ALTMIŞ İKİNCİ SOFRA

 

ALTMIŞ İKİNCİ SOFRA

 

Muhammed evladını sevenin fazilette,Muhammed Aleyhisselatü Vesselam'ın evladına buğzedenin ziyanda olduğu hakkındadır.Muhammed evladını seven kişinin sevgisi,kendinden sonra çocuklarına Muhammed evladına düşmanlık edenin düşmanlığı da çocuklarına geçmiştir.Sevgi ve buğz ezelidirler,gizlidirler,Onun (S.A.V.) evladını sevenlerde meydana çıkmıştır.Cenabı Hak şöyle buyurmuştur: "Rabbin bazı ayetleri geldiği zaman,daha önce inanmamış veya imanında bir hayır kazanmamış olan kimseye artık iman etmesi bir fayda vermez.De ki: "Bekleyiniz,biz de bekliyoruz." (En'am 158)

Allah'ın Bazu sözü tıpa tıp Hasan ve Hüseyim sayısına tekabül ediyor.Ayet,onların iki ayet (mu'cize) olduklarını gösteriyor.Kim onları inkar ederse Allah'ın ayetini inkar etmiş olur.Sevenler ve sevmeyenler hakkında bütün söylediklerim,Mecalısü'z-Zuhri'den alınmıştır.Allah ger.eği söyler,O,yola iletir.Mecalisü'z-Zühri'de şöyle deniliyor: "Allah'ın De ki: "Bu (tebligatım karşılığında) sizden bir ücret istemiyorum.Ancak yakınlara mahabbet istiyorum." (Şura 23) sözünde geçen Kurba kelimesi,karabet manasına masdardır.Yakınlık taşıyan kimse muradedilmiştir.Yani: "Ya Muhammed,ümmetine söyle,size getirdiğim hakikat karşılığında sizden bir ücret istemiyorum,sadece yakınlarımı sevmenizi ve onlara eziyyet etmemenizi istiyorum."

Rivayet ediliyor ki: Bu ayet nazil olduğu zaman: "Senin yakının kimdir ki muhabbeti bize farz oldu ya Resuallah?" dediler.Buyurdu ki: "Ali-Fatımatuz-Zehra ve evlatlarıdır." Keşşaf'ta Resulullah (S.A.V.) Efendimiz şöyle buyurmuştur deniliyor: "Muhammed'in Ehl-i Beytine muhabbet üzerine ölen,şehittir." Uyanık olun,Al-i Muhammed'e sevgi üzerine öleni,önce ölüm meleği,sonra Münker ve Nekir Cennetle müjdeler.Dikkat edin,Ehl-i Beyt'e Mahabbet üzerine ölen,gelin kocasının evine teslim edildiği gibi Cennete teslim edilir.Dikkat edin,Al-i Muhammed'e mahabbette sebat üzerine ölen kimse,imanı garantili bir mü'min olarak ölür.Al-i Muhammed'e mahabbet üzerine ölen kimsenin kabrinden Cennete iki pencere açılır.Muhakkak Al-i Muhammed'e mahabbet üzerine ölen kimsenin,Allah kabrini rahmet meleklerinin ziyaretgahı yapar.Muhakkak Al-i Muhammed'e mahabbet üzerine ölen,sünnet ve cemaat üzere ölür,kim Al-i Muhammed'e buğz üzerine ölürse,kıyamet gününde iki gözü arasına "Allah'ın rahmetinden umutsuzdur" ibaresi yazılı olarak haşr olunur.Al-i Muhammed'e buğz üzerine ölen,kafir olarak ölür.Dikkat edin,Al-i Muhammed'e buğz üzerine ölen,Cennetin kokusunu koklayamaz." Ve Peygamber Efendimiz (S.A.V.) şöyle buyurmuştur: "Bizim kapımıza gelenin hakkı,üzerimize vacibolur" Bu hadisin söylenişine sebep şudur: "Tarikus-Salat bir adam,Hz.Peygamber zamanında ölmüştü.Ashab,Resul-i Ekrem'in: "Namazı kasden terk eden kafir olur." Hadisinin dış manasına dayanarak bu adam üzerine namaz kılmamak ve onu Yahudi kabristanına gömmek istediler.Ali (R.A.) geldi, "Ya Resulallah bu adam: "Ya Ali Allah'ın Resulünü ve evladını seviyorum." diyerek beni bu sözüne şahid tuttu." dedi.O zaman Hz.Resul yukarıdaki Hadisini söyledi.Hz.Ali de o adamın namazını kıldırdı." ve müslüman kabristanına defnetti.

