ALTMIŞ DOKUZUNCU SOFRA

 

ALTMIŞ DOKUZUNCU SOFRA

 

Yüce Allah'ın "Va'dallah: Allah'ın va'di" ayetiyle mü'minlere verdiği yardım sözünü gerçekleştirdiğine dairdir.

Rahman ve Rahim Allah'ın adiyle: "ELM",bununla ne muradettiğini Allah daha iyi bilir. "Gulibeti'r-Rumu: Rumlar yenildi." Rumlar kitap ehli idi.Kitap ehli olmayan putlara tapan Farslar onlara galip gelmişlerdi.Bu olaya Mekke kafirleri sevindiler ve müslümanlara dediler ki: Nasıl Farslar sizin gibi kitap ehli olan Rumları yendilerse,biz de sizi öyle yeneceğiz. "Fi Edna'l-ardi: En yakın yerde", yani Rumların,Farslara en yakın olduğu Cezire'de.Orada iki ordu karşılaşmış ve savaşa ilkin Farslar başlamıştı. "Ve hüm: Onlar" yani Rumlar "min ba'di ğalebihim: yenilmelerinden sonra." Burada masdar mef'ulüne muzaf olmuştur.Yani Farsların Rumlara galip gelmesinden sonra "seyağlibun: yeneceklerdir" Yani Farsları yeneceklerdir. "Fi bid'i sinin: birkaç yıl içinde." Bid',üçten dokuza veya ona kadar sayıları gösterir.Gerçekten ilk karşılaşmadan yedi yıl sonra iki ordu tekrar karşılaşmış ve bu defa Rumlar Farsları yenmişlerdi. lillahi'l-emru min kablu ve min ba'du: Önce de sonra da emir Allah'ındır." Yani Rumların ikinci defa galip gelmeleri,Allah'ın iradesiyledir. "Ve yevme'izin yefrahu'l-mu'minune bi nasrillahi: O gün mü'minler,Allah'ın yardımiyle sevinirler." Farslara karşı Rumlara yardımına.Bununla sevinmişler ve Bedir savaşında Cebrail'in inip kendilerine yardımını görerek Allah'ın va'dinin gerçekleştiğini anlamışlardı. "Yensuru men yeşa'u ve huve'l-aziz: O,dilediğine yardım eder.Azizdir." galiptir. "er-rahim" mü'minlere merhametlidir. "Va'dallah: Allah'ın va'di" Va'd masdardır.Fi'linden bedeldir.Aslı Vaadehumullahu'n-nasra va'den: Allah onlara yardım va'di yaptı demektir. "Layuhlifullahu va'dehu: Allah va'dine aykırı yapmaz." "ve lakinne eksera'n-nasi la ya'lemun: Fakat insanların çoğu (yani Mekke kafirleri) bilmezler." Allah'ın mü'minlere yardımını bilmezler. "Ya'lemune zahiren mine'l-hayati'd-dünya: sadece dünya hayatının zahirini bilirler." Yani ticaret,ziraat,ev yapma,ağaç dikme vs.gibi şeyleri bilirler." "Ve hum ani'l-ahirati hum ğafilun: Onlar ahiretten onlar ğafildirler." Hum'un tekrarı,tekid içindir.(Celaleyn.)

Bu ma'na,Kur'an'ın zahir anlamına göredir.Ekser bilginler bunun esmai manasından ğafilun (gafildirler).Bundan dolayı ömürlerini dünya sevgisi,mal yığma ve mevki sahibi olma sevdasiyle geçirirler.Bu,onların ahiretten son derece gafil olmalarından ileri gelir.

Bil ki: Ğafilun'un mazisi ğafele'dir.Ğafele'nin mücerred isimleri hemziyyedir.Şöyle: Gayrıla beraber: el-Ahir de böyle.İnsanlar bundan gafildirler.Bu isimler,Allah'ın,Adem'e öğretip sonra meleklerden sorduğu isimlerdir.

Bil ki Esma Kur'an,Hadis ve diğerlerinin batınıdır.Mesela suretin başından (ğalebihim) e kadar yüzler esması hemziyyedir.Şöyle: Sin,elif,elif,he,sin Hüseyin de böyle.Yüce Allah'ın: ELm.Gulibe Edna'l-ardi Yüzler(miin) esması da hemziyyedir: Elif,hemze,he bu gösteriyor ki onların risaletleri ilk defa Recep ayında,son defa da Muharremü'l-Haram'da meydana çıkacaktır.

