmektedirler.Bir gün Resulullah Efendimiz meclise geldiği zaman şeytanı kapıda buluyor ve ona soruyor: Ey mel'un,ne duruyorsun burada? Şeytan ise, Ya Resulallah, içeride birisi namaz kılıyor.Girip onun namazını şaşırtacağım,velakin yanıbaşında biri uyuyor,ondan korkuyorum diyor.Peygamberimiz o zaman hadis'i irad buyurdular. (Nevmul alimi hayrun min ibadetil cahili) "Alimin uykusu cahilin ibadetinden hayırlıdır." Daha önce de okuduğumuz ayeti kerimesinde Cenabı Allah (Hel yestevillezine ya'lemune vellezine la ya'lemun) "Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu" buyurmaktadır.

"Bu yolda çok cehd ediniz" denilmesinin sebebi ve hikmeti,gerçek bir mürşidi arayıp bulmamız ve ona bağlanmamızdır.Biraz evvel anlattığımız gibi,oyalayıcı mürşidlerden uzak durmamızı da Mısri Niyazi Efendi Hazretleri bir nutkunda beyan etmektedir.

 

Mürşid gerektir bildire

Hakkı sana hakkal yakin

Mürşidi olmayanların

Bildikleri güman imiş

 

Öyleyse bizi ilmelyakiynden alıp aynel yakine,aynel yakinden alıp,Hakkal yakine götürecek bir mürşidi kamili bulmamız biraz evvel okunan "Bu yolda çok cehd ediniz" ayetiyle de emir buyurulmaktadır.Demek ki,bunun gerçeğini arayıp bulmamız,bizler için farzı ayındır.

Çünkü,ilim tahsil etmek ister erkek olsun,ister kadın herkese farzdır.Bunun için Resulullah Efendimiz, (Ütlubülilme minel mehdi ilel lahdi) "İlmi beşikten mezara kadar tahsil ediniz" buyuruyorlar.Bu nasıl bir ilim ki genç ve yaşlı önemli olmaksızın,ta mezara kadar tahsili isteniyor.

Demek ki,bu ilim,kolay bir ilim ki yaşlılar bile öğrenebilir.İster genç isterse yaşlı olsun,bu ilmi öğrenmenin bir kolayı mevcud olduğunu Kur'an-ı Kerim bizlere beyan ediyor. (Feinne meal usri yusran inne meal usri yusra) "Her güçlüğün yanında bir kolaylık vardır" yine tekrarlıyor. "Her güçlüğün yanında bir kolaylık vardır." Bu kolaylığı bulmamız için de gerçek bir mürşidi kamili bulmamız lazımdır.Eğer nakıs bir mürşide raslarsak,yani,öyle bir mürşide intisap edersek,bu zorlaşır kolaylaşmaz.Ama,bunun ehlini buldun mu,o güçlük kolaylığa döner.Fakat,bu güçlüğün içersinde kolaylığı nasıl bulalım? Her şeyin güçlüğü zordur,kolaylığı ise ehvendir.Bu yola adım atan,bu yolun yolcusu olan bir kimsenin en önce,teslim olması lazımdır.

Bu alemden bu kadar dinler gelip geçti,fakat hiç bir dine islam dini denilmedi.Ancak Peygamberimiz Hz.Muhammedin dinine islam dini denildi.Peki,nedir bu islam? Teslim demektir,teslim olmaktır.Bütün mevcudiyetimizle verilen emirlere teslim olmaktır.Bir insan,teslimiyetiyle bu yola girerse,elbette yol kolay olur.Fakat teslimiyetinde bir kusur olursa,yol kolaylaşmaz güçleşir.

Madem ki bu yola girdik,mesafe katetmek de,istiyorsak bu yolda verilen emirlere teslim olacağız ve bu emirlere sımsıkı sarılacağız.Hidayet,herkesin kendi teslimiyetindedir.Bu teslimiyetiyle beraber,sadakatındadır.İşte,bu yola böylece girilirse, "Her güçlüğün yanında bir kolaylık var" ayeti kerimesine mazhar olmuş olur.

Musa Aleyhisselam elli vakit namaz emrettiğinde kavminden birisi,günde yüz vakit kılıyordu.Bu kimsenin hatunu kendisine sorduğunda,ey adam! Musa elli vakit emretti,sen neden yüz vakit kılıyorsun? Adam: Ya Musa Hak Peygamber değilse,halimiz ne olur diyor.İşte böyle olursa mesafe katedilmez.Ne verildiyse,bunlara sıdku sadakatle teslim olup,harfiyyen yerine getirirse o kimseye bu yol kolaylaşır.