Hikaye olunur ki Ali (Kr.V.R.A) Peygamber Aleyhisselatü Vesselam Efendimiz'e geldi ve insanların kendisine çok hased ettiklerinden şikayet etti.Aleyhisselam buyurdu ki: "Cennete ilk giren dört kişinin dördüncüsü olmak istemez misin? Ben,sen,Hasan ve Hüseyin.Zevcelerimiz sağımızda solumuzda,zürriyetlerimiz zevcelerimizin arkasında olduğu halde Cennete gireceğiz."

Muhibbu'd-din at-Tabari Ebu Hureyre'nin şöyle dediğini rivayet ediyor: "Ebu Leheb'in kızı Sebia: "Ya Resulallah,selam sana,bana "Sen Hatabu'n-Nar: Ateş odununun kızısın." diyorlar diye şekva etti.Resulullah buyurdu ki: "Benim akrabama eziyyet eden bir kavmin hali nice olur? Benim akrabama eziyyet eden,bana eziyyet eder.Bana eziyyet eden de Allah Teala'ya eziyyet etmiş olur." Şifa-i Şerifte şu hadise kaydedilmiştir: "Muhammed'in Alini (evladını) tanımak,Cehennemden kurulmadır.Muhammed evladını sevmek,Sırat (köprüsün) den  geçmeye ruhsattır.Al-i Muhammed'e dostluk,azaptan emandır." Yine orada deniliyor ki: "Ulemanın bir kısmı: onları tanımak yerlerini ve peygambere yakınlık cihetlerini bilmek demektir.Bir insan onları bu şekilde tanırsa onlar hakkında neler yapılması gerektiğini bilir ve bu bilgisi sebebiyle onlara hürmet ve mahabbette kusur etmez." Yine orada şu söz de var: "Ebu Bekir Sıddik demiştir ki: Muhammed'i,Ehl-i Beytinde gözetleyiniz." ve demiştir ki: "Nefsim,elinde olan Allah'a yemin ederim ki benim için Resulullah'ın akrabası,benim kendi akrabamdan daha sevgili ve ileridir."

Hayret,hayret ki insan,Allah'ın Resulü (S.A.V.) in evladını sevmez,hatta onu kötülüyerek,hasedederek ona eziyyet ederse Allah katında nasıl mertebe,makam ve şeref talebedebilir? Sadece yememek,içmemek,aç kalmak,uyumamak ve ibadet vazifelerini yapmakla bir makam elde edilemez.Zavallı bilmiyor ki göklerle yer arası kadar ibadeti olsa Allah'a kavuşamaz.İblis'e bak ki bu kadar ibadeti varken Allah'ın lanetini uğramıştır.