Buna göre surenin başından (Ve hum ani'l-ahireti hum ğafilun) a kadar olan ayetlerin manası şöyledir: Yani Hicri sene bin yüz üçe eriştiği zaman Hasan ve Hüseyin (Allah'ın salatları ve selamı her ikisine) risaletlerinin Kur'an-i Azimle isbat edilmesiyle Vani Farsı yenilir.

Hele bak ki Mekke müşrikleri Rum Farsını nasıl kendilerinden saydılar ve onların,ehli kitap ordusunu yenmelerine sevindiler.Allah Teala da mü'minlere bin yüz üç veya bin yüz dörtte yardım edeceğini va'detti.Allah va'dini tuttu, "vela teniya fi zikri" kavl-i kerimiyle Vani'nin yenilgisini isbat etti, "e'l-esbat" kavl-i celiliyle de Hasaneyn'in galibiyetini meydana çıkardı.El-esbat daki elif lamın cins için olduğunu (yani bütün torunlara şamil bulunduğunu) Hadis teyidetmektedir.Çünkü Hz.Peygamber Aleyhisselatü Vesselam Efendimiz, "Hüseyn esbattan bir sibttır" buyurmuştur.

Vani milleti ise Kur'an'la merdudolan Vani'yi peygamber efendiler de Kur'an'ın nassiyle risaletleri tamamen sabir olan Hasaneyn (Allah'ın salatları ve selamı her iksine olsun) in risaletlerini inkar ettiler.

Allah Teala'nın "fi bid'i sinin" kavline gelelim Bid' sekizyüz yetmiş ikidir al-Hasan al-Huseyn esması da sekizyüz yetmiş ikidir.Buna göre bid' al-Hasan,al,Hüseyndir.Yani onların risaletleri al-Ahir de zuhur ettiği zaman Fars (Vani) yenilecektir.Anka'da şöyle diyor: Beyt: "Serd'in üçte birinin başına Racebu'l-ferd girinceye kadar?"

Bil ki Allah'ın yardım va'di ilk defa Farsın,Rumu yenmesinden yedi yıl sonra Rumun Farsı yenmesiyle çıktı.Sonra müslümanların,Mekke kafirlerini yenmeleriyle tahakkuk etti.Daha sonra da elhamdülillah Hasan'la Hüseyin'in (Allah'ın salatları ve selamı her ikisine olsun) risaletlerinin bin yüz üç veya bin yüz dörtte iabatiyle gerçekleşti.Yani bunların risaletlerinin zuhurunun başı Recepte,sonu da Muharremu'l-Haram'da oldu.

Bil ki Tanrı'nın: "ve huva'l-azizu'r-rahim" sözünden sonra va'di uzatması,bu va'din uzun zaman sonra gerçekleşeceğini gösterir: "O gün mü'minler,Allah'ın yardımiyle sevinirler." Bu tam sevinme,Allah daha iyi bilir ya,inşaallah bu mubarek sende iki imamın (Allah'ın salatları ve selamı onlara) risaletinin,kesin Kur'an deliliyle ortaya çıkmasiyle mümkün olacaktır.O delil Allah'ın şu sözüdür: "De ki: Allah'a,bize indirilene,İbrahim'e,İsmail'e,İshak'a,Ya'kub'a ve el-esbata indirilene inandık" El-Esbat,bütün peygamberlerin torunlarını içine alır.Çünkü elif lam cins içindir.Bunu Resul Aleyhisselam'ın "Hüseyn,esbattan bir sibttır" sözü de gösterir.Mesabih'te de böyledir. (Resul (S.A.V.) aziz kitabın muhtemel manalarını söyledikten sonra artık o ihtimallerin dışında bir manaya gidilemez.Sadrettin Konevi (Kds.S.) "Sıratellezine en'amte aleyhim" ilh.ayetinin tefsirinde bunu açıklamıştır (Fatiha Tefsiri) Keşki burayı şeyhim (Niyazi) hazretlerine gösterebilseydim.Konevi'nin sözlerini henüz okumazdan önce bir muarızımın itirazına ben de aynı şekilde cevap vermiştim.O bana diyordu ki: "El-Esbat Hasaneyne (Salavatullahi ve selamuhu aleyhima ve efdalu's-Salavati ala ceddihima hatemi'n-nebiyyin) tahsis edilirse fıkıh usulünde beyan edildiği üzere tahsis edilmiş naslarla amel edilemez." Ben ona demiştim ki Eğer tahsis eden,şar'i peygamberimiz,nebilerin hatemi Muhammed (S.A.V.) olursa nasıl amel caiz olmaz? O teşri ve beyan etmiştir ki: "Hüseyin esbattan bir sibttır." Hasan da Hüseyn2 dahildir.Artık anla.Kari'-i Mısri.)

