OTUZ BİRİNCİ SOFRA

 

OTUZ BİRİNCİ SOFRA

 

Büyüklerden birine gönderdiğim mektubun sureti:

Bismillahirrahmanirrahim.Hamd Allah'a,Allah'ın selamı bütün seçtiği kullarına,Efendimiz Muhammed'e ve onun kuşatıcı ilmine,Cem' ve fark'ı havi haline varis olan seçkin ashabına ve aline olsun.Sonra bütün mertebeleriyle selam,mükafatlarla aziz,Şeyh Mustafa ismiyle müsemma temizlik ve vefa ile vasıflanmış kardeşimin,hali ve zevki ile tatlılanmış güzel mektubunu aldım.Şiir:

Allah içün kardeşimden bir mektup geldi,Manası sır gelini,lafzı da onun peçesi.

Öyle bir hazine ki cem'-ü fark'ı ve ikinci farkı cem'eder,Öğülmüş,doğru bir mektup.

Ben de cevap olarak birkaç söz yazmak istiyorum ama ne mümkün.

Zira irfanının etrafı ma'murdur.Onun irfanı bir bulut gibidir.

Yağdıran bir bulut ki kalbleri diriltiyor,hitabının tadı kulakları okşuyor.

Fakat ben yine de sevgimden dolayı cevaba cür'et ettim.Sevap almak ve Kalbimdekini size açmak üzere örtülü olandan perdeleri kaldırmak istedim.

Bundan sonra fakir der ki: İlimler denizinin erbabı dört kısımdır.Nasıl ki zahir denizi de bilenlerce dört kısımdır.Zira insanlardan kimi denizi görmemiş sadece işitmiş,kimi uzaktan görmüş,kimi sahilden görmüş,kimi de içine girebilmiştir.Birinci insan,denizi ömründe pek az hatırlar.İkincisi,günlerinin pek azında hatırlar.Üçüncüsü vakitlerinin yarısında denizi görür ve hatırlar.Dördüncüsü ise denizi hiç unutmaz ve unutamaz.Çünkü gözü devamlı olarak ona bakmakta,kalbi de ebediyyen onu anmaktadır.Birincisi iman sahiplerine benzer.İkincisi ihsan sahiplerine,üçüncüsü yakın sahiplerine,dördüncüsü keşf ve ayan sahiplerine benzer.Birincisi ancak işittiğini ve öğrendiğini yahut kitaplardan okuduğunu söyler.İkincisi,kalbine nadiren gelen (varidat) la ondan bahseder.Üçüncüsü,bir takım insanlardır ki lisanları varidat-ı İlahiyye ve Maarif-i Rabbaniyye ile doludur.Bildiklerinden ziyade ilham edildiklerini söylerler.Çünkü onların kalbleri,fehimlerin kabları,ilimlerin kaynaklarıdır.Maarif-i İlahiyye kalblerinden dillerine akar.Onlar ilahi mevhibeleri söylemeden duramazlar.Onlar irfan bahçelerinin bülbülleri,Süleyman'ın Esrar hüdhüdleridir.Dördüncüleri öyle insanlardır ki bildiklerinden dilleri tutulmuştur.Ruhlarının zevklerinden ötürü bildiklerini söyleyemezler.Onlar daima muhatap olanların zevklerine göre konuşurlar.Çünkü onların zevkleri,kendilerinden aşağı olanlar şöyle dursun,ekseri ariflerin zevkine de uymaz.Salih insanların iyi zanlarında ehlullah kabul edilenler dahi onları duysa katline hücum ederler.Nasıl ki Cüneyd de Mansur'un katline hücum etmişti.Celalü'ddin Rumi Hazretleri demiştir ki: "Eğer mansur benim keşfettiğim (sırları) esrarı duysaydı vallahi benim katlime sür'at ederdi." Bu esrar,ihata edilemeyecek kadar geniştir.Ulum ve maarif öğrenilemeyecek kadar çoktur.İnsan alıcı,kabiliyetlidir,Allah hadidir' İnsana çalışmaktan başka bir şey yoktur.Meclisinizde zikir ve tevhid nurunu alanlara,tecrid ve tefrid (ayırma ve birleme) yolunun saliklerine selamlar.Halkın en fakiri,fakrın hadimi Bursa'da sakin Şeyh Muhammed Mısri.

 

MAWÂİDU'L-İRFAN

İRFAN SOFRALARI

Niyazî-i Mısrî

Notlarla çeviren: Prof.Dr.Süleyman ATEŞ.