Rivayet ediliyor ki: Resulullah (S.A.V.) Efendimiz'in şehrinde kendisine komşu olup orada elde ettiğini etmiş bulunan İmam Malik (allah ona rahmet etsin) i Ca'fer ibnu Süleyman döğmüştü.İmam Malik,dayaktan bayıldı.İnsanlar gelip kendisini ayılttıkları vakit şöyle dedi: "Beni döğene hakkımı helal ettiğime sizi şahid tutarım." Sonra kendisine bunun sebebi sorulduğunda şöyle dedi: "Öldüğüm zaman Allah'ın Resulü ile karşılaşırsam,benim yüzümden evlad-ı Resulullah'tan birinin Cehenneme gitmesinden utanırım." "Kim bir iyilik ederse,onun iyiliğini artırırız." (Şura 23) Süddi'den rivayet edildiğine göre bu ayette geçen hasene (iyilik) Allah'ın Resulü'nün Ehl-i Beytine mahabbettir.Bu ayet,Ebubekir Sıddik (R.A) in Ehl-i Beyti çok sevmesi hakkında nazil olmuştur.Zahir olan umum iyiliktir.Hangi iyilik olursa olsun.Ama şu var ki "Yakınlara sevgiden" sonra zikredilmesi,bu sevginin,ayetin işaret ettiği iyilik olduğu düşüncesini kuvvetlendirir.Diğer iyilikler,buna tabi'dir. "Allah tevbe edeni affeder.İtaat edene şekur'dur" sevap verir,nimet ve keremini artırır.Kurtubi ve başkaları Süddi'nin şu ayet hakkında şöyle dediğini naklederler: "Allah bağışlayıcıdır,şekurdur" yani Al-i Muhammed'in günahlarını bağışlayıcıdır.Onların iyiliklerine teşekkür edicidir.Sa'lebi'de: "Ey Ehl-i Beyt,Allah sizden kötülüğü gidermek ve sizi tertemiz yapmak istiyor." (Ahzab 33) ayetindeki Ehl-i Beyt ile bütün Haşim oğullarının kasdedildiğine kanidir.Savaiku'l-Muhrika da bunu zikretmiş ve demiştir ki, "İmam Malik'e göre Ehl-i Beyte farz ve nafile sadakanın haram oluşu da onları temizleme içindir.Çünkü sadaka ve zekat,insanların kirleridir.Alan insanı küçük düşürür.Vereni üstün yapar." ve demiştir ki: "Müfessirlerden bir cemaat "Selamün ala İlyasin: Selam İlyas'a" ayetinden maksad,Muhammed evladı olduğuna kail olmuşlardır." Kelbi de böyle demiştir.Yine Kelbi'den bir kavilde O (S.A.V.) de evla bittarik ayetin şümulüne dahildir.Fahrüd'din Razi şöyle diyor: Hazreti Peygamberin Ehli Beyti,beş şeyde kendisine müsavidir: Selamda.Çünkü "Esselamü aleyke eyyühennebiyyü: Selam sana ey peygamber" ve: "Selamün ala İlyasin: İlyas'a selam olsun." (Saffat 130) buyurmuştur, O'na salatta,şehadette ve taharette.Allah buyurmuştur: "Ta ha: yani ey tahir" ve buyurmuştur: "Yuridullahu li yuzhibe ankumu'r-ricse: Allah sizi temizlemek istiyor." Sadakanın hürmetinde ve mahabbette: "Bana tabi olun ki Allah sizi sevsin" (Al-i İmran 31) "Sizden bir ücret beklemiyorum,ancak yakınlara mahabbet etmenizi istiyorum." ayetleri bunu amirdir.Resul-i Ekrem de: "Yıldızlar gök ehline emandır.Ehli Beytim,ümmetime emandır." demiştir.Sawaik sahibi bu hususta şöyle demiş: "Cenabı Hak dünyayı Resulullah için yaratmıştır.Onun devamını Resulullah'ın devamına ve Ehl-i Beytinin devamına bağlı kılmıştır.Çünkü onlar,Fahr-i Razi'nin zikrettiği hususlarda onunla müsavidirler.Ve çünkü Peygamber Aleyhisselam: "Allah'ım,onlar benden,ben onlardanım." demiştir.Ve çünkü onlar,Hz.Peygamberin bir parçası olan Hz.Fatıma'dan doğmaları sebebiyle Resulullah'ın bir parçasıdırlar." (Sawaik)

Resul-i Ekrem (S.A.V.) şöyle buyurmuştur: "Aranızda Ehl-i Beytim,Nuh'un gemisine benzer.Binen kurtulur." (Müslim'in rivayetinde: geri kalan boğulur) bir rivayette helak olur cümlesi de vardır.Bu hadisin manası şudur: Onları seven,onlara hürmet ve tazim eden,onların alimlerinin gösterdiği yolda giden muhalefet etme karanlığından kurtulur.Bundan geri kalan,küfür denizinde boğulur,azgınlıkta helak olur.Yine bu hususta Hz.Resul Aleyhisselam'ın: "Allah'ın üç hürmeti vardır: Allah,bunlara riayet edenin dinini,dünyasını korur.Bunlara riayet etmeyen kimsenin Allah ne dünyasını,ne ahiretini korumaz: İslama hürmet,bana hürmet ve benim rahmime (soyuma) hürmet."

"Ben,tevbe eden,inanan,salih amel işleyip hidayete eren kimseyi elbette bağışlayanım." (Taha 82) ayetinde Sabitü'l-Bennai: "Yani Hz.Peygamber Aleyhisselam'ın Ehl-i Beytinin vlayetine erdi." demiştir.Sawaik'te zikredilmiştir bu.Kurtubi orada İbnu Abbas'tan: "Rabbin sana razı oluncaya kadar verecektir." ayeti üzerinde şu tefsiri yapmıştır: "Muhammed (S.A.V.) in rızası,Ehl-i Beytinden hiçbirinin Cehenneme girmemesidir." Hakim şu hadisi çıkarmış ve sahih görmüştür: "Rabbim,Ehl-i Beytimden Allah'ın birliğine inanan ve benim peygamberliğimi kabul edene azabetmeyeceğini bana va'detti." Yine bu hususta Resul-i Ekrem şöyle demiştir: "Rabbimden,Ehl-i Beytimden hiç kimseyi ateşe sokmamasını niyaz ettim; bunu bana verdi."

