Prizren'li Ömer Lütfi Efendi'nin Hayatı

 

PRİZREN'Lİ ÖMER LÜTFİ EFENDİ'NİN HAYATI 
Prizrenli Ömer Lütfi Efendi Hazretleri

    Hacı Ömer Lütfi Efendi, 13.1.1870 yılındaPrizren'de(Yugoslavya) doğdu.Öz adı Ömer,soyadı ve mahlası Paçarız'dır.Dedeleri Gora'daki Rapçe köyünden gelmedir.Dedesi,İmam-Hatip olarak Prizren'e indiğinde Sırpça olan anadilleri Türkçe'ye dönmüştür.Babası da , 50 yıl Prizren'de imamlık görevini yürütmüştür.Yakup ve Mehmedali adında iki kardeşi vardır.Babası Mustafa Efendi,oranın tanınmış din alimlerindendir.
Ömer Lütfi,İbtidaiye ve Rüşdiye'yi bitirdikten sobra,lise olmadığından tahsiline bir müddet devam edemez.Bu sırada,babası O'nu terziliğe verir.Kendisinin de dediği gibi,tam bir ay boş iğne geçirir.Öyle ki,ustası O'ndan sadece dükkanı temzlemesini ve su fetirmesini ister.Bu durumu öğrenen babası,Ömer Lütfi'yi oradan alır ve 1887 yılında İstanbul'da Fatih Medresesin'de bulunan ağabeyi Mehmedali'nin yanına gönderir.İstanbul'da çok sevdiği Harbiye Okulu'na yazılmak isterse de,Ekrem ve Hacı Rüstem Şporta adlı iki arkadaşının etkisine kapılırve Fatih Medresesi'ne kaydolur.
1892 yılında Prizren'e vaki bir dönüşünde ,şehrin tanınmış şahsiyeti Hasan Efendi ve Türk subayı İsmail Efendi ile birlikte Yakova'ya gider ve burda melamete intisab eder.İntisabından sonraİstanbul'a döner ve derslerine devam eder,yeni yeni divanlar yazar.
1901 tarihinde ağabeyi Mehmedali'ninPrizren'e dönmesiyle,Ömer Lütfi de hemşehrisi Ali Tevfik ile birlikte Kahire'ye gider.Türkçe ve Farsça'dan başka Arapça'yı da çok iyi bildiğinden, güçlük çekmeden El-Ezher Üniversitesi'ne girer,öğrenimini burada sürdrürür.Bundan sonra,O'nun ilginçyolculukları başlar.1902 yılında hacca gider.Oradan dönüşte Sudan'a uğrar.8.3.1905 tarihinde,Prizren'e Hacı Ömer olarak döner.Dönüşü İstanbul'a yoluyla olmuştur.Selanik'e vardığında Hafız Vehbi Troka'dan kardeşi Mehmedali'nin bir yıl önce Prizren'de öldüğünü haber alır.
Hacı Ömer Lütfi Efendi,siyası alanda da ününü ve ismini duyurmuştur.Hatta bu yönde,büyük bir otorite sağlamıştır.Sağladığı bu otoritesiyle 1911 yılında Talat Paşa çağrısıyla Yemen'de beliren Arap Ayaklanması'nı bastırıp,isyankarları Türk Devletine bağlamakla görevlendirilir.Bu işi başardıktan sonra,tekrar Sudan'a gider.Oradan Girit'e geçer ve Prizren'e döner.Osmanlı İmparatorluğu'nun yıklıması ile kurulan Yugoslavya'da büyük bir siyasi adam olan Hacı Ömer koymuş ve tam anlamıyla melamete yönelmiştir.Aşağıdaki-divandan son-mısrai bu sebeple yazdığı kuvvetle muhtemeldir.

"Karışma Lütfi kesretle
Şeref bul ehl-i vahdetle
Yakın ehli,muhabbetle
Olurlar vakıf-ı mana"

    Prizren'de Melami Şeyhi olur.Şeyhliği esnasında devlet tarafından verilen her türlü yardımı reddeder ve gece-gündüz ,hvanıyla sanli onların mürşidleri değilmiş gibi başbaşa verip melamet zevkini sürdürür.Bu aşk ve zevkini ,hayatının sonuna dek devam ettirir.
25.10.1928 tarihinde doğduğu yer olan Prizren'de Hakk'ın rahmet deryasına göçer.Terzi Mahalle Mezarlığı'nda gömülüyken,oranın hastahane yapılması sebebiyle,kemikleri başka bir mezarlığa nakledilir.
Hacı Ömer Lütfi Efendi,Türk edebiyatında geniş yer sağlayıp mührünü vuran bir şahsiyat olmasa da 19 ve 20. yüzyılları birbirine bağlayan körüde yaşadığından bütün eserleriyleyeter derecede tanınmıştır.Estetik tarih ve politik anlayışıişleyişi,eserlerinde kuvvetlidir.Anlam nitelikleri,dil telleri,versifikasyonu bakımından kendisinden önce geçen Yugoslavya'daki şairler içinde Türk edebiyatına yeni çağdaş elemanlarını taşımıştır.Fakat ne yazık ki,kendisinden sonra çeşitli sebeplerle az yetişen öğrencileri,üstadlarının getirdiklerini sürdürememişlerdir.Eserlerinde,kardeşliği ve halka eğilmeyi cesaretle savunur.Şiir verimliliğiyleorada yetişen Türkelerin içinde birinci sırayı alır.Çok sayıdakı eserleri -el yazması hatta kendi el- yazısı eserleri arşiv ve şahsi kütüphanelerde bulumaktadır.Fakat bunlar,bugüne kadar biraraya getirilememiştir.