OTUZ BEŞİNCİ SOFRA

 

OTUZ BEŞİNCİ SOFRA

 

Te'dip ve teeddüp hakkındadır: Allah Teala Hazretleri buyurmuştur: "Ey iman edenler,nefisleriniz ve çoluk çocuğunuzu ateşten koruyunuz." (Tahrim 6) ve Peygamber Aleyhiiselatu Vesselam Efendimiz de şöyle buyurmuştur: "Her çoçuk islam fıtratı (yaratılışı) üzerine doğar.Sonra onun anası babası onu yahudi,Hıristiyan veya Mecusi yaparlar."

Bil ki çocuk kendi başına bırakılırsa yemeye,içmeye,oyuna ve nefsinin istediği elbise ve diğer şeylere koşar.Dünyayı,Ahireti,dostu,düşmanı,küfrü,imanı,ibadeti,masiyeti,zikir ve fikri,şükür ve sabrı bilmez.Bu tabiatta olan büyükler de çocuk sayılırlar ama Allah indinde onlar,çocuk gibi özürlü sayılmazlar.

Anasının,babasının,ya da üstadının terbiye ettiği çocuk,hayırlı şeylere koşar,şerlerden kaçar.Böyle çocuk,yetişkin insanlardan sayılır.Binaenaleyh herkesten hakkı kabul etmelisin.Çocuk da olsa her mahluktan hakkı kabul etmen gerekir.Belkis'in kemaline,insafına ve ameline bak ki,kuşların en zayıfı olan Hüdhüd'den hakkı kabul etti.Vücudunun küçüklüğüne,zayıflığına bakmadı.Allah'ın ifade ettiği üzere Süleyman'dan getirdiği: "Bismillahirrahmanirrahim Bu (mektup) Süleymandandır ve Rahman ve Rahim olan Allah'ın adiyledir.Bana böbürlenme ve bana müslüman olarak gel." (Neml 30-31) sözünün manasını anladıktan sonra Hüdhüd'ü tahkir etmedi.Çünkü o,her biri makabline (öncesine) nisbetle cami'ü'l-kelam (veciz) olan bu üç kelimenin manasını anlamıştı.Zira birinci olan Bismillahirrahmanirrahim,öncesine nisbetle zata ve güzel sıfatlara delalet eder.İkincisi,bütün kötü sıfatların kökü olan böbürlenmeyi terk etmeyi emretmektedir.Üçüncüsü bütün iyi sıfatların kökü olan teslim ve itaattir. "Bana böbürlenme" sözü şuna işarettir: "Benim Hüdhüdümü küçük görerek bana böbürlenmeye kalkma.Onun cisminin küçüklüğüne bakma,fakat ağzındaki mektubun manasının büyüklüğüne bak."

Bil ki: Mü'mindeki saadet alameti,çocuktan da,ondan daha küçüğünden de çıksa hakkı kabul etmektir.Nasıl ki Belkis,Hüdhüd'ün Süleyman'dan getirdiği haberi kabul etti de bu yüzden selametle eriştiği şerefe erişti.Süleyman'ın zevcesi oldu.Ahirette erişeceği nimetlerden ayrı olarak dünyadaki saltanatı da elinde kaldı.Resulullah (S.A.V.) Efendimiz'e gelince onun: "Gözü kaymadı ve azmadı" eşyayı olduğu gibi gördü.Hatta evlerin en ehveninde bile Kadir'in kudretini gördü.Bunun içindir ki: Allah Teala onu,küffarın gözlerinden sakladı. (Hz.Peygamber Efendimiz mağarada iken örümcek mağaranın ağzına yuva yapmış ve o Hazret'i ta'kibe gelen düşmanlarının gözlerinden gizlemişti.)

Şaka alameti de,şerefli bir kimseden dahi çıksa hakkı kabul etmemektir.Nasıl ki Nemrud,Halil'i kendi gözünde küçük gördü ve hakkı kabul etmedi.Allah Teala da onu,mahlukatın en küçüğü olan sinekle helak etti.Sinek dimağına girdi,onu öldürdü.İşte her iki tarafın da cezası,hareketine böylece uygun düşmüş oldu.O halde Nemrud gibi kibirli olmaktan kaçın,kemal sıfatlariyle vasıflan.Her ne kadar Allah'ın Resulü (S:A.V.) Efendimiz'in,kemalin zirvesine ulaşan evsafiyle vasıflanamazsan da bari Belkis'in sıfatlariyle vasıflan ki erkek olduğun halde kadınlardan da geri kalmayasın,Kemalsiz ve edepsiz kalıp çocuklardan sayılmaktan sakın,çünkü onlar mazurdur,sen mazur değilsin.

 

MAWÂİDU'L-İRFAN

İRFAN SOFRALARI

Niyazî-i Mısrî

Notlarla çeviren: Prof.Dr.Süleyman ATEŞ.