Ahmed,Menakibinde Peygamber Efendimizin şöyle dediğini kaydediyor: "Ey Haşim oğulları,beni hak peygamber olarak gönderen Allah'a yemin ederim ki Cennet halkasını tutsaydım,önce sizinle başlardım."

Tabarani Ali (R.A) den şu sözü derlemiştir: "Resulullah (S.A.V.) Efendimiz'den işittim, diyordu ki: Havz-ı Kevsere ilk gelenler Ehl-i Beytim ve ümmetimden onları sevenlerdir." ve demiştir: "Ehl-i Beytim ve onları sevenler,Cennette şu iki (parmak) gibi (yan yana) dır." Ve buyurmuştur: "Biriniz beni kendisinden fazla sevmedikçe,bana kendisinden çok hürmet etmedikçe,Ehl-i Beytimi kendisinden çok sevmedikçe,onları kendine tercih etmedikçe iman etmiş olmaz." ve buyurmuştur: "Evladınızı üç huy üzerine yetiştiriniz: Peygamberinizin sevgisi,Ehl-i Beytinin sevgisi ve Kur'an okumak." ve buyurmuştur: "Benim,Ehl-i Beytimin,Ansar'ın ve Arabın hakkını itiraf etmeyen ya münafıktır,ya şiddet ve sıkıntı içindedir,ya da annesi kendisine cünüp iken hamile kalmıştır." ve buyurmuştur: "Ehl-i Beytimi ancak mü'min ve müttaki olan kişi sever.Onlara ancak münafık ve şaki olan buğzeder." ve buyurmuştur: "Ehl-i Beytime buğzedeni Allah cehenneme atar." ve buyurmuştur: "Haşim oğullarına ve Ansara buğz küfürdür.Araba buğz ise nifaktır."

Kadı İyaz Şifa'da özetle şöyle demiştir: "Bir kimse Hz.Peygamberin zürriyetinden birinin babasına söğer ve Hz.Peygamber Aleyhiiselatü Vesselam'ı istisna ettiğine bir delil getiremezse o adam katlolunur." Sawaikte şöyle diyor: "Ehl-i Beytim hakkında bana eziyyet eden kimseye Allah lanet etsin.Ehl-i Beytim hakkında bana eziyyet edeni Allah incitir.Allah Ehl-i Beytime zulmeden yahut onları öldüren,yahut öldürene yardım eden veya onlara söğene Cenneti haram kılmıştır."

Bu Hadis-i Şerfilerden,Ehl-i Beyte mahabbetin farz olduğu ve onlara buğzun haram olduğu anlaşılmaktadır.Beyhaki,Bağavi Ehl-i Beyte mahabbetin lüzumunu tasrih etmişler,Şafii de şu sözüyle bunu ifade etmiştir: "Ey Resulullah'ın Ehl-i Beyti,sizi sevmek,Allah'ın inzal buyurduğu Kur'an'da bize farz kılınmıştır.Size şu büyük şeref yeter ki size salavat-i şerife gatirmeyen kimse namaz kılamaz (zira namazın her oturuşunda Hz.Peygamberle beraber aline salavat getirilir.Hz.Peygambere ve soyuna rahmet istenir.)

Bundan dolayı Ehl-i Beytten,bir bid'at ve sair şeyi işleyip fasık olan kimsenin zatına değil,fiillerine buğz edilir.Çünkü o,aralarında zaman olsa da yine Allah Elçisinin bir parçasıdır.an-Nakiyyu'l-Makrizi şöyle diyor: "Onlara dil uzatmaktan sakın.Çünkü salih de olsa,facir de olsa yine evlat evladdır" Şeyh Muhyiddin Arabi (Ks.S.) Fütuhatında şöyle diyor: "Bana Mekke'de inanılır bir kimse dedi ki: Ben,Mekke'de şeriflerin halka yaptıkları işleri kötü görürdüm.Ru'yamda Allah'ın Resulü'nün Kızı Hz.Fatımatuzzehra (R.A) yı gördüm.Benden yüz çevirdi.Selam verip,yüz çevirmesinin sebebini sordum. "Sen şeriflere dil uzatıyorsun." dedi. "Ey Seyyidem,dedim,onların insanlara neler yaptıklarını görmüyor musun?" "Onlar benim oğullarım değil midir?" dedi. "Bu andan itibaren tevbe ettim." dedim."

