ALTMIŞ ÜÇÜNCÜ SOFRA

 

ALTMIŞ ÜÇÜNCÜ SOFRA

 

"Size mucizelerini gösteren,size gökten rızık indiren O'dur.Allah'a yönelenden başkası ibret almaz.Ey inananlar! İnkarcılar istemese de,dini yalnız Allah'a has kılarak O'na yalvarın.Dereceleri yükselten,Arş sahibi Allah,kavuşma gününü ihbar etmek için kullarından dilediğine emriyle vahyi indirir.O gün onlar meydana çıkarlar; onların hiçbir şeyi Allah'a gizli kalmaz." Bugün hükümranlık kimindir?" denir; hepsi: "Gücü her şeye yeten Allah'ındır." derler." (Mü'minun 13-16)

Rivayet olunur ki: Allah kıyamet günü yaratılmışları,gümüş sikkesi gibi beyaz,güzel bir yerde toplayacaktır.Öyle bir yer ki orada hiç kimse Allah'a isyan etmemiştir.Orada ilk konuşulan şey,bir ünleyicinin: "Bugün mülk kimindir? Kahredici tek Allah'ındır." sözü olacaktır.Dereceleri yükselten Arş Sahibi Allah O'nun samediyyetine,Tanrılığında tekliğine delalet eden iki haberdir.Kemali üstünde başka bir kemal,derecesi üstünde başka bir derece olmayan; Cismani alemin aslı olan Arş'ın,Kudret elinde bulunduğu,ortağı olması muhal olan Yüce varlık O'dur. "Dereceler,mahlukatın mertebeleridir.Veya meleklerin Arşa çıkış basamaklarıdır,yahut göktür veya sevap dereceleridir" denilmiştir. "Emriyle Ruh'u,kullarından dilediğine indirir" medh için refi' nasb ile de okunmuştur.Dördüncü haberdir.Ruhanilerin de O'nun emrine bağlı bulunduklarını ifade eder.Ruhaniler,eserlerini göstermek suretiyle emri yerine getirirler.Vahiy taşırlar.Ruh,vahiydir. "min emrihi" vahyi açıklamaktadır.Çünkü vahiy,iyiliği veya iyilik kaynağını emreder,hayrın kaynağıdır.Emir ise: Peygamberliğe seçilmiş zata tebliğ edici melektir.Bunda Peygamberliğin Allah vergisi olduğuna delil vardır. "Liyunzira: ta ki uyarsın" sözü,ilkanın gayesini ifade etmektedir. "Liyunzira" nın altındaki zamir,Allah'a yahut Limen'e veya ruha raci'dir. "Telak günü: Buluşma günü" yani kıyamet günüdür.Çünkü o gün ruhlarla cesetler; gök ehli ile yer ehli,ma'budlarla abidler,amellerle amiller buluşacaktır.

"O gün onlar çıkarlar" yani insanlar kabirlerinden çıkacaklar,ya da görünecekler,onları hiçbir şey gizlemiyecek.Yahut nefisleri açığa çıkacak; beden örtüleri nefislerini,amellerini ve sırlarını gizlemiyecektir. "Onlardan hiçbir şey Allah'a gizli kalmayacaktır." Gerek kendilerinden,gerek amellerinden ve hallerinden hiçbir şey gizli kalmıyacaktır." Bu ayet "O gün onlar çıkarlar" ayetinin manasını kuvvetlendirmektedir.Ve "Bugün mülk kimindir? Kahredici tek Allah'ın." ayeti,bu dünyada o günün ahvali hakkındaki sorunun cevabı olduğu kanısını savmaktadır.Ayet,tamamen ahiretteki bir olayı canlandırmaktadır.

