KIRK YEDİNCİ SOFRA

 

KIRK YEDİNCİ SOFRA

 

Bil ki: Hakikat ve ayn birdir.Onda kesret (çokluk) yoktur.Herhangi bir şekilde tezahür eden hakikate baksan, "Hakikat olması itibariyle Hak'tır,dışarda görünüşü itibariyle halk'tır" dersin.Ahadiyyete bakarsan "Zat,yahut hakikat" dersin kafi.Zati tahakkukuna (hakikatine) bakarsan "Hak" dersin.(Önceki nafile ibadetlerle kulun Allah'a yaklaşmasını ifade eden) Hadisin mefhumuna bakarsan: Bütün kuvvelerin ve uzuvların,kulun aynı olduğunu görür ve kula izafeti dolayısıyla bunlara "halk" dersin.Hakkın da o kuvvelerin ve uzuvların aynı olduğunu görürsen bunlara "Hak" dersin.Vahdetin (tekliğin) çokluğa oranını düşünürsen (çoğun bire bağlılığını göz önünde tutarsan) "İlah" dersin.Tek hakikatten ibaret olan gerçek varlığın dış görünüşünün,iç varlığın daima bir aynası olduğunu düşünürsen "O,tecelli eden ve tecelli edilmiş" dersin.Bu,en çok şaşılacak şeylerdendir ki bir tek hakikate bu kadar itibarlar girer.Ve hakkında bütün itibarlar da doğru olur.(Bir tek varlık bu kadar isim alır).O,hakikatiyle,ilelebet sonsuz suretlerde tecelli etmektedir.O tek hakikat,belirli bir surette tecelli ederse diğer bütün suretlerde görünenin de o olduğunu unutma.O görünüşüyle beraberdir.Her aynda (varlıkta) O vardır.Her varlıktan görünen O'dur.Bir şeyde görünüşü,mutlakiyetini bozmaz.O bir şeye hasderilemez.Herşeyin özü O2dur.Ama bu ayn (varlık) larda,eşyada,tecelli eden suretler,O'nun mutlak zatı değildir.Mutlak zatı,her suretten münezzehtir,O'nun zahiri,her aynda ve her ayn içindir.Bütün bunlar,O'nun mahiyeti ve itibar edenin itibarına göredir. (Mahiyeti mutlaktır,şekilsiz,zamansız ve mekansızdır,ama taayyünü,yani görünüşü şekillere ve suretlere bağlıdır).

Bundan hayret et; iyice bunda yerleştin ve anladınsa hayret etme; Zira O,zatında kendinden başka varlık bulunmaktan münezzehtir. "O'ndan başka ilah yoktur.Her şey yok olucudur.Yalnız O'nun vechi bakidir.Hüküm O2nundur ve O'na döndürüleceksiniz." (Kasas 88)

O halde ey veli,içinle Allah ile birleşmenin artmasına çalışırken,dışınla da ayrılığını bilmelisin.Yani içinle cem' tarafında,dışınla fark tarafında olmalısın.Vahdet ile kesretten; kesret ile de vahdetten perdelenmemeli,kullukta marifet arasını bulmalısın ki tehlikelerden kurtulasın.

Mutasavvıflar dilindeki cem' ,tefrika ve cem'ul-cem'in manası şudur: Tefrika,sana nisbet edilendir.Cem' ,senden soyulup alınandır.Bu,şu demektir: Yani kulun,kulluk vazifelerine,beşeriyet icaplarına göre yaptığı ameller tefrikadır.Hak tarafından ona gelen manalar,lütuf ve ihsan ise Cem'dir.Her ikisi de kula lazımdır.Çünkü tefrikası olmayan kimsenin kulluğu olmaz; cem'i olmayan kimsenin de marifeti olmaz.Kulun "ancak sana ibadet ederiz" sözü,kulluğu göstermek suretiyle tefrikayı isbattır. "Ancak senden yardım dileriz" sözü de cem'i istemedir.Tefrika,iradenin başlangıcı,cem' sonudur.Cem'ul-cem' daha tam ve daha yüksek bir makamdır.Cem' ,eşyayı Allah ile beraber görmek,kuvvet ve kudretin Allah'a ait olduğunu bilmektir.Cem'ul-cem' ise tamamen helak olmak ve Allah'tan başka her şeyden fena bulmaktır ki bu,Ahadiyyet mertebesidir.

Çalışıp mücadele etmelisin.Vücudunu gözünden kaybetmeli,Zat'a yönelmeli,hakikatle uğraşmalısın ki,bütün varlıklar,O'nun cemalinin cevlangahı ve bütün kainat,O'nun kemalinin aynasıdır.Ruhunu bu mertebeye yükseltmeye ciddiyetle çalışmalı,mücahede etmelisin.Varlığını öylesine kaybetmelisin ki sana bakman O2na bakman olsun; senden bahsetmen,O'ndan bahsetmen olsun.Nerede ve ne zaman olursa olsun,yemede,içmede,konuşmada,susmada,gidip gelmede,hareket ve sükunda her an O'ndan boş kalmamalısın.Bunun için: "Sufi ibnu'l-vakt (vaktın oğlu) olmalı" denilmiş.Yani vaktini kaybetmemeli,geçene üzülerek,geleceği düşünerek şimdiki vaktini zayi etmemelidir.Çünkü geleceği düşünmek,ihtirastır.Vaktini o vakitte kendine gerekli olan teveccühte,kalbi tasfiyede ve tefekkürde geçirmelidir.Bunun manalarından biri de o kimsenin artık herhangi bir tarik ve adet peşinde gitmemesi,her zaman ve her halde Allah ile olmasıdır.Hak'tan başkasına bakmaz.Mesela bir defa halkın kalbini Hakk'a yöneltmekle uğraşır,bir defa kendi kendine Hak ile meşgul olur; halk ile uğraşmakta tefrika görür.O,daima Hak iledir.İkisi arasında zıddiyyet olsa da.Çünkü "Ameller niyyet iledir." Sufi vaktin oğludur.

 

MAWÂİDU'L-İRFAN

İRFAN SOFRALARI

Niyazî-i Mısrî

Notlarla çeviren: Prof.Dr.Süleyman ATEŞ.