ELLİ DÖRDÜNCÜ SOFRA

 

ELLİ DÖRDÜNCÜ SOFRA

 

Sadrettin Konevi (Ks.S.) Fatiha Tefsirinde diyor ki: "Günlerin,devirlerin aslı,merkezi ve ruhu Cenabı Hakk'ın "O,her an başka bir şandadır." (Rahman 29) sözüyle işaret buyurduğu (An) günüdür.Bölünemeyen tek zamandan ibaret olan An'a itibar et.Çünkü o,gerçek varlıktır,Rahmani nefestir,Ama-ı gaybdir.Ondan başkası,ister mazi ister istikbal farz edilsin,yoktur.Varlığın An'ı vardır.Bir tek an vardır.Mutlak Ama mertebesinden Rahmani nefese Mutlak An doğmuştur.An sırrıyla nefes,bütün oluşlara ve zamanlara yayılmıştır.Devrin,tabii çokluk hükümleri vardır.An'dan dakikalar meydana gelir.An genişleyince gün adını alır.Gün genişleyince haftalar,aylar,seneler ve devirler doğar.O halde An üzerine eklenen her şey zaiddir.Hakiki varlık,zamanın sari,külli burçları ve mertebeleri hep Allah'a aidolan bu AN'dan ibaret kalır ki "O,her an bir şandadır" ayetiyle buna işaret edilmiştir.İşte Kudsi Hadiste Zat'ın isimlerinden olan Dehr'i meydana getiren zamanın hakikati budur; "Dehr'e söğmeyiniz,çünkü dehr Allah'tır." Kamil,alim,fazıl,müteehhir alimlerin hatemi,ariflerin feneri,şeyhimiz Fusus Şerhinde şöyle diyor: "Mütekellimlere göre zaman,kendisiyle başka bir müteceddidin ölçüldüğü bir müteceddidden ibarettir.Yani "ne zaman" sorusunun cevabında bir olayı başka bir olayla kıyaslamaktır.Mukarenet (kıyaslamak),izafi bir şeydir.Birbiriyle karşılaştırılan iki müteceddidin (tazelenen olayın) bir durumuna bağlıdır.

"Filozoflara göre zaman: Atlas Feleğinin hareketinden ibarettir.Bize göre Atlas Feleği,Arştır.Demek ki filozoflara göre zaman,mevhum bir süredir.Bunu büyük feleğin hareketleri meydana getirir.Güneş,devrinin kemalinde bir alamettir.En yüksek kuşatıcı feleğin,bir devresi gündür.

"Muhakkiklerden bazı şeyhlere göre zaman,Allah'ın isimlerinden biri olan AN-i Daim'in görünüşünden ibarettir.Nitekim Hadiste: "Zamana söğmeyiniz,zaman (dehr) yüce Allah'tır." denilmiştir.Hz.Ali (R.A.) bir duasında: "Ya Dehre Daim: Ey Dehr-i Daim" demiştir.An-i daim ilahi Hazretin (mertebenin) imdadı (yardımı,yayılması) dır.An'da ezel ebede girer,ve tececdüdeder.Bu an,zamanın aslı,batını ve ruhudur.Zamanın bütün anları,dereceleri,dakikaları bu ruhun bedeni durumundadır.Nasıl ruh bedenin bütün uzuvlarına girerse,daimi,mücerred An da öyle bütün zamanlara sirayet eder.Bu an,daima hali üzredir.Aslı değişmez.Zamanların,AN-i Daime nisbeti,Küllün,cüzlerine nisbeti gibidir.Soyutluğu cihetinden AN-i Daim,indiyyet mertebesine izafe edilir.Yani Ana İnde denir.Peygamber (S.A.V.) Efendimiz "Rabbın indinde sabah akşam yoktur" sözü gibi.Buradaki zaman AN-i Daim günüdür ki Cenabı Hakk'ın şu sözüyle buna işaret edilmiştir: "O,her an başka bir şandadır." (Rahman 29) Artık sen anla.Allah daha iyi bilir.

Bil ki: Zamanın hakikati,kainattaki hakikatlerin en büyüğüdür.Buna ilahi filozofa HAKİKATLERİN HAKİKATİ, herşeyi içine alan ilahi,külli heyula denilir.Bundan kainatta bulunan A'yan-i Sabite (ideler) nin kabiliyelerine göre asırlar,devirler,tavırlar meydana gelir.Her alemin bir anı,şanı,günü vardır.Şehadet (dünya) ehlinin kesif bir günü vardır.Dar,sıkışık bir mekanı vardır.Aynı yerde iki cisim bir anda beraber bulunamaz.Bir de latif bir zamanı ve bunun latif bir mekanı vardır.Orada izdiham ve sıkışıklık,darlık yoktur.Onun,kesif zamanın hükümlerinden tamamen ayrı hükümleri vardır.O zamanda Tayy (bir anda bir yerden diğer bir yere gitmek),Kabz (darlık),bast (açılmak,genişlemek) vardır.Yani orada aynı anda bütün zıd şeyler beraber bulunabilir.