Nasıl ki her işte bir sermaye lazımdır.Bir insan,bir iş yapacağı zaman evvela sermayeye sahip olması lazım ki o işi çevirebilsin.Bu konuya Mısri Niyazi Hazretleri şu beyitleriyle açıklık getiriyor.

 

Sermaye bu yolda heman

Teslim olup buna inan

Sıdkile Allah'a dayan

Etmez mi gör ihsan sana

 

Şimdi,neymiş bu yolun kolaylığı? Teslim olmak imiş,bu teslim olmak nedir? Teslim olmak verilen emirlere riayet etmektir,ne fazla ne de noksan.Eğer,bu verilen emirler bir kişiye fazla geliyorsa,o zaman Cenabı Hakk'ın (La yükellifullahu nefsen illa vus'aha) ayeti kerimesine muhalefet etmiş olur.

Çünkü Cenabı Hak Teala Hazretleri hiç kimseye vushatından fazla yani taşıyamayacağı bir şeyi teklif etmiyor.Kim derse,bu verilen emirler bana çok geliyor,o kimse Allah'a karşı asi olmuş olur.Çünkü,Cenabı Allah taşıyamayacağımız bir yükü bizlere teklif etmez.Onun için bu yolun kolaylığı böylece başlayacaktır.Bundan önce okuna beyitlerde:

 

Mürşid gerektir bildire

Hakkı sana Hakkalyakin

 

dendi.Burada salikin sıdku sadakatla teslimiyeti yeterli oluyor.Bundan sonrası artık,senin teslim olduğun,seni idare eden kişiye düşüyor.Nakıs bir mürşide düşsen dahi,senin sıdku sadakatin sana yardım edecektir.

Mevlana Hazretleri Mesnevi'sinde diyor ki: "Uyursan bir yol üzerinde uyu' Çünkü,bir yolcu geçerken seni uyandırır.Lakin,yolsuz bir yerde yatarsan,yabanilere yem olur gidersin.Eğer yolda uyursan,elbette gelip geçenin birisi seni uyandıracaktır."

Demek ki,sen nakıs bir mürşide bağlanmış olsan bile,senin sıdku sadakatin mevcut ise,bir gün gelecek seni gerçek bir mürşid,bir yolcu uyandıracak.O nakıs mürşidde bırakmayacaktır,ehlini bulduracaktır.Burada,salikin teslimiyet ve sadakati olursa kamilin de ona himmeti erişir ve onu ilmel yakinden alır,aynel yakine,aynel yakinden alır,Hakkal yakine getirir.Ne demektir bu Hakkal Yakin?

İbadet daima üçlüdür.Buna,zikirden başlayalım.Bir zikreden var,bir zikir var,bir de zikir olunan var.Aynı şekilde bir ibadet eden var,bir ibadet var,bir de ibadet olunan var.Şimdi Hakkal Yakine erişen bir kimsede,bu üçlü tek bir varlığa düşecektir. Hani, Hasan Fehmi Efendi'nin bir ilahisinde okuyorsunuz:

 

Salatı Vitri,kılan muhakkak

Evvel ahir zahir batın olur Hak

Kalmaz şirkin abid mabut olur Hak

Yalvar kul Allah'a seher vaktinde

Yalvar kul Allah'a beher vaktinde

 

Salatı vitirde üç rekat olduğu için,vitir namazı deniliyor.Vitir,tek demektir.Halbuki biz bunu üç rekattan ibaret zannediyoruz.Bu üç rekat,bir rekata düşecektir.Peki nasıl bu üç rekat bir rekat olur?

Şimdi burada,bir namaz kılan var,bir namaz var,bir de namaz kılınan var.İşte burada ibadet,abid,mabut,bunlar üçü birleşecektir.İbadet eden,ibadet ve ibadet olunanın üçü bir olacaktır.Abit yani ibadet eden Hak olacak,ibadet Hak olacak,ibadet olunan da Hak olacak.İşte böylece bu üçlü varlık birleşmiş olacaktır.

Bu zevke ermeyenler ayeti kerimede buyrulduğu gibi (Vela yüşrik bi ibadeti rabbihi ehada) "İbadetleriyle bir olan Allah'a şirk etmesin hitabına uğrarlar." Bu gerçeği bize böyle,hakiki bir mürşid bildirecektir.