Peygamber Aleyhisselatü Vesselam Efendimiz buyurmuşlardır: "Kim bana kavuşmak ve kıyamet gününde kendisine şefaat elimi uzatmamı isterse,Ehl-i Beytime salat etsin,onları sevindirsin." (Sawaik).Şafii şöyle demiş: "Peygamber evladı,benim vesilemdir.Onlar benim için Allah'a vesiledir.Onlar yüzü hürmetine kıyamet gününde sahifemin sağ tarafımdan verilmesini umarım." "Rivayet edilir ki: İbnu Ömer (R.A) Zübeyr'e "gidip Hasan ibnu Ali'yi ziyaret edelim" dedi.Zübeyr biraz ağır aldı.İbnu Ömer: "Bilmiyor musun ki Haşim Oğullarının halini sormak farzdır.Ziyaret nafiledir." (Sawaik) Hatib,bu konuda merfu'an şu Hadisi çıkarmıştır: "Bir adam diğerine kıyam eder (önünden kalkar); ancak Haşim Oğulları müstesnadır.Onlar,hiç kimseye kıyam etmezler." Hikaye olunur ki Kurra' (iyi Kur'an okuyanlar) dan biri boş kaldıkça Timurlenk'in mezarına gider,başı ucunda: "Tutunuz onu,bağlayınız,sonra cehenneme atınız,sonra boyu yetmiş arşın olan zincirlere vurunuz." (Hakka 30-32) ayetini okurmuş.Bu adam demiş ki: "Birden uyumuşum.Bir de baktım ki Resulullah (S.A.V.) Efendimiz oturmuş,Timurlenk de yanında.Kendisini azarladım: "Ey Allah'ın düşmanı buraya da mı geldin?" dedim.İstedim ki elinden tutup Peygamber (S.A.V.) Efendimizin yanından kaldırayım.Peygamber Aleyhisselam: "Bırak onu,dedi,çünkü o benim zürriyetimi seviyordu." ağlayarak uyandım.Artık o ayeti Timur'un kabrinde okumaktan vaz geçtim.

Cemalü'l-Mürşidi veş-Şihabu'l-Kuzani haber vermiştir ki: Timur'un oğullarından biri şöyle nakletmiş: Timur,ölüm hastalığına yattığı zaman birkaç gün ıztırap çekmiş,yüzü simsiyah kesilmiş,rengi değişmiş.Sonra uyanmış.Kendisine o halini haber vermişler.Demiş ki: "Azap melekleri bana gelmişlerdi.Resulullah (S.A.V.) gelip onlara: "Onu bırakın gidin,çünkü o,benim akrabamı sever ve onlara iyilik ederdi." dedi.Onlar da bırakıp gittiler.

İbnu Hacer diyor ki: "Onların hakkına riayet,insanların en zalimi olan Timurlenk'e bile fayda verirse artık başkasına nice olur" Hikaye olunur ki Yemen salihlerinden biri çoluk çocuğuyla beraber deniz yoluyla Hacca gitmiş.Ciddeye kavuştukları zaman mekkaslar (gümrükçüler),kadının iç çamaşırlarına varıncaya kadar hepsini aramışlar.O salih adam bu muameleye çok kızmış.Mekke Şerifi es Seyyid Muhammed ibnu Berekat (Allah ona rahmet etsin) i Tanrı'ya şikayet etmiş.Ru'yasında Hz.Peygamber Aleyhisselam'ı görmüş.Peygamber kendisinden yüz çevirmiş. "Niçin ya Resulallah? diye sormuş.Buyurmuş ki: "Benim şu oğlumdan daha zalim hiç kimse görmedin mi?" Adam hemen korku içerisinde uyanmış.Şerif hakkında Allah'a tevbe etmiş ve artık ne yaparsa yapsın,hiçbir şerife dil uzatmamaya ahdetmiş." (al-İkdu'l-Lai)

Ey Allah'ın Resulü'nün Ehl-i Beyti,ey kendilerini methetmek için Kur'an ayetleri inen kimseler! Ey Resulullah'ın Ehli Beyti,sizi sevmek farzdır.Siz bütün ümmetlerden üstünsünüz.Ey Resulullah'ın Ehli Beyti,sizi Kur'an öğmüştür.Artık benim öğmemin,benim sözümün ne kıymeti kalır?

Şiir: "Peygamberler,Resul'ü alamet yaptılar.

Alamet,meşhur olmayanın işidir.Nübüvvet nuru,o Ehl-i Beytin güzel yüzlerindedir.Onlar Tıraz-ı Ahderden daha şereflidirler."

 

MAWÂİDU'L-İRFAN

İRFAN SOFRALARI

Niyazî-i Mısrî

Notlarla çeviren: Prof.Dr.Süleyman ATEŞ.