Bil ki: Zamanın mertebeleri olduğu gibi mekanın da mertebeleri vardır.Bunlardan kimi kesif,kimi daha kesiftir.Kimi latif,kimi daha latifdir.Zamanın bir de berzahiyyet (ara) mertebesi vardır ki cinlerin ve şeytanların ve bazı ruhların mertebesidir.Soyut (ruhların),manaların ve tecellilerin soyut bir günü vardır.İşte bu gün,ŞAN'ın mazharı olan AN'dır.Bir de mütehayyiz (yer kaplayan cisim) lere mahsus mukayyed gün vardır.Demek zaman,soyutla soyut; mütehayyiz (yer kaplayan,mürekkep) le mütehayyizdir.Soyut gün,ruhlara,mütehayyiz gün cisimlere mahsustur.Kime zamanın sırrı açılırsa,Kur'an'ın ruhu açılmış olur.Ve o zat, "Kulle yavmin Huva fi şan: O,her an başka bir şandır." ayetinin sırrına erer.

Ezeli ve zamanı anlamakta filozofların ayakları kaymıştır da bilgileri olmadığından ve şer'i burhanlara eremediklerinden alemin kıdemine (ezeliliğine) hükmetmişlerdir.Zamanın hakikatleri hakkında daha fazla tafsilat almak istiyen,Şeyh-i Ekber'in (Kitabu'ş-Şan,Kitabu'l-Ezel ve Kitabu'd-Durrati'l-Bayza') sını okumalıdır.Arfiler katında zaman ve mekan bilgisi,bilgilerin en yüksek ve parlaklarındandır.Zamanın ve mekanın sırrına vakıf olan kimseye Zat ve Sıfat Tevhidinin sırrı açılır.Bil,ve bunu yaşa,Allah başarıya ulaştırıcı ve feyiz vericidir.

Ben derim ki: Şeyh-i Ekber (Ks.S.) Fütuhat-i Mekkiyye'sinde zamana ayrı bir bap ayırmıştır.Elli dokuzuncu bap,buna aittir.Orada mevcut,mukadder,mevhum zamanlar ve günler hakkında mütalaasını beyan etmiştir.Diyor ki: "Günler çoktur.Kimi büyük,kimi küçüktür.En küçüğü Zemen-i Ferd (tek zaman) dır.Bu, "Kulle Yavmin Huva fi şa'n: O,her an başka bir şandadır." ayetinde ifade edilmiştir.Zemen-i Ferd'e gün de denir.Çünkü ŞAN onda meydana gelir.Bu,zamanların en küçüğü ve en incesidir.Büyüğünün bir sınırı yoktur.Bunlardan kimi elli bin yıl,kimi Şana ve sonsuzluğa varan bir senedir.Küçük gün ile büyük gün arasında aracı günler vardır ki bunların başı örfen (insanlarca) bilinen gündür.Bu günü saatler ayırır.Saatler,derecelere,dereceler dakikalara ayrılır.Böylece sonsuza gider.Bu suretle zaman tek görülür ki bunun ne önü ne sonu,ne ezeli,ne ebedi yoktur.Bu makamı gören der ki: "Adem zamanından bu zamana kadar gelenler,biz ve kıyamete kadar gelecek olanlar hepimiz biziz. "Biz,sonrakiler ve öncekileriz." Hatta be Adem zamanı,bu Muhammed Aleyhisselam zamanı demeğe de şaşar.Çünkü önceliğin ve sonluğun kalktığını görür.Zaman değişmez.Hepsi bir tek AN'dan ibarettir.Yine bu zat,şu velidir (dosttur),şu düşmandır,bu zehirdir,şu panzehirdir,bu karanlıktır,şu aydınlıktır (nurdur) demeğe de şaşar.

Bütün mekanlar için de durum aynıdır.Hasılı o makamda isimlerin ve sıfatların tekabülü yoktur.Çünkü o,Ama'dır.(Hakikatlerin hakikati) dir.Ne üstünde ne altında heva yoktur.O,yer,gök yaratılmazdan önce öyle idi,şimdi de öyledir.Daima da öyle olacaktır.Zamanın değişmesiyle AN değişmez.Mekanların değişmesiyle de MEKAN değişmez. "Allah gerçeği söyler,O,yola iletir."

 

MAWÂİDU'L-İRFAN

İRFAN SOFRALARI

Niyazî-i Mısrî

Notlarla çeviren: Prof.Dr.Süleyman ATEŞ.