Sadrettin Konevi (Kds.S.) Fatiha Tefsirinde şöyle diyor: "Peygamberin Hadisleri,Kur'an'ın sırlarını açıklayıcı ve onlara tenbih edicidir." bitti.

Ey Mü'minler,insaf edin,alimleriniz ve emirleriniz Kur'an'ın "vela teniya fizikri" ayetile reddettiği bir kimseyi peygamber edindiler.Kur'an,Hasaneyn (Allah'ın salatları ve selamı her ikisine olsun) risaletine dair açık nass getirmiş iken siz ulemanızlaümeranızla,ağalarınızla onu inkarda birleştiniz.Bu,iman ahlakından değildir. "Ben işimi Allah'a bırakıyorum,Allah kullarını görür."

Mısri'nin bu hususta itikadı şöyledir: "Eşhedu en lailahe illallah ve eşhedu enne Muhammeden resulullah,ve eşhedu enne'l-Hasene va'l-Huseyne sibtahu,resulani min resulillahi salavatullahi ve selamuhu aleyhima va afdalu's-Salavati ala ceddihima Muhammedin hatemi'n-nebiyyin,ve ala'l-enbiya'i ve'l-mürselin ve alihim ve sahbihim ecme'in ve'l-hamdu lilllahi rabbi'l-alemin."

Ey kardeşler,ben inatçı zorba değilim,hasetçi münkir de değilim.Ben gökler gibi yüksek değilim.Yerin de en aşağısıyım.Beni hor görmeyin,Hasanların (Allah'ın salatları ve selamı ikisine de olsun) risaletleri hakkındaki şüphelerinizi gelip bana sorun.Eğer hak sizde zuhur ederse ben yüz üstüne hakkı kabul ederim.Şayet bende zuhur ederse ar etmeyin,kabul edin.Zira "Hikmet mü'minin yitiğidir,nerede bulursa alır." Bu,en mühim itikadı meselelerdendir.Bunu arayıp bulmak,mü'minler için her şeyden daha önemlidir.Siz onu (Mısri'yi) hiçe saydınız,ilmi ve cehli sizce birdir.Bundan dolayı cehline aldırmadınız. "Rabbımız,bizimle kavmimiz arasını hak ile aç,sen açanların hayırlısısın." Bizi,senin peygamberlerinden hiçbirini diğerinden ayırmayanlardan eyle. "Kıyamet günü yüz üstü bırakma.Sen va'dine aykırı gitmezsin."

Bil ki kısa lafız içinde manayı tamamen ifade etmek belagettendir.Kur'anı Kerim'de bunun çok örnekleri var. "Ve lekum fi'l-kısası hayatun: Kısasta sizin için hayat vardır" ayeti bunlardan biridir.fi'l-kısası hayatun de on iki harf vardır.Okunan harfler ise sadece dokuzdur.Bütün alimler bu kadar kısa bir söz söylemekten aciz kalmışlardır.Bütün çabalarına rağmen şunu söylemekten öteye geçememişlerdir: "al-katlu anfa'l-katli: katl,katli yok eder." Bu sözün harfleri on dörttür.Okunan harfleri ise on üçtür.Ayetin manasını da tam ifade edemez.Yani hem lafzı ayetten uzun,hem de manası ondan kısadır.

