ELLİ ALTINCI SOFRA

 

ELLİ ALTINCI SOFRA

 

Bil ki: Neş'e-i Ula (birinci neş'e),ruhlar alemi; Neş'e-i Uhra (Son Neş'e), ahiret alemi; Neş'e-i Vusta (orta neş'e),dünya alemidir.İnsan bedenleri,ruhlardan,hatta Zat'dan ibaret idi.Suretlerin birikmesi ile kesifleşti ve inip dışta bu şahısları meydana getirdi.Nasıl ki meni insandan ayrılırken basittir.Sonra iner,suret toplar,şahıs olur,hayvan-i natık (konuşan hayvan) olur.Sonra suretler kalkınca yine latifleşir,yükselir,basit olur.Kendi nefsine bak: nefsindeki manalar,soyut ruhundan hasıl olmaktadır.Orada sabittir,hiç ayrılmaz.Nasıl ki meni de belde sabittir.Sen bu manaların birbirinden ayrıldığını hissetmezsin.Ta manalar gelip kalbe (hafızaya) düşünceye yerleşinceye kadar.Kalbe gelince her biri hayali bir suret giyinir.İşte o zaman birbirinden ayrıldıklarını hissedersin.Hayali suretlere büründükleri zaman diğer görülen şeyler gibi onlar da görülürler.Sonra bunlar dışarı çıkarsa tam görünmüş olur.

Bu işaret edileni bildinse,ilmi sübutla,harici vücut (varlık) arasındaki farkı anlarsın.Harici suret kalkınca manalar,hayali suretlerine yükselirler.Sonra oradan da ilk tecerrüdüne (soyutluğuna) ve ayn-i sabitesine (idesine) çıkar,orada kalırlar.Oradan başlamışlardı ve oraya döndüler.Her şey O'na dönecektir.

Bunu bildinse vücutta,tasarruf edenin,kim olduğunu anlarsın.Bütün fiiller hakkındır.Suretler onun aletleridir. "Attığın zaman sen atmadın,fakat Allah attı." (Enfal 17) Fakat kulun suretinde Hak'tan başka bir mutasarrıf olmadığını kul bilmediği,unuttuğu için; kendisinin,bir iradesi,ihtiyarı ve Hak'tan ayrı bir vücudu olduğunu sanar.Mesela varlığı Allah'tan olan sanatkar,kendine bir varlık tasavvur etse,gaflet halinde kendisini sani (yapıcı) sanar.Bu kötü tasavvur,gafletinden ileri gelir.Ama kendisini Hak bilerek fi'li ve ihtiyarı kendisine isnadetse bu,kötü değildir.Çünkü o fi'il,suretten çıkmıştır.O fi'li o surette ve o mertebede görünen Hak yapmıştır.Artık düşün ve anla.Bunun içindir ki arif: "Yaptım ettim" sözünde isabet etmiş,ama cahil hata etmiş olur.

Hakikatte ihtiyar,fi'li yapanın,fi'lini hissetmesidir.Yoksa insan,istediği zaman bir işi yapar,istediği zaman yapmaz manasına değildir.Çünkü fi'iller meşiyyet (dileme) idedir.Meşiyyet de iç ve dış sebeplerle mertebelerin ve suretlerin gereklerindendir.Bu sebeplerin birleşmesinden zaruri olarak meşiyyet doğar.Sebepler mevcud olunca fiiller zuhur eder.İnsan da zanneder ki onu yapmaya ya da terk etmeye kadirdir.Halbuki değildir.Fiil zuhura gelince fi'lin çıktığı kimse,sadece onu hissetmekten başka bir şey yapmaz.Hayvandan zıt fi'illerin doğması,ona bir irade ve ihtiyarı bulunduğu hissini verdirir.Gerçek bu işittiğindir.Bu,irade-i cüz'iyyeye aykırı değildir.Artık anla.Allah daha iyi bilir.

 

MAWÂİDU'L-İRFAN

İRFAN SOFRALARI

Niyazî-i Mısrî

Notlarla çeviren: Prof.Dr.Süleyman ATEŞ.