Gerçek hali şu ayet-i Kerime ifade ediyor: "O gün her nefis,kazandığı amelle cezalandırılacaktır." (Mü'min 17) sanki bu ayet,önceki ayetin bir neticesidir.Bunun derin manası: Nefisler (ruhlar),inançları kazanır.Nefsin yaptığı amellerden kimi tatlı,kimi acıdır.Lakin birtakım engellerden dolayı insan,amellerin lezzetini ve acılığını burada duymaz.Ama kıyamette bu engeller kalktığı için amellerin lezzet ve elemini duyacaktır. "O gün sevabı eksiltmek veya cezayı fazlalaştırmak suretiyle zulüm yoktur.Allah'ın hesabı çabuktur." Çünkü O2nu bir şey alıkoymaz.İnsanlara layık oldukları cezayı derhal verir.(Kadi Baydavi)

"Rafiu'd-Derecat: Dereceleri yükselten" ayetinin tefsirinde Kadi şöyle diyor: Denildi ki bundan murad,mahlukatın mertebeleridir.Belki de Allah bu manayı kasdetmiştir.Çünkü yaratıkların mevkilerine ve derecelerinin başka başka oluşuna göre mertebeleri,mahsusat (dünya) alemindeki padişahlıktan makulat alemindeki Arş'a kadar her şey ve bütün bilgiler Allah'a mahsustur." Dereceler,ruhsuz cesetler gibidirler.Sahipleri de ruhlardır.Sahibinden ayrılan her derece,ruhundan ayrılmış bir ceset gibidir.Ona bir sahip tayin edilince,sanki Allah o derece cesedine ruh atmış olur.Ta ki o adam kendi seviyesinde olanları kıyamet azabından uyarsın ve madunu olanlara öğüt versin.

İŞte her makam sahibinin böyle olması icabeder.Fakat insanları dünya sevgisi alıkoymuş ve çoğunu dünya malı yığmaya tutkun yapmıştır.Bu suretle derece itibariyle kendilerinin üstünde olanlara kin güdmeye hased etmeye başlamışlardır: "Bu adam,insanların en alçağıdır.Ne sebeple bu dereceye gelmiş? Bu,en aşağı derecenin adamıdır." derler.Bu gibi hasetçilerin düşmanı bizzat Allahtır.

O halde derece sahiplerinin kendi aralarında ve ellerinin altında olanlara merhametli olmaları gerekir.Daha aşağı derecelerde bulunanların da üstlerini kıskanmamaları icabeder.Şayet böyle olmazlarsa onların hasımları Allah olur.Çünkü en yükseğinden en aşağısına kadar her mevki,yüce Allah'ın bir ihsanıdır.Bütün mevki sahipleri,makamlarında halkın ihtiyaçlarını karşılamakta adalet ve istikametle emredilmişlerdir.Nasıl ki İmam Hüseyin (salavatullahi ve selamuhu aleyhi) şöyle demiştir: "İnsanların ihtiyaçları,size Allah'ın nimetlerinden bir nimettir.Ondan usanmayınız,yoksa gazaba uğrarsınız." Cenabı Hakk'ın Taha Suresinde: "Benim zikrimde vani (zayıf) olmayın" (Taha 42) ayetiyle işaret buyurduğu üzere hasedçilerin en büyüğü VANİ'dir.Çünkü o,büyü yaparak padişaha yaklaştı,padişah,saltanat yularını onun eline verdi,ona itaatkar oldu.Sultan onun emriyle Mısri'yi hapsettirdi.On yedi sene Rodos'ta,on altı sene Limni'de.Sultan ve çok mevki erbabı,Mısri'yi geçim sıkıntısiyle tazyik edip Vani'ye tabi etmek istiyorlardı.Halbuki Mısri,açlık ve susuzluktan ölse dahi ona tabi olmaz.Mısri'nin onlara son cevabı şu idi:

Allah'ın seçtiği Hasan Ve Hüseyin'e razı olmayan; bilakis Hüseyin (Allah'ın salat ve selamı ona olsun) i katledenlerden razı olan kimse,Allah'ın en büyük düşmanıdır.Ve bugün bu mezhebin reisi Sihirbaz Vani'dir.Allah bizi ve sizi Muhammed Evladının sadık dostlarından eylesin.(AMİN)

 

MAWÂİDU'L-İRFAN

İRFAN SOFRALARI

Niyazî-i Mısrî

Notlarla çeviren: Prof.Dr.Süleyman ATEŞ.