Fakat yerin iktizasına göre Allah kelamında itnab (uzatma) vardır.İşte burada da va'd ayetini "ve hum ani'l-ahireti hum ğafilun" a kadar uzatmıştır.Eğer burada iktiza nedir diye bir soru sorulursa derim ki: Va'd ayetini uzatmakla,va'din,bin yüz üç veya bin yüz dörde kadar uzayacağını,ancak o zaman gerçekleşeceğini göstermiştir.Allah daha iyi bilir ve her şeyi yerli yerince yapar.Zira bu va'din "O azizdir,rahimdir" sözünden sonra gelmesi,bu va'din mü'minler için yapıldığını gösterir.Çünkü Yüce Tanrı mü'minlere rahimdir,diğer kitap ehline değil (Rahim sıfatı yalnız mü'minlere mahsustur.Rahman sıfatı ise bütün mahlukata şamildir).Bundan anlaşıldı ki va'd mü'minler içindir.Va'din uzatılması da bunun,uzun zaman sonra gerçekleşeceğini gösterir.al-Ahiret söziyle de buna işaret vardır.al-ahiret'teki harflerin isimleri şöyledir: elif,lam,elif,hı ra.Hesabedin,doğru bulacaksınız.Zira el-ahir,ahirette gizlidir.İnsanlar bundan gafildirler.

Bil ki her sözde icaz (kısalık) matlubdur.İtnab,yerin gereğine göre olur.

Celaluddin ed-Devvani,al-Havra va'z-Zavra adlı kitabında şöyle diyor:

"Sanma ki biz zahiri reddediyor,kitap ve sünnetin işaretlerini sırf tevile hasrediyoruz.Hayır,biz zahiri ikrar eder,her şeyden önce onu "Allah!ın ve Allah Resulü'nün muradına göre" kabul ederiz.İslam ve müslümanların imamları yani büyük müfessirler,muhaddisler (Allah onların sırlarını takdis etsin) nasıl tesbit ve takrir etmişlerse öylece kabul ederiz.Ondan sonra seçkin bilginlere,yüksek ariflere mahsus olan remiz yoliyle kitap ve sünnetten ince manalar,yani büyük zahir ehlinin söyledikleri anlamlardan başka anlamlar,arap kaidesine göre lafzın medlulünden ayrı iç manalar çıkarırız.Bu batın manalara Allah'ın Resulü (S.A.V.) Efendimiz: "Hiçbir ayet yoktur ki onun bir zahrı ve batnı olmasın.Her harfin bir haddi ve her haddin bir matla'ı vardır." ve "Kur'an2ın bir zahrı,batnı vardır.Batnın da yedi batna kadar batnı vardır." (Hadisin çeşitli varyantları mevcuttur) sözleriyle buna işaret buyurmuşlardır.Yine Allah'ın Resulü (S.A.V.) Efendimizin: "Allah şu adamın yüzünü güldürsün ki benim sözümü işitti,onu belledi ve işittiği gibi başkalarına söyledi.Nice işiten var ki kendine söyliyenden daha iyi beller." sözünde bu manaya ima mevcuttur.

"Yani Hadislerin ve Kur'an ayetlerinin bir dışı,bir içi vardır.İçinin de içi vardır.Böyle Allah'ın dilediği kadar gider.Yine Resul Aleyhisselatü Vesselam Efendimizin "Bana,çok manaları içinde toplayan kelimeler verildi" söziyle,Yüce Allah'ın "Ne yaş,ne kuru hiçbir şey yoktur ki ap açık bir kitapta (çok müfessirlere göre Kur'an-ı mübinde) mevcudolmasın." sözü de bu manaya açıkça delalet eder.Kur'an ayetlerinden ve peygamber sözlerinden her biri kıyısı olmıyan (sonsuz) bir denizdir." Celalu'd-Din Devvani'nin sözü burada bitti.

"Hz.Peygamber Aleyhisselatü VesselamDan sonra İsa'nın gelmesi,Hz.Peygamber'in hatmiyyetine (son peygamber oluşuna) zarar vermez.Çünkü İsa,indiği zaman onun dini üzere olacaktır." Kadı tefsiri.

Ben de diyorum ki: Hasaneyn'in risaletleri de,dedelerinin dini üzerinde olacaktır.Bunun için onun hatmiyyetine zarar vermez.

 

MAWÂİDU'L-İRFAN

İRFAN SOFRALARI

Niyazî-i Mısrî

Notlarla çeviren: Prof.Dr.Süleyman ATEŞ.